Amerikan dolarının Dünya’nın neredeyse her yerinde işlem görmesi ve her bir piyasaya yayılması olumlu bir gösterge olmakla birlikte kontrolünün yapılamadığı durumda tehlikeli sonuçlar sunacağı görülüyor. Amerikan dolarına bağımlı ülkelerin ekonomileri tek bir hamleyle sarsılabilecek kadar kırılgan olabilirken, Amerika’da ki ekonomik istikrarsızlıktan da kolaylıkla etkilenebilmektedir. Dünya’da en büyük sıkıntılardan biri olan işsizlik başta Amerika olmak üzere bu soruna çözüm getiremiyor. En büyük ikinci tehdit ise Amerika piyasası ve sınırları dışında olan döviz miktarının Amerika’ya dönme tehdididir. Mevcut durumda işsizliğe karşı tüketim alışkanlığının fazla olması bürokrasiyi de kaygılandırmaktadır. 

Yıllardır ABD ‘nin savaş bölgelerine hibe olarak dolar göndermesi, kalkınma adı altında gelişmekte olan ülke piyasalarına teşvik hibeleri vermesi aslında coğrafyaya doları yayarak etki alanına ve gücüne güç katma hamlesi olarak değerlendirilebilir. 

Kaynaklara göre güçlü ABD dolar rezervini elinde bulunduran Çin, dolar üzerinden ekonomilere yaptırım uygulayabilecek güçte olduğu belirtilirken, İran ise dolara karşı kayıtsızlık politikası uygulamış ve etkilenme derecesini sıfıra yakın indirgemiş, Rusya ise dolara karşı yeni ekonomik kayıtsızlık politikaları geliştirmeye devam etmektedir.

Genel olarak düşünüldüğünde dolar basımından elde edilecek gelir ve piyasa dengeleyicisi olarak kullanma yetisini kaybetmeye başladığını çoktan anlayan FED, bu sürecin çıkmaza gireceğinin bilincinde. 
Aslında sermaye tabanlı büyümenin maksimum noktaya ulaşan piyasalara en güzel örnek olarak sunulabilir. Dışsal genişleme olarak genişleyebileceği maksimum noktadan sonrası ise artık tehlike canlarının çalmaya başladığı zamanı kontrol edebilmektir.

Açık bir örnek olarak değerlendirildiğinde Türkiye ekonomisi son on yolda sermaye tabanlı, sıcak parayla çok hızlı bir genişleme gerçekleştirdi. Sıcak parayla bu genişleme hızlı sonuç verdi. Ancak sermaye üzerinden faiz ile genişlemenin (ki buna büyümek demek ayrı bir konu olabilir) optimal noktaya kadar gerçekleştirilip artık içsel ve dikey büyümeye yönelme planlarının gerçekleştirilmesi daha kalıcı olabilir. Halkın ve devletin katma değer oluşturacak fiziki yatırımlara ağırlık vermesi, serbest piyasayı organize ederken sistematik şekilde işsizlik, dolayısıyla enflasyon, ekonomik sıkıntılar istenilen seviyede kalabilir. Bu dikey büyüme ile sermaye ve faiz diyagramıyla genişleyen ekonomide rahatlayarak, piyasa spekülasyonunu ve piyasa manipülasyonlarını en az etkilenme seviyesine çekebilecektir. Ayrıca dolaylı yollardan ekonomiye etki eden dışsal müdahalenin de gücü zayıflayabilir.

Gezi parkı olayları ile piyasanın bir bakıma test sürecinden geçmesi ardından faiz lobisi konfigürasyonun açıklanması, yeni bir ekonomi politikasına geçiş zamanı için açık fırsattır. Artık paranın kazancından ziyade ülkenin, çalışanın ve halkın kazanması ile temellere oturmuş sistemin inşası gerçekleşebilir.

Fiziki yatırımlarla dikey büyüme, sermaye ve sıcak döviz ile büyüme kadar hızlı sonuç alınamayacağı bilinir. Çünkü temelinde sistemin bitirilerek katma değer oluşturmaya; verim, nakit döngüsü sağlamaya başlaması kısa bir süre değildir.   Bu sebepledir ki her hükümet kısa yoldan hızlı sonuç almayı arzular ve fiziki altyapı ile dikey büyüme yoluna fazla başvurmaz.  Uzun süreyi göze almak ise yeni bir sistemin ve yeni bir dünyanın kurucusu olmaktır.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner343

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 10.000 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın