Benim ilk görev yerim; bir buçuk yıl Mazıdağı, ilçesinde 1 yılda il merkezinde görev yaptım. Tam 23 yıl sonra yeniden yolumuz bu İl’e düşünce heyecanla etrafı gezmeye ve tanıdık yerleri aramaya başladım. Bir tek tanıdık yerle karşılaşmayınca şaşırdım. Şaşırdıkça daha çok yeri gezip “ bu nasıl iştir bir şehir böylemi değişir” diyerek illaki bir tanıdık yer bulmaya çalıştım ama nafile…Benim görev yaptığım şehir bu değildi…

En son görev yaptığım İmam Hatip lisesine uğradım tanıdık birisini bulurum diye orda da birlikte görev yaptığım hiç kimse kalmamıştı; genç bir müdür bizi karşıladı. Son derece kibar, beyefendi ve bir o kadar da sıcak kanlı.. Tipik Mardin toplum yapısının en müstesna örneği; bize “mırra “ ikram etti.

Sohbet derinleşince konuyu açtım dedim ki “sayın müdürüm nedir bu şehirin hali? Bir tanıdık yer bulamadım; ben burada 1 yıl görev yaptım; şimdi ise sanki başka bir şehire gelmiş gibiyim” cevaben: “Hocam şehirde tarihi evlerin etrafında yapıların tamamı devlet tarafından istimlak edilerek yıkıldı. Tarihi evler restore edilerek turizme açıldı. Ve sit alanı ilan edildi. O yüzden size yabancı geldi..”

Rahat bir mırra yudumlayıp geriye yaslanarak derin bir ohh çektim. Aradığım sorunun cevabını bulmaktan mutlu olmuş bir şekilde şunları paylaştım. Ne kadar güzel bir şehir olmuş; bu kadar tarihi yapının bir arada olduğu hiçbir şehir yoktur herhalde. Devletin ileri görüşlülüğü ve basireti sayesinde müthiş bir şaheser ortaya çıkmış. Bakmaya doyamıyorsunuz; ne yana baksanız tarih ve ne yana baksanız taş yapıların tarihi çağlardan size gülümsediğini görüyorsunuz.

1200-1500 yılları arasında Mardin’de hüküm süren Artuklu Beyliği ve Akkoyunlu Devletine ait binlerce yapı gün ışığına çıkarılarak restore edilmiş. Daha çok Artuklu Beyliğinin izleri hakim. Beyliğin kurucusu Artuk Beyin adını ve temsili resmini şehrin her yerinde görüyorsunuz. Üniversitenin adı da Artuklu Üniversitesi.. O dönemden kalma üç medrese var. Kasımıye, Zinciriye ve Şehidiye medreseleri tipik Selçuklu mimarilerinin örneklerinden; Erzurum’daki Çifte Minareli, Sivas’daki Gök Medrese ve Konya’daki İnce Minareli medreselerin benzerleri. Yüksekçe yapılmış taş işlemeli görkemli bir giriş kapısından giriyorsunuz; sizi geniş bir avlu karşılıyor ortasında havuz olan. Bu havuza dökülen su yolunda; insanın doğumundan, gençliğine ve ölümüne işaret eden irili ufaklı su yolları yapılmış. Avlunun kenarlarında talebelerin ders gördüğü odalar var kapıları alçak yapılmış eğilerek girebiliyorsunuz.

Atalarımız medresenin giriş kapısını son derece görkemli ve yüksek yaparken dersliklerin kapısını alçak yaparak şu mesajı veriyorlar: Eğitim aldığın yer bu giriş kapısının azameti kadar önemli bir yerdir ama içeri girince tevazuunu kaybetme, hocanın karşısına eğilerek gir. İşte bugünün üniversiteleri olan o günkü medreselerde atalarımız bu mesajı kuvvetli bir şekilde nakş etmişler. Medrese deyince dudak bükenler olmuştur. O günün üniversiteleri diyerek onları rahatlatalım. Tarihine düşman edilen bir nesil medrese lafından korkuyor olabilir..!!

Cuma namazını yine tarihi büyük camide kıldık. Hoca hutbede terörü lanetleyen birlik ve beraberliğe vurgu yapan hutbeyi okurken cemaatin sesli bir şekilde içten “amin” dediklerine şahit oldum. Yine hocanın birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışan şer odaklarını anlatırken ses tonundaki kararlılık ve vurgularla cemaati etkilemeye çalıştığını memnuniyetle izledim. Gördümkü halk bölgesinde terörden bıkmış, huzur ve güven istiyor. ( Hutbe konusuna deyinmek için Cuma namazından bahsetmek gereği hasıl oldu. Namaz üzerinden pirim veya kazanç umanlardan olmak istemem.)


Çarşı gezmelerimiz ve alışverişe devam ederken Mardin’in HDP ‘li belediye başkanı da çarşıyı gezerek esnafları ziyaret ediyordu. Esnafın, başkana tepkili bir şekilde “hala ne yüzle buralara geliyor” dedikleri tepkisine birinci ağızdan şahit oldum. Esnafların dediğine göre bir yıl öncesinde Mardin de tur otobüslerinden park edecek yer bulunmaz ve caddede yürümekte zorlanırlarmış. Esnaf diyorki ; Mardin caddeleri Ankara Kızılay’dan daha kalabalıktı. oysa şuanda caddede üç beş kişi var.
Bu sözün üstüne daha ne denir ki !

NOT: 3 Günlük seminerimiz boyunca bizlerle yakından ilgilenen Gümüşhanede birlikte çalıştığımız Müfettiş Abdurahman beye ve bizleri okulunda büyük bir içtenlikle ağırlayan Okul Müdürü Şehmus beye sonsuz minnet ve şükranlarımızı gönderiyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 9.162 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın