Faiz ve kur ikilemi arasında kesin ve tek bir çıkar noktası aramanın imkansıza yakın olması birçok kesimi ayrılığa sevk etti. Bir bedende et ile tırnak ne ise faiz ve kur bağının da o denli ortak bir uyum içinde olduğunun farkına varılamadı.

Yüksek faiz düşük kur uygulamasının uzun zamandır piyasa işlemlerinde politik bir karar ile kullanılması durumunu ele alarak temelden çözüme ulaşmak daha kolay olacaktır. Yüksek faizin sermaye piyasalarını (organize piyasa) aktif kılarak, banka etkisini güçlendirip, faize yol gösteren ekonomilerde, en etkin güç sıcak para hareketini anlık sağlayan yatırımcının piyasa kaymağını yemesidir. Ve böylece makro iktisadi kararlarda olabildiğince söz sahibi olabilmektir.

Türkiye piyasa koşullarında yabancı sermayenin güçlü olması, günlük ve gecelik makul faizler ile kazancına kazanç sağlamakla yetinmektedir.

Diğer taraftan yerli yatırımcının amacı fiziki yatırım olduğundan kullanacağı kredi fırsatlarına karşı katlanacağı faiz yükü ise yerli yatırımcıyı rekabetten uzaklaştırmaktadır. Orta gelirli hane halkları veya aileleri ise kredi faizlerine mahkûm etmektedir.

Düşük kur ile ithalata yönelen yerli tüketicinin elde ettiği ürüne karşılık, ülke içinde ihracata konu olacak katma değeri en azından ithal ürüne eşit ürünün üretilmemesi Anadolu’yu yabancı sermayeye iki yönlü açık pazar haline getirmiştir.

Ani politika değişikliği ile (hissedilir şekilde 2013 üçüncü çeyrek) yüksek kur düşük faiz kapsamında istenen ve beklenen faiz oranlarının düzeyinde başarıya ulaşılamaması, günümüze kadar uygulanan yabancı sermaye beslemesinin geri dönütü olduğunu piyasa koşulları ortaya koymuştur. İlk etapta yabancı sermayeye açılan Anadolu piyasası, yabancı sermaye kıskacı altında zayıflarken ani değişiklikler ile toparlanması zor ve zaman alıcı hale gelmiştir.

Düşük kurdan hızlı bir şekilde yüksek kur uygulamasına geçip, ithalatı kısıp, üretilen yerli tedarikçi malların ihracatını sağlayarak döviz rezervini sağlamaya çalışmak Türkiye’nin en azından bugün için ümit var edici gereklerinden biri olmadığı bilinmesi gerekir. Bu durumun geçici etkisi; ithal sürecinin kısılmasından dolayı cari açığı bir nebze olsun dönemsel azaltsa da, sürdürülemez olduğu bu şartlarda delilleriyle aşikardır.

Yerli küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeleri ve hane halklarının durumunu ele alırsak;

-         -  Döviz ile hammadde alan veya borçlanan üreticilerin, yüksek kur uygulamasına geçilmesi ile 2013 yılı sonu itibariyle nakit çıkışı doğurmayan olumsuz yüksek kur farklarına katlanarak, finansal tablo ticari zararları ile yılı kapatmışlardır. Diğer taraftan yurt içinde dövizli satışlarını sürdüren üreticiler ise; nakit girişi sağlamayan kur farkları gelirleri ile asılsız finansal tablo ticari karı elde ederek, gelir vergisi ve kurumlar vergisi ödemek zorunda kalıp vergisel nakit çıkışına maruz kalmışlardır.

-          -  İlk etapta yüksek faiz ile borçlanarak yüksek oranda finansman maliyetiyle karşı karşıya kalan yatırımcı, daha sonra olumsuz kur farkları ile aynı dönemde iki keskin olumsuzluk ile başa çıkmanın hesaplarını yapmaya çalışmıştır.

Sermaye piyasasına dayalı ekonomilerde, ithalatı keserek cari açığı kapatıp, büyümeyi ve istihdamı artırmayı amaç edinen politikanın geçersizliğine birçok örnek çıkartılabilir.

Ekonomik Katma Değeri düşük hatta yok denecek kadar az olan bir üretim piyasasının ihracat gücü, ithalat dinamosuna ne derecede direnç gösterebildiği cari işlemler açığı projeksiyonun da ortaya koymaktadır.

Hazırlıksız olarak, ani faiz ve kur politikalarındaki değişiklikler büyümeyi, istihdamı, ihracatı, istikrarı ve de sonucunda enflasyonu olumsuz etkileyeceği evrensel piyasa koşulları ve para politikası kurallarıdır.

Türk Lirasının dövize karşı duyarlılığı tüm bu sorunları ortadan kaldıracak tek ve tek çözüm yoludur. Bunun için Ekonomik Katma Değeri yüksek kimya, tekno, tıbbi ve gıda sanayi alanlarında yüksek değerde satışa konu olacak ürünler imal edilmesinden geçecektir.

Yüksek değerli ihracat kalemleri böylece ithalat kalemlerinin değerini karşılayabilecek, döviz karşısında Türk Lirası denge bulacaktır. Bu şartlarda milli paranın rekabeti artacak siyasi ve politik anlık kararlarda piyasa dengesi aşırı şekilde zarar görmeyecektir. Böylece yabancı sermayenin güçlü piyasa etkileri de sınırlandırılmış olacaktır.

21.yy piyasa rekabetinde Ekonomik Katma Değer üretimi açısından ülkemiz gerçeği şudur; yerli piyade tüfeği, yerli tank, yerli helikopter ile övünmemizdir. Buna karşılık şunu göz ardı etmeyelim ki Dünya savunma teknoloji sanayisi Uzay Hava Üssü, Atmosfer Dışı Saldırı Yöntemi, Uzun Mil (tek bir düğme ile) Nokta Atış Ateşleme sanayi ile meşguldür.

Üretecek ve Övünecek yarınları planlamak bu günden geçerlidir.






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AKIN KISA 2014-07-06 13:25:04

Yazılarının devamını ve başarılarını dilerim. İki türlü yaklaşımı da kullanabilirsen okuyucuların da artacaktır diye düşünüyorum; uzman dili, halk dili.

banner333

banner343

banner309

 
Haber 29 Gazetesi
Herkese Açık grup · 10.000 üye
Gruba Katıl
Haber29.NET Facebook Grubumuza Katılın