banner275
08 Ocak 2014 Çarşamba 15:18
Yeniçeri'den Basın Açıklaması
banner305
banner331

 Açıklama aşağıdaki şekilde;

AKP İktidarı Soğukkanlılığını Kaybetmiştir!

Devlet adına güç kullananlar yasadışı örgüt gibi hareket edemez. Önyargılı davranamaz. Toplumun bazı kesimlerini şeytanlaştıramaz, itibarsızlaştırmaz ve aşağılayamaz.  Devlet yetkilileri hukuku, yasaları ve kuralları bir yerlere taşırken “inlerine gireceğiz ya da köklerini kazıyacağız” da demez, diyemez!

Başbakan savcılara laf yetiştirmekle meşgul olmaktadır. Savcının iddianamesine cevap vermeyi, sanıkları ve iddia edilen rüşvetle ilgili araçların temizlemeye çalışmaktadır. İktidar ise yargıyı rahat bırakmayan, mahkemelerin bağımsız çalışmasını engelleyen bir tutum takınmıştır. İktidarın bu tutumunun hukuk devletinden yeri yoktur!

Devlet yetkilileri intikam ve öç duygusuyla icraat yapamazlar. 17 Aralık operasyonu sonrasında hükümetin soğukkanlılığını büyük ölçüde kaybettiği görülüyor. İktidarın her yanını panik, telaş ve tedirginlik sarmıştır. Bu da iktidar partisinin hata üstüne hata yapmasına neden olmaktadır!

Görevden Alma, İstifa ve Sürgünler

AKP hükümetinin son gelişmelerin gölgesi altında bürokraside büyük bir tasfiye operasyonuna giriştiği görülüyor. Oluşturulan kaotik ortam görevden almalara, istifalara ve sürgünlere gerekçe yaratıyor.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından emniyet, yargı ve maliyedeki tayin ve atamalar bütün hızıyla sürüyor. Bu bağlamda görevden almalara ve istifalara, Milli Eğitim Bakanlığı da dâhil oldu. Milli Eğitim Bakanlığında da Balıkesir, Gaziantep, Yalova, Rize, Samsun, Trabzon, Bolu ve Van İl Milli Eğitim müdürleri görevinden alınmıştır.

Bakanlık yetkilileri, bu görevden almaların, yolsuzluk operasyonunun ardından emniyet, yargı ve maliyede yapılan tayin ve atamalarla ilgisi olmadığını söylüyor. Yapılan değişikliğin rutin bir işlem olduğunu söylüyor. Öyle olsa bile zamanlaması manidardır.

Bu arada Maliye Bakanlığı haftayı büyük bir operasyonla açtı. Bakanlık üst düzey yöneticileri birer birer görevlerinden alınıyorlar. Kritik noktalardaki Genel Müdürler ile onlarca Daire Başkanı görevden alınıyor ya da emeklilikleri isteniyor.

Bu şartlarda bürokrasinin görevden alınma ve sürülme tehdidi altına sokulduğu açıktır. Hükümet yetkilileri panik halindedir. Bu nedenle her yolsuzluk operasyonuna karşı bir operasyonla cevap veriyorlar.

Polis Yolsuzluk Operasyonu Yapıyor, Hükümet Operasyon Yapanları Görevden Alıyor!

Bürokrasi hallaç pamuğu gibi atılırsa, insanlar niçin ve hangi kritere göre görevden alındığını ya da göreve getirildiğini bilemezlerse bundan böyle ülkede kamu adına iş görecek insan bulunamaz. Donanımlı, yetenekli ve onurlu insanların bürokrasiden uzaklaşmasına yol açılmış olur. Bu da devletin ehil olmayan ellere geçmesi dışında uygulana gelen devlet geleneğinin de bozulmasıyla sonuçlanır.

Devlet kadroları eğer varsa bütün örgütsel unsurlardan –özellikle KCK/PKK- temizlenmelidir. Ancak bu konuda çok duyarlı davranmak da esas olmalıdır. Bürokrasi AKP ile cemaat kavgasına kurban verilmemelidir.

Bu arada hükümet yargının her operasyonuna karşı operasyonla cevap vermeye de devam ediyor. Dün İzmir merkezli operasyon için 5 ilde aynı anda düğmeye basıldı. 17 Aralık operasyonunun bir başka versiyonu başladı. Haliyle gözler Cemaat ile AK Parti arasındaki 'operasyonlu meydan savaşına' döndü.

Hükümet üyelerinden bu operasyonun da öncekiler gibi olduğuna yönelik imalı açıklamalar geldi.

Ardından da İzmir'de dün Liman İşletmesine yönelik operasyonu gerçekleştiren bir emniyet müdür yardımcısı ile iki şube müdürü derhal görevinden alındı.

