Tarihi dönüm noktası olarak nitelendirilen bugünlerde yaşanan olaylar gerçekten de tarihin tekerrürden ibaret olduğunu ortaya koymaktadır. Yüzyıllardır toplumları farklılaştırmak için süren veya sürdürülen yarış devam ediyor. 
Bu yarışa neresinden katıldık diye sormak gerekirse, sanırım ortasından ve birkaç adımda önde gidiyoruz.
O zaman arkada olanlar var demek ki, bunları tanımak ve tanıtmak gerekir. Geçtiğimiz günlerde cümbür cemaat toplandık dağ bayır demeden, eşkıyayı yol keseni düşünmeden, hiçbir can güvenliğimiz de olmadan, üsten bizi kimlerin dahi izlediğini bilmediğimiz bir yere pikniğe gittik. Yer sapa bir yerdi ama popülaritesi muhteşemdi. Birde bizim popülaristliğimiz buna eklenince sorma ortaya çıkan doğa resmini. Planlasanız bu kadar muazzam bir doğa resmini çizemezsiniz, bırakın çizmeyi aklınızın ucuna getirip hayal dahi edemezsiniz.    


Ama “hayaldi gerçek oldu.” O zaman bakalım tuvale neler döküldü. 


Meşruluğunu ilan eden bir örgütün uluslararası kongre ilanı, Yeni bir gelecek ve Yeni bir Ortadoğu oluşumu, kırk yıllık mücadele sonucunda demokratik siyaset kapısının açıldığı, halkların kimlik savaşının kazanıldığı, dört kısımdan oluşan federasyon  yapısı ve ardından bu yapının içeriğini tanımlayan maddeler.
8 Mayıs itibariyle disiplinli örgütün planlı, kademeli, gizlilik içinde ciddiyetle hareket ederek Güneye çekilmesi, bu ciddiyet her bir taraf için ciddi olması, bu sürecin bağımsız taraflarca kontrol edilmesi ve sonucunda normalleşme sürecine geçilmesi.


Bu tuvalin yapılması kadar pazarlanması ve popülaritesinin artırılması da gerekir. İyi bir pazarda satılmayacak ürün yoktur. Pazarın gücü de buna denir.


Boyayı da gözardı etmemek gerekir. Erzincan yöresi bir türkümüz vardır;
Adalarda vardır gamış
Uzar uzar vermez yemiş
(ah) Oğlan bekar gız görmemiş
Buna da akıl heç ermemiş …


Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz. İsteyen ister; yeni anayasada hak, başkanlık sistemine tam destek, mecliste meşruluk, halk arasında ise meşruluğu anlatacak topluluk. 

Balıkesir sevmez her topluluğu, Kayseri olan biteni arar, tarar çürük elmayı dalında dahi tutmaz, Niğde’de ise Bor’un pazarına yetiştin yetiştin… 

Anlatılacak meşruluk, “göz yaşı akmasın, kan dursun,” olmuş satılıyor. Niğdeli hiçbir cana kıymadığını ve hiçbir canı incitmediğini açıkladı, bunun muhataplığını da üstlenmedi. Kayserili de kimsenin kanını akıtmadığını açıklayarak bunların anlatılıp medet umulacak kişilerin kendileri olmadıklarını ortaya koydular. 

O zaman bu göz yaşının, akan kanın sorumlusu ve muhatabı kim?



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner343

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 10.000 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın