Günümüzde kredi kartları kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Bu kullanıma karşılık bankaların müşterilerine karşı sosyal sorumluluk kapsamı dahilinde olumlu tutumunu bir kenara bırakın, olumsuzlukları dahi ortadan kaldırma eğilimi göstermemektedir. Buna nazaran kamu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ da her şeyden habersiz veya kendi görevi değilmişçesine halkın sesine duyarsız kalmaktadır. Tüketiciler içerisinde en az bir adet kredi kartı kullananların oranı %51 iken birden fazla kredi kartı kullanıcı oranı %22 olduğu belirtiliyor. Ortalama her iki kişiden biri kredi kartı kullanmasına rağmen tüketiciyi koruma amaçlı bankalara belirli yaptırımların getirilmemesi şaşırtıcıdır. Buna en basit örnek kart limitine göre yıllık veya aylık hizmet tutarı (hava parası) adı altında kesinti yapılasıdır. 

Asgari ücretle evini geçindirmeye gayret eden bir aile çözümü maalesef yine kredi kartlarında buluyor. Maaş gününde kredi kartlarının belirli kısımlarını ödeyerek kalan borcu banka hesabında bırakmasıyla, bankaya bağlılığı sürekli devam ediyor. Zamanla biriken asgari borç ise istenmeyen sonuçlara meydan veriyor. İlgililer ise suçu yine halkta buluyor. Akıllı kullanın, bilinçli kullanın vs. vs. Zaten borcunu ödeyemeyenler, asgari geçimini sürdüremediği için borç unsuruna başvurmaktadır. Yine de gelecekte de hızlı bir şekilde imkanlar doğrultusunda borçlarını ödemek istemektedir. Ancak ödeme imkanı, gelir kısıntısı buna olanak sağlamamaktadır. Bu durumu araştırmalar şöyle ispatlıyor. Kredi kullananların %70 biran önce borçlarını kapatma gayretinde olduklarını belirtiyor. 

İlginç olan bir başka durum ise kredi kullanmaya teşvik eden devletin yine halkın şikayetlerine kulak asmamasıdır. Kredi dosya masrafı adıyla alınan yüksek meblağların geri alınabileceği söylenmesine rağmen üzerine düşülmemesidir. Kamunun bu tarz alınan ücretlerin gereksiz olduğu beyanı üzerine bankaların itirazı işe yarıyor ancak kamunun lafzı havada kalıyor. Halk yine madur…

Burada iki önemli noktaya değinmek gerekirse; birincisi asgari geçim indirimi tutarını günümüz şartları öngörülerek belirlenmeli ve brüt tutardan gelir vergisi (%15 – ortalama 170 TL denk geliyor) kesintisi yapılmamalıdır. Asgari ücret bir gelir değil geçim için gerekli olan zorunlu kaynaktır. 
İkinci unsur ise artan banka sayıları ile artan özel borç stokunun hızlı bir şekilde daha sıkı denetim altına alınmalıdır. Bankalara ise bu kadar serbest hareket alanı tanınmamalıdır. 
Son on yılda ortalama 6 kat artan özel borç stoku gelecekte içinden çıkılmaz sorunlar teşkil edebilir. Kamu borç stoku ile karşılaştırıldığı zaman; özel kesim borcu, kamu borcunun 2 katı olması bu tedirginliği açıklar mahiyettedir. 






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 9.162 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın