Yaklaşık on yıl önce bir akşam vaktiydi. Hiç unutmam, tarihi Odunpazarından  aşağıya doğru araçla inerken hemşerim Ali Özçelik Bey aracını bir fırının önünde durdurdu.

İşaret parmağı ile fırını göstererek “Buranın ekmeği güzeldir. Ustası Yaşar bey hakiki ustadır. Ekmeğini denemende fayda var. Çok yerde böyle lezzetli ekmek bulamazsın.” diye söyledi.

Ali Bey, daima etrafına hürmetli, geniş gönüllü, güleç yüzlü bir ağabeyim. Bir şeyler yapmak ve faydalı olmak için ağır başlı, sakin, içindeki insan sevgisi, olgunlaşmış beyefendiliği elden bırakmadan durmaksızın bir gayret içinde olur hep...

Ve yüreğindeki sıcaklık, yüzünde ve zeytin karası gözlerinde daima ışıldıyan tebessümüyle olumlu enerji verir karşısındakine. Değerli bir hemşehrimdir. Allah ömrüne bereket versin.

Merakla araçtan inip fırına yöneldim. Birlikte içeri girdiğimizde pişen ekmeklerin o muazzam kokusu biraz önce söylediklerini haklı çıkaracak gibi görünüyordu.

İhtiyacımız olan birkaç ekmeği alıp tam fırından çıkarken fırıncıya cebinden çıkartıp bir miktar para verip: ”Bununla dışarıdaki askıya ekmek asarsan sevinirim.” diye seslendiğinde “askıda ekmek” kavramı ile ilk kez tanışmıştım.

Bu anlamlı davranıştan etkilenmiştim. Yardımseverliğini gündelik yaşamında sıkça gördüğüm kadim dost Ali Bey’in böyle bir davranışına ilk kez şahit oluyordum. Mutlu oldum. “Sağ elin verdiğini sol elin görmediği zekice bir hayırseverlik,karşıdaki insanı rencide etmeden yapılan yardım örneği…” gibi cümleler geçti zihnimden.

Fırından ayrılıp araca bindiğimizde içimdeki merak duygusuyla sordum: “Ne zamandır böyle yapıyorsunuz?” Hiç duraksamadan cevapladı “Uzun süredir. Ne zaman buraya gelsem.” diye ekledi.

O tarihten sonra ne zaman ki yolum o tarafa düşse hala o fırında askıda ekmek geleneğinin devam ettiğini görmekteyim.

Geçtiğimiz gün Devlet Bahçeli’nin “askıda ekmek kampanyası” başlattığını öğrendiğimde yukarıdaki anımı hatırladım.

Demem o ki içimizde öyle mütevazı/hayırsever insanlar var ki riyadan/gösterişten uzak kendi gönül dünyalarında ihtiyaç sahiplerine gerekli yardımı ve desteği kimsenin haberi olmadan cömertçe yapıyorlar. Ne mutlu onlara!

Biraz araştırdığımızda Osmanlı döneminde de fakir insanların ekmek ihtiyacının karşılanması amacıyla ‘Askıda Ekmek’ geleneğinin o zamanlardan başladığını görmekteyiz.

Evet, sevgili okuyucular! Yardımlaşma ve dayanışma mensubu olduğumuz aziz Türk Milletinin doğasında ve mayasında var.

Pandemi süresince işini ve aşını kaybetmiş, zor günler geçiren insanımızın yanında olup onlarla yardımlaşmak ne güzel bir duygu.

Yardımın güzel olmasının sebebi, kimsenin senin yardımından haberdar olmamasıdır. Sessiz sedasız gizli bir kahraman gibi görevini yapmaktasındır. Bu sebeple bir elin verdiğini diğer elin görmemesidir asıl anlamlı olan.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz aylarda “askıda fatura” kampanyası ile binlerce faturanın hayırsever tarafından ödenmesine vesile oldu.

Yine birkaç ay öncesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi, “üç harfli” süper marketlerin mahalle bakkallarını neredeyse ortadan kaldırdığı bir ortamda bakkallardaki veresiye defterlerini toplayıp borçları kapatması sosyal dayanışmanın güzel örnekleri oldu.

Elbette bu örneklerin sayısı çok fazla Anadolu’da...

Ancak…Bu askıda ekmek kampanyası bize bir gerçeği gösterdi.

Demek ki bir dilim ekmeğe muhtaç insanımız var hala aramızda. Öyle bir medeniyetin evlatlarıyız ki Atamız Oğuz Kağan’ın çağlar aşıp günümüze ulaşan şu “Türk halkı zenginleşsin, arasında fakir kimse kalmasın. Öyle ki, fakirlik suç sayılsın.” veciz sözlerinin üzerinden asırlar geçse de bir ekmek alabilecek gelir seviyesine sahip olmayan insanımızın olması yüreğimizi kanatıyor.

Askıda ekmek kampanyasının bir diğer anlamını da "Biz size bu kadar bakabildik... Bizden umudu kesin, gari siz birbirinize bakın" demenin itirafı olarak yorumlayan büyük bir kesim var.

Haklı/haksız olabilirler. Gerçek olan ekonomik şartlar altında, kapitalist düzende ekmeğe muhtaç insanımızın varlığı!

Siyasi liderlerin bize göre görevi, o askıdaki ekmeğe muhtaç vatandaşının neden muhtaç olduğunu araştırıp, sorunu bulup bunu çözmesi değil midir?

Burada lider/parti ismi hiç önemli değil, bu kampanyanın iyi niyet ile girişilmiş bir kampanya olduğuna da eminim. Ama siyasetçiler “Neden insanlar askıda ekmeğe muhtaçlar?” sorusuna çözüm üretmek ve bir çare bulmak zorunda.

“Evet, yeri geldiğinde biz bize yeteriz” bunda hiç şüphe yok. Yoksul vatandaşların incitilmeden ekmek ihtiyaçları karşılanmasıda geçicide olsa iyi bir çözüm.

Askıda ekmek/askıda fatura/iban numarası verilmesi gibi sosyal projeler uzun süre devam ettirilemeyeceği için sorunun temeline inmek gerekiyor.

Yani demem o ki ekonomide yapısal sorunlar var. Kültürümüzde devlet “baba” olduğunu vatandaşına hissettirmelidir.

Elbette medeniyetimizde ve inancımızda yardımlaşma kıymetlidir. Elektrik/su/doğalgaz faturalarını ödemede güçlük çeken vatandaşlarımıza, hayırseverlerin desteği ile bir soluk aldırmak değerli.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” düşüncesini bizler her zaman vatandaş olarak düşünelim ancak daha çok idareciler bunu düşünüp sorumluluklarının gereğini yerine getirmeliler.

Çünkü siyasetçilerin asıl görevleri; ait oldukları toplumun her bir ferdine, yardıma gereksinim duymayacağı, refah düzeyi yüksek bir gelir sağlamak olmalıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner343

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 10.000 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın