Geçmişten günümüze Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, asli kurucu iktidarlar ve tali kurucu iktidarlar tarafından oluşturuldu. Geçmişten günümüzde kadar gelmiş anayasalar nasıl, neden ve niçin oluştu? Gelin bunlara cevap arayalım.

Türkiye Cumhuriyeti’nin sürekli gündeminde olması gereken ama milli maç, ünlülere yapıştırılan uyuşturucu; sporculara yapılan bahis operasyonları gibi etkenler ile unutturulan ülkenin kurucu bir etkeni: ANAYASA

Türkiye Cumhuriyeti’nde toplam 4 anayasa mevcuttur.

1. 1921 Anayasası

2. 1924 Anayasası

3. 1961 Anayasası

4. 1982 Anayasası

Bu çerçevede ilk önce Türkiye Cumhuriyeti’nde geçmişten günümüze kadar gelmiş anayasalara göz atmalıyız:

1921 Anayasası, 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilip 7 Şubat 1921 tarihinde Ceride-i Resmiye’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 23 maddeden oluşan, (sonda 1 maddede de yürürlüğe girmesi için olan madde yer alır.) ve asli kurucu iktidar tarafından ilan edilen yumuşak, çerçeve ve yazılı bir anayasadır.

1923 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE GİDEN YOLDA YAPILAN DEVRİMLER

30 Ekim 1922 tarihinde 307 sayılı kararla Devlet-i Aliye Osmaniye sona ermiş ve onun yerine Türkiye Hükümeti’nin geçmiştir. (Türkiye Hükümeti denmesinin amacı daha cumhuriyetin ilan edilmemesidir.)

2 Kasım 1922 tarihinde saltanat ve hilafet makamları birbirinden ayrılarak 16 Mart 1920 tarihinden geçerli olmak üzere saltanat kaldırılmıştır.

1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yinelenme kararı aldıktan sonra seçimlere gidildi ve II. Dönem Meclis 11 Ağustos 1923 tarihinde çalışmalara başlamıştır.

29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Hükümeti “cumhuriyet”i ilan etmiştir ve aynı tarihte TBMM 364 sayılı yasa ile anayasada değişiklikler yapılmıştır.

29 Ekim 1923 tarihinde cumhurbaşkanı seçilmesine karar verilmiş ve 158 milletvekilinin oy birliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa, Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

3 Mart 1924 günü kabul edilen 431 Sayılı Kanun ile hilafet kaldırıldı. Halife ve hanedan mensupları ise topyekun yurt dışına çıkarıldı.

1923 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

1923 yılında anayasada çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunlar şunlardır:

1.Türkiye Devleti’nin yönetim şekli cumhuriyet olmuştur.

2. Türkiye Devleti’nde bir meclis hükümet sistemine geçilmiştir.

3. Devletin dini İslam ve resmi dili Türkçe olmuştur.

TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU: 1924 ANAYASASI

1924 Anayasası, 20 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından yürürlüğe giren, toplam 105 maddeden oluşan, asli kurucu iktidar tarafından kurulan bir anayasadır. (Sonda yer alan bir madde de anayasanın ne zaman yürürlüğe gireceği belirtir.)

1924 Anayasası, kazuistik, sert ve yazılı bir anayasadır.

1924 Anayasası, Şapka Kanunu, Türk Medeni Kanunu, harf devrimi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı gibi devrimler sonucu eklemeler yapılmıştır.

1924 Anayasası’na 1928 yılında, “Türkiye Cumhuriyeti’nin dini İslam’dır” ibaresi kaldırılmıştır.

1924 Anayasası’na 1937 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Atatürk ilkeleri (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, devrimcilik) yerini almıştır.

27 MAYIS 1960 DARBESİNE GİDEN SÜREÇ

Türk askeri, ezanın Türkçeden Arapça okutulmasına, Tahkikat Komisyonu ile muhalefetin mallarına el konulmasına, İsmet İnönü’nün seçimde gidecek olan yerleri önceden tespit ede iktidarın önceden Türk polisine haber vermesi ve bunu böylece iktidarın engellenmeye çalışması, Paşa’ya karşı Adnan Menderes’in bir Kurtuluş Savaşı Kahramanı olan İsmet İnönü’ye olan düşmanca söylemleri, İsmet İnönü’ye iktidar partisi DP tarafından yapılan suikastleri bardağı taşıran damlalar olmuştu.

1961 ANAYASASINA GİDEN YOL

Kurmay Albay Alparslan Türkeş’in 27 Mayıs 1960 tarihinde saat 05.00’te radyolardan yaptığı yayın konuşması sonrası asker yönetimi ele almıştı. 27 Mayıs 1960 Darbesi Türk halkının desteğiyle ihtilale çevrildi.

27 Mayıs 1960 İhtilali’ni yapan Türk askeri, darbe sonrası yedi hukuçunun önermesiyle Milli Birlik Komitesi’ni kurmuştur. Milli Birlik Komitesi’nde 36 Türk askeri bulunuyordu. (Kurmay Albay Alparslan Türkeş, Kurmay Binbaşı Dündar Taşer ve Kurmay Yüzbaşı Muzaffer Özdağ, Milli Birlik Komitesi’nin içinde yer aldı.)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖZGÜRLÜKÇÜ ANAYASASI: 1961 ANAYASASI

1961 Anayasası’nı yapmak için kurulan Kurucu Meclis ile bir kurum daha geçici olarak kurulmuştu: Temsilciler Meclisi. Temsilciler Meclisi’nde iki siyasi parti vardı: Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi. 1961’de kurucu mecliste yer alan organlardan biri Milli Birlik Komitesi’dir.

9 Temmuz 1961 tarihinde 61 Anayasası’na “evet” diyenlerin oranı %61,7 idi.ve anayasanın halk oyuna sunulduktan sonra resmi gazetesinde yayınlanması 20 Temmuz 1961 tarihindedir.

1961 Anayasası ile sosyal devlet ilk defa anayasaya girmiş, çoğulcu demokrasi sağlanmıştır. 1961 Anayasası, tabii hakim ilkesine tabii olan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ilk anayasadır ve Devlet Personel Başkanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Anayasa Mahkemesi 1960’larda kurulmuştur. (Anayasa Mahkemesi ve Devlet Planlama Teşkilatı, 1961 Anayasasından sonra kuruldu.

(Kurucu Meclis’te yer alan Temsilciler Meclisi, 1961 Anayasası onaylandıktan sonra kapatıldı. Kurucu Meclis’teki Milli Birlik Komitesi haliyle duruyordu çünkü yönetimi ele geçirenler Türk askeri idi.)

1961 Anayasası ile birlikte yasama ve yürütme organı ikiye ayrılmıştı:

TBMM ve Cumhuriyet Senatosu; yasama organı olarak görev yaparken yürütme organı olarak cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu bulunmaktadır.

1961 Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin “özgürlükçü” anayasası olarak geçmektedir.

YÜRÜRLÜĞE BİLE GİREMEYEN, YAPTIRANIN İÇERİ ALINDIĞI ANAYASA: TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVRİM ANAYASASI

12 Mart 1971 Muhtırası’na giden süreçte 9 Mart 1971 tarihinde Korgeneral Cemal Madanoğlu tarafından yaptırılan 65 maddeden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Devrim Anayasası hazırlanmıştı fakat TSK’nın üst rütbeli generalleri ile anlaşamayan Madanoğlu 12 Mart 1971 tarihinde darbeye teşebbüs olarak tutuklanacaktı.

12 MART MUHTIRASI VE 1961 ANAYASASI’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

12 Mart 1971 tarihinde ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Oramiral Faruk Gürler, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu ve Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur yönetime el koyacak olan ordunun üst rütbeye sahip generalleri arasında ikilem çıkması sonucu darbe, muhtıra olarak kalmıştı.

1971 – 1973 değişiklikleri ile üniversitenin, TRT’nin özerkliği gitti, temel hak ve özgürlüklere kısıtlama geldi, propaganda izni verildi, askeri idari mahkemeler kuruldu.