Yargının yolsuzluklara yönelik olarak yaptığı her operasyonu hükümet kendisine karşı yapılmış “paralel devlet” operasyonu olarak algılıyor. Hükümet yetkilileri durdular durdular da tam seçim arifesinde niçin bu yolsuzluk operasyonunu başlattılar diyorlar, her operasyonu ‘manidar’ buluyorlar. İktidar yetkilileri sanki seçim arifesinde yolsuzluk normalmiş gibi bir tavır takınıyorlar.

Halbuki, hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet gibi devleti ve toplumu çürüten olgular zamana ve mekâna tabi değillerdir. Bu nedenle de yolsuzluk, suistimal ve rüşvet operasyonlarının zamanı olmaz! Nerede, ne zaman olursa orada üzerine gidilmeli ve gereği yapılmalıdır.

Savcı İle İlgili İddialar!

Başbakan Erdoğan günlerdir, "Bir savcı yılda 22 kez Dubai'ye tatile gidebilir mi? Bunun kaynağı nedir?" diye sordu. İçeriğini bilmiyoruz ama böyle bir durum varsa bu soru doğru bir sorudur. Ancak zamanlaması yanlıştır. Eğer bu savcıya Başbakan Erdoğan bu soruyu Ergenekon davası sırasında sorsaydı o zaman şimdi sorduğu soruların bir anlamı olurdu.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu yaptıran savcının “Dubai Tatili”, bu operasyonu gerçekleştiren polislerin “yediği lahmacun” ya da “çektikleri tespih” ortaya çıkan devasa rüşvet ve yolsuzluk iddiaları karşısında sadece bir ayrıntıdır. Ayrıntılar öne çıkarılarak esası gözden kaçırmaya çalışmak makul bir tavır değildir.

Amacı ne olursa olsun 17 Aralıkta yapılan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kamu adına büyük bir hizmettir.

Yolsuzluk Gündemini Değiştirmek!

17 Aralık soruşturmaları ve ardından yaşananlar AKP'nin 'ahlaki açı'dan yara almasına,  moral, motivasyon ve dengesini kaybetmesine neden olmuştur. AKP yeni süreçte cemaatle kavgasını her şeyi örtmekte kullanıyor. Bir yandan stratejik olarak hedef küçültme, diğer yandan rüşvet ve yolsuzluk gündemini kapatmak amacıyla AKP yeni taktik arayışlara yönelmiş bulunmaktadır.

Bu bağlamda Türk hukuk tarihine bir yargı faciası olarak girmiş olan davalarla ilgili olarak yeni adımların atılmasını AKP’nin kabullenmesi de tamamen bununla ilgilidir.

Bilindiği gibi Özel Yet­ki­li Mah­ke­me­ler, 5 Tem­muz 2012’de kal­dı­rıl­dı. “Er­ge­ne­ko­n”, “Bal­yo­z”, “As­ke­ri Ca­sus­lu­k” gi­bi da­va­la­rın, kal­dı­rı­lan Özel Yet­ki­li Mah­ke­me­ler­de de­vam ede­me­ye­ce­ği, mağdur olan her kesim tarafından de­fa­lar­ca gün­de­me ge­ti­ril­mişti. An­cak AKP’nin kurmayları bun­la­rı hiç duy­ma­dı ve il­gi­len­me­di. Son gelişmeler üzerine milli orduya kumpası AKP’nin kurmayları dile getirdiler ve konuyla ilgili olarak ge­lin gö­rüşelim çağrısı yaptılar. Adalet Bakanı “Yanlıştan dönmek erdemdir” dedi. 5 Temmuz 2012 tarihinde varlığı ve tüzel kişiliği ortadan kaldırılan Özel Yetkili Mahkemenin o tarihten sonra yaptığı icraatların hükümsüz ilan edilmesi sorunu büyük ölçüde çözecektir. Sonrası mağduriyetlerin nasıl telafi edileceğiyle ilgilidir.

AKP’nin U Dönüşünün Nedeni Nedir?

Şimdi şu soruyu sormanın tam zamanıdır: Acaba 17 Ara­lı­k’­a ka­dar yar­gı­da, em­ni­yet­te, yargılamanın yapıldığı mahkeme salonlarından yaşananları AKP gör­me­miş ya da duymamış mıdır? AKP olanı biteni ucu kendisine dokunan 17 Aralık operasyonundan sonra mı fark etmiştir?

Elbette değil. O halde AKP’de görülen bu U dönüşünün nedeni nedir?

Yol­suz­luk, rüş­vet, ka­ra pa­ra Türkiye’nin gün­de­mine oturunca, adı ba­zı id­di­ala­ra ka­rı­şan ba­kan ço­cuk­la­rı tu­tuk­lan­ınca, ayak­ka­bı ku­tu­la­rı için­de 4,5 mil­yon do­lar çıkınca, AKP’nin aklına  “pa­ra­lel dev­le­t”, “Dev­let için­de çe­te­”, “inlerine gireceğiz” söylemleri geldi.

AKP olanı biteni boğazına kadar battığı yolsuzluk ve rüşvet görüntülerinden çıkmak için kullanıyor. Gündemi değiştirerek, dikkatleri toplumsal duyarlılığı yüksek alanlara çekerek durumu en az zayiatla atlatmaya çalışıyor.

AKP canhıraş bir biçimde yolsuzluk, rüşvet ve otoriterleşme sürecini örtmeye çalışıyor. Yine iktidar kamu algısını yolsuzluk ve rüşvetten malum davalara çekerek yönetmeye çalışmaktadır. Buna izin verilmemelidir, verilemez!

İktidarın foyası, yargının cılkı, bürokrasinin canı, devletin çivisi çıktı denilecek bir durumla Türkiye karşı karşıyadır.

Gerçek Paralel Devlet: KCK

Çözüm süreci gerçekte bölgenin ’PKK’lılaştırması’ süreciydi. Bu bağlamda bölgeden gelen haberler tüyler ürperticidir.

Gelen dehşet verici haberlere göre:  PKK teröristleri çözüm süreci sayesinde bölgedeki tüm şehir ve ilçelerde yerleşimlerini tamamlamışlardır. KCK sisteminin oluşmadığı, PKK silahlı teröristlerinin yerleşmediği yer ve bölge kalmamıştır.

Basına da yansıyan haberlere göre PKK üst düzey yetkililerinin konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyledir: "Doğu ve Güneydoğu'da Türklerin sayısı asker ve polisten ibaret. Öğretmenlerin önemi yok. Çözüm süreci sayesinde hiç giremediğimiz yerlere ulaşıp yerleştik... Ayaklandığımız zaman Kürdistan artık tamamdır..."

"Devletin bizim için en vurucu gücü hava sistemleridir. Bu sebeple artık taktik değiştiriyoruz. Bundan sonra halkın arasında savaşacağız. Artık dağda savaş bitti... Devletin sınırların bazı noktalarına yapacağı yüksek gözetleme kuleleri için güdümlü füzeler kullanacağız...”

HPG il yetkilisi şöyle diyor: "...Korucuların %85'i yanımızda. Düzenli olarak vergilerini veriyorlar. Devlet içindeki diğer arkadaşlarımızla düzenli olarak haberleşiyoruz, birbirimizi biliyoruz..."

Yine HPG il yetkililerinin teröristlere yaptığı açıklamalarda altı çizilmesi gereken önemli bir açıklama da şudur: "...Çözüm süreci savaşımız ve Kürdistan için tam bir güç kaynağı oldu. Biz 20 yıl savaşabilecek kadar askeri ve ekonomik güce ulaştık. Bu süreçle... Artık herkesle görüşebiliyoruz. Yolsuzluk kavgasını iyi değerlendireceğiz. Akıllı olmalıyız. Başbakan bizim için Kürdistan demektir. Bunu açıkça söylemiyoruz. Böyle dersek ülke ayaklanır..."

"Seçimler çok önemli. Teşkilatımız tamam. Milletvekili seçimlerine kadar Kürdistan'ı kurmak zorundayız. Rojava'nın bir an önce toparlanmasını bekliyoruz... Siz gerillalara her türlü tolerans tanınmış durumda. Verginizi toplayıp araçlarla serbestçe geziyorsunuz. Daha ne istiyorsunuz..."

Dahası PKK içerikli KCK endeksli BDP milletvekilleri de serbest bırakıldı. Böylece zafer kazanmış kahraman gibi KCK’lılar TBMM’ye daldılar. Büyük bir moral ve motivasyon edinen bölücü cenah küstahlaşmada sınır tanımaz hale gelmiştir.

Başbakan “Kürdistan kavramını kullandıktan sonra bölücü cenah Kürdistan Partisi” kurmak için harekete geçti.

Demirtaş açıkça söylemişti: "TC bize adalet veremez. Biz kendi ülkemizde özgür olacağız!"

PKK’nın inlerine giremeyenler hedefi başka alanlara çekmekle meşgul olunca durumdan yararlanan PKK/KCK bölgede hâkimiyetini giderek pekiştiriyor. Kafası karışıklar, rüşvet ve yolsuzluk yapmakla meşgul olanlar sonuçta bölgede olanı biteni görmezlikten geliyorlar. Gözlerini PKK’nın faaliyetlerine kapayanlar gözlerini açtığında bambaşka bir dünya ve Türkiye ile karşı karşıya gelebilirler.

Ankara’nın toza dumana karışmış gündemi Balkan Bozgunu öncesi İstanbul’un havasına benzemektedir. İktidarı bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti Devletine, ülkenin bütünlüğüne ve milli birliğe sahip çıkmaya ve uyanık olmaya davet ediyorum.

Son Güncelleme: 08.01.2014 15:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309