Özhanlar Mobilya

banner333

banner309

banner421

24.02.2026, 11:48

Öğretmenleri Taşıma Projesi ve Millî Eğitim Akademisi

Millî Eğitim Bakanlığı’nın önümüzdeki yıllarda hayata geçirmeyi planladığı uygulama  “öğrenci yerine öğretmeni taşıma” projesi. Yaklaşık iki milyon öğrencinin taşınması yerine, daha az sayıdaki öğretmenin belirli merkez okullara ulaştırılmasının maliyet açısından daha uygun olacağı ifade edilmektedir. Bu uygulamanın pilot bölge çalışmalarıyla başlatılması planlanmaktadır.
Pilot uygulama gündeme gelmişken, benzer bir yaklaşımın Millî Eğitim Akademisi süreci için neden düşünülmediği de tartışmaya açıktır. Akademi kapsamında binlerce öğretmen adayına 12–14 ay süreyle yeniden eğitim verileceği belirtilmektedir. Ancak özellikle büyükşehirlerde barınma sorunu ciddi bir mesele olarak ortadadır.
İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde kira bedellerinin yüksekliği, depozito ve emlak komisyonu gibi ek masraflar; henüz mesleğe başlamamış ve sınırlı gelirle geçinmek zorunda olan öğretmen adayları için önemli bir yük oluşturmaktadır. Bekâr olan adayların büyük çoğunluğu için uygun konut bulmak oldukça güçtür. Çoğu ev sahibi de bekara ev vermek istemiyor zaten…
Sendikalarla yapılan görüşmelerde, akademiye katılacak öğretmen adaylarının barınmasına yönelik henüz net bir planın olmadığı ifade edilmektedir. Bu belirsizlik, adaylar arasında kaygıya yol açmaktadır.
Oysa çözüm üretmek mümkündür. Geçici süreyle kamu misafirhanelerinin, atıl durumdaki yurtların veya uygun kamu tesislerinin değerlendirilmesi; yönetmelik düzenlemeleriyle barınma desteğinin sağlanması gibi seçenekler masaya yatırılabilir. Bu adımlar, geleceğin öğretmenlerini maddî ve manevî açıdan rahatlatacaktır.
Unutulmamalıdır ki öğretmen, bir milletin istikbalidir. Öğrencilerimizi yetiştirecek olan bu kadronun daha mesleğe başlamadan mağduriyet yaşaması, eğitim ordusunun    motivasyonunu zayıflatır. Bakanlığın, belirsizlikleri giderecek açık ve kapsayıcı bir açıklama yapması hem adayların hem de kamuoyunun beklentisidir.
Ramazan Etkinlikleri
On bir ayın sultanı Ramazan’ın gelişiyle birlikte manevî ve kültürel etkinliklerde gözle görülür bir artış yaşanmaya başladı. Özellikle Samsunlu sanatçı Celal Karatüre’nin seslendirdiği “Kâbe’de Hacılar” ilahisi, adeta yeniden keşfedilerek gündeme damga vurdu.
Bu eser aslında yıllardır biliniyordu; ancak sanatçının yorumuyla birlikte kısa sürede geniş kitlelere ulaştı ve sosyal medyada yoğun ilgi gördü. Sanki görünmez bir düğmeye basılmış gibi ilahi, farklı platformlarda paylaşıldı, konuşuldu ve Ramazan atmosferinin sembollerinden biri hâline geldi.
Bu durumdan rahatsız olmak yerine şunu sormak gerekir: Gençlerin ve çocukların dilinde, anlamlı ve manevî içeriği güçlü eserlerin yer alması neden olumsuz görülsün? Günümüz popüler kültüründe, değer dünyamıza katkı sunmayan birçok söz ve içerik dolaşımdayken; “Kâbe’de Hacılar” gibi ilahilerin ilgi görmesi elbette sevindiricidir.
Öte yandan Millî Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği Ramazan etkinlikleri konulu yazı da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bazı siyasi çevreler, sendikalar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları bu etkinlikleri eleştirdi; hatta İzmir’de protestolar düzenlendi. Eleştirilerin odağında “laiklik” ve “din ve vicdan özgürlüğü” kavramları yer aldı.
Oysa Türkiye, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedir. Kültürel ve dinî değerlerin, özellikle gönüllülük esasına dayalı etkinlikler aracılığıyla yaşatılmaya çalışılması; demokratik toplumlarda doğal karşılanmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü, sadece inanmama özgürlüğünü değil; inancını yaşama ve kültürel değerlerini ifade etme hakkını da kapsar.
Bununla birlikte, bazı kişilerin ilahi üzerinden alaycı içerikler üretmesi ve provokatif paylaşımlar yapması da toplumsal hassasiyetleri zedelemektedir. İfade özgürlüğü, başkalarının inanç ve değerlerini tahkir etme hakkı anlamına gelmez. Toplumsal barış için karşılıklı saygı esastır.

Yorumlar (0)
3
hafif yağmur
Namaz Vakti 24 Şubat 2026
İmsak 06:06
Güneş 07:37
Öğle 12:28
İkindi 14:48
Akşam 17:09
Yatsı 18:35