12 EYLÜL 1980 DARBESİ’NE GİDEN YOL

12 Eylül 1980 darbesine bir günde gidilmedi. 12 Eylül 1980’e giden bir süreç vardı. 1970 yılında DHKP- C ve THKP- C adlı terör örgütleri kuruldu. 26 – 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesi’nde Fis köyünde PKK terör örgütü, Abdullah Öcalan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Şahin Dönmez, Mehmet Hayri Durmuş, Sakine Cansız, Kesire Yıldırım, Mazlum Doğan ve 12 kişi ile kuruldu. Ondan önce ise bir Ermeni terör örgütü olarak ele alınan ASALA, (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia) adını ilk kez dünyaya Dünya Kiliseler Birliği’nin Beyrut Bürosu’na bombalı saldırı düzenleyerek ilan etti ve bombalı saldırının tarihi olan 20 Ocak 1975, terör örgütünün kuruluş tarihi olarak kabul edildi. ASALA terör örgütünün elebaşısı ise Agop Agopyan’dır. ASALA terör örgütü elebaşısısı, Sovyetler Birliği’nden ve Marksist olan terör örgütü olan Filistin Kurtuluş Örgütü’nden etkilendiğini belirtti. PKK terör örgütü Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki terör saldırıları ile gündeme gelirken ASALA terör örgütü yurtdışında Türk büyükelçilerini şehit etmesiyle gündeme geldi. 20 Ocak 1975 tarihinden önce 1974’te Kıbrıs’a çıkartma yapan garantör ülke olan Türkiye’ye Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD silah ve haşhaş yasağı uygulandı. Hatta yağ kuyruklarının oluşmasının nedeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nda garantör ülke olması ve Kıbrıs’a asker göndermesidir. Ve 1975 yılından 1980 yılının ilk altı ayına kadar, il ve ilçelerde polislerin yakaladığı silah sayısı 11 bin 920, mermi sayısı ise 8 milyon 647 bindir. Daha geniş ele alırsak 1965 – 1980 yılları içerisinde ele geçe tabanca 150 bin, tüfek 45 bin, mermi 32 milyondur. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların sırf kendi mezhebinden ve ideolojisinde değil diye Kahranmaraş Katliamı, Bahçelievler Katliamı, Abdi İpekçi Suikasti ve Gün Sazak Cinayeti olacaktı. 12 Eylül 1980 Darbesi’ne giden süreç/yol işte böyleydi.

TÜRKİYE’YE PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜ VE SİYASAL İSLAMI BELA EDEN BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANI: TURGUT ÖZAL

6 Kasım 1983 genel seçimlerine Milli Güvenlik Konseyi’nin katılmasını müsaade ettiği 3 parti katılmıştı: Anavatan Partisi, Halkçı Parti ve Milliyetçi Demokrasi Partisi. Anavatan Partisi mecliste çoğunluğu ele geçirirken Turgut Özal’a da başbakanlık yolu gözükmüştü.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal, Irak’tan geldiği göç ile PKK terör örgütünün güçlenmesine destek verip PKK terör örgütü ile masaya oturdu; Celal Talabani ve terörist Mesud Barzani ile terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a mektup gönderdi. PKK terör örgütü ile masaya oturan Özal, 17 Nisan 1993 yılında öldürülüyor ve bakın ki 17 Nisan 1993 tarihinde PKK terör örgütü, terör faaliyetlerine devam ediyor.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal Nakşibendiliğin İsmailağa Cemaati’nde yer almaktadır.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal, Saddam Hüseyin zulmünden kaçan Türkmenlere sınır kapılarını kapatmıştır.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal, Türkiye Cumhuriyeti’nin adının Anadolu Cumhuriyeti olarak değiştirmek istemiştir.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal, Azerbaycan Türkleri, Ermeni çeteler tarafından katledilirken “onlar Şii, biz Sünni’yiz. Onlara İran yardım etsin.” diyerek Azerbaycan – Türkiye ilişkilerini sekteye uğratmıştır.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Turgut Özal, 24 Nisan 1915 tarihinde Sevk ve İskan Kanunu olan Ermeni Tehciri’ni sözde “Ermeni Soykırımı” yalanını söylemek telkininde bulunmuştur.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Özal, devlet kurumlarını özelleştirmiş, yerelleştirmiş ve kuralsızlaştırmıştır.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Özal, başbakanlık (1983 – 1989) ve cumhurbaşkanlık görevini yaptığı (1989 – 1993) sıralarda “türban” yasağı dillere pelesenk olmuştur. (Türban yasağını CHP başımıza kaktı diyenlere sormak gerek. İlk “türban” konusu Türkiye Cumhuriyeti’ne 1960’lı yıllarda geldi. 1960 yılında hükümet de hükümette Demokrat Parti vardı.)

