Bir dostla sohbetimiz sırasında Azerbaycan’dan konu açılınca soruldu ki: 30 yıl önce 1990 yılında  Karabağı, ermenistana bırakmak zorunda kalan Azerbaycan  ne olduda şimdi böylesi bir kararlılkla 45 gün içerisinde ermeni ordusunu bozguna uğratıp işgaldeki yoprakların çoğunu kurtarabildi? 

Sizce sebebi nedir diye sordum.. 

Bence “milli şuur” dedi ve ekledi.Dediki 30 sene önce SSCB’nden yeni ayrılan  ve milli hassasiyetleri neredeyse yok edilen azerbaycanın Ermenistana topyekün bir direniş göstermesi düşünülemezdi.Ancak aradan gecen bu 30 yıllık sürecte toparlandılar, millet olmanın, bağımsız olmanın ve bagımsızlık adına gerekirse gönüllü olarak cepheye gidip ölmeyi göze alacak bilince eriştiler. 

Dostu dinlerken hayranlıkla yüzüne bakıp gözlerimle onu onaylarken,içimden şunlar geçti; acaba ülkemizde de bu 30 yıl içerisinde milli şuur konusunda bir gelişme bir ilerleme oldumu? Yoksa maddeyi merkeze alan, yaşama ve refah seviyesi artan ülkemiz insanlarında özellikle gençlerde bu şuurlanma konusunda ne durumdayız? 

Milli şuur nedir? Neyle beslenir? Nasıl oluşur? 

Maaleseftir ki  ülkemizde aydınlar , akademisyenler,öğretmenler ve pek çok alanda yol gösterici olan kesime bu soruyu sorsak üç farklı yaklaşım görürürüz..! 

Birinci yaklaşım derki; Milliyetçiliği önceleyen Türk gelenek ve görenekleni esas alan bir eğitim müfredatı ile gençlerimizi okullarda yetiştirmeliyiz. 

İkinci yaklaşım diyecektir ki;. Dini esasları önceleyen ve dinin emir ve yasaklarını içeren bir eğitim müfredatı ile çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. 

Üçüncü yaklaşım diyecektir ki ; çağdaşlığı esas alan ve batı toplumlarının uyguladığı aynı zamanda Atatürk ilke ve inkilaplarını esas alan bir eğitim müfredatı ile çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. 

Bu üç akımın görüşlerine de saygı duyalım ve diyelimki "evet sen haklısın .. "

Karşılaşacağımız manzara şudur.  Kendi görüşünü öncelerken diğerlerini ya düşman edip öteleyecek yada yok sayacaktır. 

Bunu nerden mi biliyoruz* Biliyoruz çünkü bu üç akımın da doğru olduğuna inanan hükümetler ülkemizde iş başına geldiler ve  sadece kendi görüşlerini hakim kılmak ve kendilerine daha çok taraftar toplamanın peşine düştüler. 

Oysaki; bir ülke ortak değerler üzerinde anlaşamazsa, ortak bir dil oluşturamaz ise, birinin çare olarak gördüğünü biri zehir olarak görürse,birinin kahramanı diğerinin lanetlediği kişi olursa  milli şuur geliştirmek kolay mıdır? 

Hepimizin sevdiği ve hepimizce onaylanan bir yazarımız yada bir eserimiz var mı? 

Hepimizin sevdiği ve gurur duyduğu bir ressam adı söyleyebilir miyiz? 

Hepimizin ortak değer verdiği tarihi kahramanlarımız hangileridir? 

Hepimizin kabul edebileceği ve sahipleneceği bir sanatçımız,  filmimiz, tarihi eserimiz var mıdır? 

Asıl kritik soruyu sorayım; şu anda hemen hemen herkesin hayranlıkla izlediği ve benimsediği dünyaca ünlü bilim adamımız Aziz SANCAR , ABD ‘den Türkiye’ye dönüş yapsa  ve bir siyasi partiyi övüp yada eleştirse ne olur? 

Cevap; bütün geçmişinin ve başarılarının üzerine sünger cekilir,alehinde edilmedik laf hakaret kalmaz, ülke nüfüsunun yarısı tarafından kahraman ilan edilirken diğer yarısı tarafından hain ilan edilir. 

...... 

1970-80 yılları arasında lisede öğrenciydik;hükümetler sık sık değişirdi.Hükümetler değiştikçe okul duvarlarında asılı olan Türk büyükleri resimleri duvardan kaldırılır,sonrasında diğer hükümetlere göre asılırdı. 

Sonraki yıllarda kılık kıyafet üzerinden  bir milli şuur oluşturulmaya çalışıldı. Binlerce kadın eğitim hakkı gibi temel bir insan hakkından mahrum bırakıldı. 

İçinde bulunduğumuz yıllarda ise dini değerleri öne alan bir  politika izlenmektedir. 

 Gelinen noktada uygulamalar ve sonuçlar göstermiştir ki:Milli şuur oluşturulurken milletin ortak değerlerini eşit derecede önemli görmeli, birini diğerinin önüne geçirmemeli en önemliside öbürünü şeytanlaştırmaktan kaçınılmalıdır. 

 Dini değerlerimizin yanında,Türk kültürü gelenek ve göreneklerimizle birlikte gelişen dünyaya ayak uydurabilecek yeniliğe açık,ilerlemeyi ve gelişmeyi seven, aklın bilimin öncülüğünde,çağdaş ve demokratik değerleri benimseyen bir anlayışı düşünebilir miyiz?  

Yaşar Kemal’ den ve Necip Fazıldan bahsederken ikisine karşı duygularımız eşit olabilir mi?  

Atatürk ve Fatih’ten bahsederken ikisi hakkındaki değer yargılarımız eşitlene bilir mi? 

Mimar Sinan’ın tarihi eserleri  ile Orhun kitabelerine   aynı duyarlılıkla yaklaşılabir mi? 

  

OLMAZ diyeceksiniz, olamaz çünkü davamız zarar görür,olamaz çünkü kolay yoldan insanların seçimlerde kullandıkları oyu alamayız.Olamaz çünkü yanlışlarımızı, hatalarımzı ve kusurlarımızı aklayacak taraftardan yoksun kalırız. 

Olamaz çünkü; siyasetin ilk temel kuralı düşman yaratmaktır...!  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 10.000 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın