“Gençlik, özene özene özünü kaybetti
Necip Fazıl Kısakürek


Ali Metin TOKDEMİR Ülkücülük davasına olan inancı, bütün sıkıntılara, imkansızlıklara rağmen onu bu kutsal davasında besleyen yegane ilham kaynağı olmuş, kısacık ama şuurlu, onurlu ve vatanperver duruşu ile de ülkücü gençliğin muhabbetini ve güvenini kazanmıştır.
TOKDEMİR, Ahde vefayı bir namus anlayışı olarak özümsemiş, ülküsüne olduğu kadar ülkücü dostlarına da aynı gönülle sahip çıkmış, tüm hayatını bu ilkeler üzerine kurmuş olan bu güzel dava adamı 1995 yılında elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrılmıştır.
Kendisi, fedakarlığın, samimiyetin ve mücadelenin adamıydı. Yaşadığı günlerin, yılların siyasi, kültürel değerlendirmelerini son derece olgun ve tarihi bilgilerle donanmış sentezlerle yapar, anlatır ve yaşardı.
Özellikle gençliğin kültürel ve siyasi bunalmışlığının önüne geçecek politikaların uygulanmamış olmasını şiddetle eleştirir, Avrupa’nın o dönemlerde de en genç nüfusuna sahip ülkemizde gençliğin eğitim ve sağlık öncelikli istek ve ihtiyaçlarına dikkat çekerdi.
Doğruydu; Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre gelecek kaygısıyla mutsuzluğun arasında güçlü bir ilişki varmış. Gelecek beklentisi düştüğü ölçüde mutluluk oranının da o kadar düştüğü tespiti tüm istatistiklerde yer alıyor. Peki dünyanın 10 büyük ekonomisi içerisinde gösterilen ekonomisi ve bölgesinde “öncü ve büyük devlet” olma yolunda ilerleyen Türkiye’nin gençlerine verdiği umut ne kadar? Koca bir hiç!..
Rahmetli TOKDEMİR’in “Gençlerimizi mutsuz kılan, onları gelecek endişesine sürükleyen, inançlarını zedeleyen ne kadar duygu varsa, bunları gidermek, onları şuur sahibi yapmak konusunda sorumluluk alması gerekenler her kimlerse, başlarını kumdan çıkarsınlar, şahsi menfaatlerini bir yana bıraksınlar ve bu ülkenin milliyetçi, muhafazakar, onurlu ve şuurlu çocuklarının yetişmesine, o çocukların ve gençlerin yoksullaşmasına engel olacak politikalar üretmek için kendilerini vazifelerine adasınlar” diyerek, ta o günlerden işaret ettiği hususlar bakın, geçen ayki OECD raporlarında nasıl yer almış:
“Türkiye OECD ülkeleri arasında en çok yoksula sahip ülkeler arasındadır. OECD ülkeleri arasında bebek ölümleri konusunda ilk sıralarda bulunmakta, eğitim olanakları, ulaşım ve kabul edilebilir yaşam standartları açısından Birleşmiş Milletler sıralamasının üçüncü liginde kendisine yer bulabilmektedir. İnsanı kalkınmışlık sıralamasında ise 4 basamak birden inerek 90’ıncı sırada yer almıştır.”
Böyle bir ülkede geleceğe umutla bakabilir misiniz, mutlu olabilir misiniz?..
Siyasi iktidarlar hep ülke ekonomisinin büyümesinden bahsederler. Doğrudur belki, ama ekonominin büyümesiyle birileri zenginleşirken diğer tarafta yoksulluğun derinleştiği bir ekonomi oluşuyorsa, gelir dağılımı arasındaki uçurum hızla büyüyorsa, bırakın gençleri kim mutlu olabilir ki?
Yoğun siyasi gelişmelerin yaşandığı, ülkenin neredeyse parçalanma hesaplarının yapıldığı, askerlerimizin şahadetlerinin bitmediği, Türk kimliğinden hızla uzaklaşan özenti gençliğin sorumsuz, duygusuz, ilkesiz tutum ve davranışları, uyuşturucu müptelalığının inanılmaz ölçüde artışı… Bunları görmek için illa ki istatistiklere mi bakmak gerek?!.. Çevremizde, yazılı ve görsel medyada her gün bu gibi haberlerin onlarcasına rastlamıyor muyuz?..
Rahmetli TOKDEMİR, dost meclislerinde, kardeşlik buluşmalarında bu hissiyatını ve tespitlerini o günlerde de neredeyse acıyla dile getirmişti. Kendisinin “gençliğimizde işsizliğin ve amaçsızlığın artıyor olması başka sıkıntıları da beraberinde getirecek, Allah korusun, şahsi ve milli şuur kaybı bunun peşinden zuhur edecektir” diye ifade ettiği husus, geçenlerde Dünya Bankası raporlarında şöyle bir uyarıyla yer aldı: “Türkiye’de yüzde 18 olan gençler arasındaki işsizlik, dünya ortalaması olan yüzde 12’nin çok üstünde. Genç nüfusundaki işsizlik oranının akıl ve beden sağlığını tehdit ediyor, şiddet ve suçu artırıyor.”
Eskiden ülkemizde eğitim düzeyi arttıkça işsizlik oranının düşerdi. Bu nedenle gençler üniversiteye girmek için çalışır, üniversiteleri “iş bulmak için açılan kapılar” olarak görürlerdi. Oysa son verilere bakıldığında işsizlikte meydana gelen azalmanın büyük kısmı düşük niteliklerden kaynaklanmakta. Yani üniversite okumak da ne yazık ki ne istihdamda ne de iş bulma kriterlerin de bir artı değer sağlamamaktadır.
Eğitimini vermediğiniz, sağlığını düşünmediğiniz, siyasi yönünü “bu ülke varlığı ve menfaatleri” doğrultusuna çevirmediğiniz, hızla yozlaştırdığınız, dini siyasete alet ettiğiniz, kibirlendiğiniz, kötüleştiğiniz, her türlü milli ve manevi değeri yok ettiğiniz ve Türk kimliğini yok saydığınız, aşağıladığınız, bayrağa, Atatürk’e saygısızlığı “prim yapar hale” getirdiğiniz bu iklimde kimden ne bekliyorsunuz, gençlikten ne bekliyorsunuz ki?!..
Gençliğin kabiliyetini yüceltecek, milli şuurunu güçlü kılacak, erdemli tutum ve davranışlara yönlendirecek, eğitecek, öğretecek neyiniz varsa onları seferber etmek zorundasınız. Bunlar şahıslara, kurumlara, siyasilere, devlete düşen görevlerdir.
Bu hissiyat “adanmışlık” duygusuyla yaşanabilir. Vatan ve millet sevgisiyle yüceltilebilir. Bunları düşününce de konu elbette rahmetli TOKDEMİR’e geliyor.

Allah mekânı cennet eylesin…
Sizler de sağlıkla, dostlukla kalın.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hurşit CANLI 2014-11-12 09:55:50

Kaleminize sağlik. Rahmetlinin mekani cennet olsun

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın

konyalı saat