TARTIŞMALARIN IŞIĞINDA BİR DARBE: 12 EYLÜL 1980

Kimi CIA’in darbede parmağı olduğunu söyler kimi ise darbeyi sadece TSK’nın yaptığını söyler. MHP Genel Merkezi aranmaya geldiğinde, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in masasında bir rapor bulunuyordu. O rapora göre “Oramiral Nejat Tümer’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilmesi, Koramiral Nejat Serim’in Donanma Komutanı olması” gerekti ve öyle de oldu. Türkeş’in masasında bulunan raporda “artı ve eksi işaretli hakim ve savcılar”da bulunmakta idi…

12 Eylül 1980 tarihinde Türk askerinin darbe yapması ile sağ – sol çatışması sona ermiş, ülke bir iç savaşa gitmekten kurtulmuştu. 12 Eylül’de bütün partiler kapatılmış, siyasilere siyaset yapma yasağı gelmiş, parti liderleri, askeri denetim altında tutuluyordu.

12 Eylül’de 12 milyon 683 kişi açığa alınmış, açılan 210 bin davada 230 kişi yargılanmış, 7 bin kişi idam cezasına çarptırılmış, 517 kişiye idam cezası verilmiş, idam cezası verilenlerden 50 kişi asılmış, (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala terör örgütü militanı) 71 bin kişi TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılanmış, 8 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılanmıştı.

4 Kasım 1982’de Kenan Evren’in yaptığı bir Taksim Mitingi konuşmada “sorarım sizlere geçmişte bunlar olmadı mı? Her gün çeşit çeşit beyannameler sokaklarda dağıtılmadı mı? Bu kararnameleri almak istemeyenler bir yerleri kırılıncaya kadar dövülmediler mi? Kapıların altlarından evlerine atılmadı mı? Afiş olarak duvarlara asılmadı mı? Bombalı pankartlar caddelere, sokaklara konmadı mı? E ne yapalım şimdi?...” Halk soruların hepsine “evet” cevabını verirken “E ne yapalım şimdi?” cümlesine “darbe” olarak yanıt vermişti. Bu yüzden 12 Eylül 1980 Darbesi olmaktan çıkıp 12 Eylül 1980 İhtilali demek mantıklı olacaktır çünkü darbeyi ordu yaptı, darbeyi halk destekleyerek ihtilale dönüştürdü. 1980 – 1983 yılları arasında siyasi yasaklar kalkmış; Ecevit DSP’yi, Türkeş, MHP’yi ve ilk defa siyaset arenasına çıkacak olan Turgut Özal Anavatan Partisi’ni kurmuştu.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE EN ÇOK İÇERİĞİ DEĞİŞTİRİLEN ANAYASA: 1982 ANAYASASI

Günümüzde yürürlükte olan 1982 anayasası %91.37 “evet” oyuyla kabul edilmiştir. 82 Anayasası 177 maddeden oluşmaktadır. Anayasanın ilk dört maddesinin değişilemez olduğu halk oyuyla tescillenmiştir. İlk dört maddede Türkiye Devleti’nin rejimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlıi temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu, Türkiye Cumhuriyeti’nin dilinin Türkçe olduğu, bayrağının beyaz ay yıldızlı al bayrak olduğu, başkentinin Ankara olduğı ve diğer anayasalara kıyasla Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı İstiklal Marşı olarak anayasada yer almıştır. Anayasanın 1. maddesi olan devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm, 2. madesi cumhuriyetin nitelikleri olan ve üçüncü maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi olunmayan hükümler madde 4 ile “değiştirilemez ve değiştirilemesi teklif edilemez.” bir anayasa olmuştur.

1982 Anayasası ise 21 kez değişikliğe uğramıştır.

6 Eylül 1987 Referandumu ile 67, 75, 175 ve Geçici 4 maddelerde (Siyasi yasaklı kişilerin yasağının kalkmasını öngören maddeler) değişikliğe gidilmiş, seçmen yaşı 22’den 20’ye indirilmiş, milletvekili sayısı 400’den 450’ye yükseltilmiş ve siyasi yasaklı olan kişilerin yasağı kalkmıştır.

