Sevgilisi ile yaşadığı yatak hikâyelerini paslayanlar, babasını tıklayanlar, anasını sallayanlar, kendi yaşadığını herkes yaşıyormuş gibi düşünüp kişiliğini geliştirenler... Bunların hepsi oturmuş ne demişler, kitap yazalım demişler. Eeee yayınevleri de bakmış ortalıkta salak çok getirin de basalım size demiş kitabınızı ama bir sorun var. Kitap basmak pahalı. Baskısıdır, editörüdür, düzeltmesidir derken ortalama bir kitabın maliyeti altı liraya çıkmış oluyor. Yayınevi de biliyor ki bunların kitabı satmaz ve sonra ne oluyor, bastırdığı kitapların çoğuna satış garantisi istiyor. Yani üç bin kitap basıldıysa yayınevi en az iki bin kitabın satışı için teminat bekliyor.

Şimdi buraya kadar kitabın ortaya çıkış sürecini anlattık. Kitap bastıran yazarcıklar bana " Sanane oğlum para benim, aşk benim, ihtiras benim. Gerekirse on bin kitap bastırır sonra hepsini satın alırım sana ne oluyor lello" diyebilirler. Onlara hiçbir sözüm yok. Delikanlısınız abi, helal size deyip saygımızı eksik etmeyiz. Ancak bir de fakir olup da belediye kapılarında yatanlar var kitap bastırmış, kitabını karısı bile almamış ondan sonra valiliklere, belediyelere yalvaranlar. " abbi abbi bak ben kitap yazdım kitabımı alırsan çok sevinirim abbi" diyerek çocukluğunu geri getirenler.

Bu kısma kadar öyküleyici bir dil kullandım sıkılmayasınız diye. Şimdi gerçeklere geçelim. 2017 yılında Türkiye de basılan toplam kitap sayısı 58 bin 27, satılan kitap sayısı ise 407 milyon 739 bin. Basılan kitapların %92.2 sini özel sektör oluşturuyor.. Özel sektör ne kadar başarılı, vay anasını sayın seyirciler diyebilirsiniz ancak basımı yapılan kitapların en az yarısına devlet kurumları sponsor olmak zorunda kalıyor. Adam duygularını karısına diyemeyip kağıda döküyor ve kafasında fötürlü şapkayla belediyelerin kapısına dayanıyor kitap bastırdım ne olur alın diye. Gerçekten çok iyi yazarlar var ve yazdıklarının halkla buluşması için sponsorlara ihtiyaç oluyor. Bu istisnayı dışarıda bırakarak insanların bilmesi gereken bir şeyi vurgulamak istiyorum: " Belediyelere ve valiliklere ait kültür birimlerinin, birilerinin kitaplarını almak dışında daha önemli görevleri var." Bu birimler sosyal aktivitesi olmayan veya az olan yerlerde halkın bu ihtiyacını karşılamak için çalışmalıdır. Özellikle günümüzde fizyolojik ihtiyaçların giderilmesi kadar psikolojik ihtiyaçlarında giderilmesi büyük önem arz ediyor. Bu konuda detaya girmeyeceğim. Çünkü detaya girersek konu sapkın olur aklı gider o nedenle mevzuya geri dönelim. Bunları anlattıktan sonra aklımda koskocaman soru işaretleri oluşturan bir durum daha var onu da anlatmadan geçmeyeceğim. Kültür- sanat etkinliklerinin çoğu artık imza günü olarak geçmeye başladı. Söyleşi kültürü yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Yazarların çoğunun aklında kitaplarını imzalamak var. "Acaba kaç kitabım satılacak" kaygısını taşımaya başladılar. Yani tamamen ticaret. Ver parayı al kitabı.

Çok fazla kitap yazmış arkadaşım, hocam var ve onlar kitaplarını nasıl bastırıyor inanın hiçbir fikrim yok. O nedenle bu yazıyı okuduktan sonra bana karşı kimse cephe almasın. Herkes, ortaya çıkardığı eserin kalitesini biliyordur. Son söz olarak; Gümüşhane bundan sonra hiç görmediği kültürel etkinlikleri gerçekleştirecek ve bu organizasyonları planlarken şehrimize önemli eserler kazandırmış herkese de ihtiyacımız olacak. Gümüşhane Belediyesi'nin destekleriyle gerçekleşecek bu etkinliklerde tüm kültür sanat kulüplerinin ve bu işlere gönül vermiş herkesin elini taşın altına koyacağından eminim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.