Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) ile mutlak iktidarın yolu açıldı. Hatta daha önce de bu yapıldı. Nasıl mı?

Yıl 2016… Milliyetçi Hareket Partisi, kurultaya gidecek ve delegelerin seçtiği aday genel başkan olacaktı. Adaylar şöyle idi: Prof. Dr. Ümit Özdağ, Koray Aydın, Süleyman Servet Sazak, Meral Akşener, Sinan Oğan ve mevcut Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ aday idi. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 19 Haziran 2016 tarihinde olağanüstü kurultay iptaline karar verilmişti.

2017’de paramiliter gerici bir yapılanma olan SADAT’ın işbirliğiyle, 7 milyon oyun geçersiz sayıldığı seçimde geçersiz oyları geçerli sayılan sayarak ve MHP’nin o zaman %10’luk oy tabanına güvenen Erdoğan’a cumhurbaşkanı hükümet sistemi gözüktü ve Erdoğan, yeniden cumhurbaşkanı oldu ve seçilme sayısı 2’den 1’e indi. Normalde 2014 – 2019 aralığında cumhurbaşkanlığını yapmalıydı fakat referandum bunu 1’e indirmeyi sağladı. Bu yüzden Devlet Bahçeli koltuğunda kalma mecburiyetindeydi ve kaldı da.

15 Şubat 1999 tarihinde teröristbaşı Abdullah Öcalan, Korgeneral Engin Alan’ın komutasında bulunan özel Türk timi ile (Kurmay Albay Hasan Atilla Uğur, Albay Levent Göktaş, Binbaşı Kaşif Kozinoğlu) terörist elebaşı Türkiye’ye getirildi ve 5.5 ay sonra terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın idam kararı DGM Cumhuriyet Başsavcısı Talat Şalk tarafından verilmişti ve Öcalan’ın idam kararı meclise gitmeden üç kişi arasında imzalandı ve 40 bin kişinin katili, terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın idam kararını kaldırtanlar arasında şunların imzası vardı: Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz. Günümüzde terörist elebaşının idam kararının kaldırılmasına evet oyu veren başbakan yardımcılarından biri hayattadır. Gerçi terörist elebaşına “kurucu önder” diyen, terörist Sırrı geberdikten sonra TBMM’de fotoğrafını okşayan, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile hediyeleşen, 40 bin canın katiline “statü verilmeli” ve teröristbaşı Abdullah Öcalan için “gelsin DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun.” diyen kişi ile 2009’da başlayan ihanet sürecine tepki veren aynı kişi yani Milliyetçi Hareket Partisi Devlet Bahçeli’dir. Balık baştan kokar diye boşuna dememişler değil mi?

Şimdi ki CHP’ye bakalım: 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı ile delegeler tarafından seçilmiş ve mazbatası verilmiş bir genel başkan görevden alınıp yerine mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu atanıyor.

Özgür Özel’in yaptığı yanlışlar vardır: Fethullahçı terör örgütünün bir haber sitesi Cihan Haber Ajansı’nda yazmak, Fethullahçı terör örgütünden geçmişte cemaat diye bahseden, Suriye’de terör yapılanması olan YPG’ye kardeş parti, Şeyh Sait’e hain bile diyemeyen, PKK terör örgütünün meclisteki kolu olan HDP’nin genel başkanına “vatan evladı” diyen, Tunceli lobisini dağıtmayıp partide tutan, Tunceli’ye D*rsim, Diyarbakır’a *med diyen, CHP’nin geçmişiyle hesaplaşarak Tuncelili bir ailenin çocuğunu genel başkan yaptık gibi söylemlerde bulunarak, Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı’nda terörist Selahattin Demirtaş’a selam gönderen, terörist Sırrı öldükten sonra başsağlığı mesajı yayınlayan, ihanet sürecine yeşil ışık yakan ve bu sürecin kardeşlik getireceğini söyleyen Özgür Özel değil mi?

Kılıçdaroğlu’da aynısı farklı değil açıkçası. Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın talimatıyla anayasal bir düzlemde kurulan Batı Çalışma Grubu’nun raporunda Kemal Kılıçdaroğlu şöyle geçmekte idi: “Bölücü ve Kürtçü.”

MİT ajanı olan Kaşif Kozinoğlu’nun 24 Ekim 2011’de Silivri’deki mektubunda aktardığına göre Kemal Kılıçdaroğlu, Federal Alman Gizli Servisi (BND) elemanı idi.

Seçim sürecinde teröristi ziyarete giden, CHP Olağan Kongresi’nde terörist Selahattin Demirtaş’a selam gönderen, 12 seçim kaybeden, (2014’te İstiklal Marşı’nı bile bilmeyen Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu cumhurbaşkanı adayı yapıldı ve kaybedildi. Yerelde de bu olumlu sonuç vermedi. Kemal Kılıçdaroğlu zamanı…) Kemal Kılıçdaroğlu dosyası pek iştah açıcı değil açıkçası.

Özgür Özel’in peşinden mi gidiyor Türk gençleri? Buna “hayır” demek gerekir çünkü konu Özgür Özel değil yok oluşa sürüklenen Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu Türk demokrasisi ve Türk hukukudur.

Yani mesele Özgür Özel meselesi mesele Türk vatanının bölünmez bütünlüğü ve ulusal egemenlik için mücadele etmektir.

2016’da MHP’ye yapılan hukuksuzluk ile 2026’da CHP arasında yapılan hukuksuzluk arasında bir fark yoktur. İkisinde de AKP eliyle hukuki süreç başlamış, kurultay iptal edilmiş ve iki Gazili olan Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli koltuklarını sağlama almıştır. Böylece Erdoğan’da koltuğunu sağlama almıştır ve bu açıkçası ortadadır.