25 Eylül 1988 Referandumu ile 82 Anayasası’nın 127. maddesinde değişiklik istenmiş fakat halkın %65’i yerel seçimlerin öne alınmasına red oyu vermiştir.

8 Temmuz 1993’te yapılan anayasa değişikliğinde ise özel radyo ve televizyon kurma serbestisi getirilmesi için 133. maddesinin değiştirilmesi istenmiştir. 133. madde bu doğrultuda TBMM tarafından değiştirilmiştir.

23 Temmuz 1995 tarihli anayasa değişiklğinde 33, 55, 67, 69, 75, 84, 85, 93, 127, 135, 149 ve 171. maddeler yeniden düzenlenmiş ve 52. madde ise yürürlükten kalkmıştır. 1982 Anayasası’nın başlangıç metni dahil olmak üzere toplam 15 madde yeniden düzenlenmiştir.

18 Haziran 1999 tarihli anayasa değişikliğinde 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 143. maddesine göre cumhuriyet başsavcılğıi HSK, DGM hakkında düzenlemeye gidildi.

13 Ağustos 1999 tarihli anayasa değişikliğinde 57. hükümette görev alan başbakan yardımcıları milletvekili sayısını 282’ye düşürülmesi talep edilmiş ve bu kabul görmüştür. Değiştirilen 47 madde ise özel teşebbüslerin devletleştirebileceği belirtilmiştir. 3 Ekim 2001 tarihli yapılan anayasa değişiklğinda Avrupa Birliği’ne uyum için anayasanın başlangıç metni dahil 13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 86, 87, 89, 94, 100, 118. ve 149. maddeler ile geçici 15. maddelerde değişikliğe gidilmiştir. Bu anayasa değişikliği 17 Ekim 2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

21 Ekim 2007 Referandumu 367 krizi ile patlak vermişti. 367 krizi şöyle idi: Dönemin yüksek oy olan cumhurbaşkanı adayı 357 idi. Cumhurbaşkanı olması için bunun 367 olması gerekmekte idi. Buna yönelik oylama iptal edildi. Erken seçim oldu. Bir müddet sonra da 21 Ekim 2007 tarihinde %68,9 evet oyu çıkmıştı.

12 Eylül 2010 Referandumu ise yirmi altı maddelik bir değişikliği içeriyordu. Sandıktan %57,88 evet çıktı. Halk askeriyeyi, hukukun üstünlüğünü kendi elleriyle mahvetmiş, SADAT paramiliter yapılanmasının önünü çok rahat açmıştı.

16 Nisan 2017 Referandumu ile birlikte madde 9, 75, 76, 77, 78, 87, 89, 98, 101, 104, 105, 106, 116, 119, 123, 125, 126, 142, 146, 149, 161 ve Geçici madde 21 “7 milyon geçersiz oy” geçerli kılınarak değiştirildi. Böylece Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçti. Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıktı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda, askeri okulların, askeri hastanelerin, askeri mahkemelerin kapatılması, Jandarma’nın ve Sahil Güvenlik’in İçişleri Bakanlığı’na bağlanması gibi bazı değişiklikler olmuş ve SADAT paramiliter yapılanmasının cumhurbaşkanı askeri danışmanı olarak toplantılara katılmasının önü de açılmıştır.

Şimdi konuşulan da bir sivil anayasanın yapılmasıdır. Bir anayasanın yapılması için en az 360 milletvekilinin oyu lazımdır. Burada halk referandumu da söz konusudur ama 400 milletvekilinin anayasanın değiştirilmesine kabul oyu verdikten sonra ihtiyari anlamda anayasa değişikliğe gider ve bunda halka inilmez. O yüzden AKP’ye geçen milletvekili sayısındaki artış, CHP’ye AKP tarafından atanmış koltuk sevdalısı Kılıçdaroğlu ve 3 Kasım 2002 erken seçimlerini ilan ederek AKP’yi iktidara taşıyan Bahçeli… Sivil anayasa için çabalayacaklar. Sivil anayasa olmazsa erken seçim olur o da bir daha ki yazıdadır.

Beklemede kalın…