banner333

banner309

Eticaret

21.09.2022, 09:31

Türkiye’nin Oxford'u GÜ (Gümüşhane Üniversitesi)

Üniversite deyip geçmeyelim. Üniversiteler bulundukları yerin ışık kaynaklarıdır. Bir şehri, geniş halk kitlelerini aydınlatan topluma yön veren kuruluşlardır.

Yıllar öncesini hatırlayalım lütfen. istanbulda, İstanbul Üniversitesi, teknik üniversite Ankara da. Ankara üniversitesi ,Hacettepe Üniversitesi İzmir’de 9 Eylül üniversitesi Trabzon’da Trb. Teknik Üniversitesi Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Eskişehir’de Anadolu üniversitesi vardı. Bu üniversitelere girip okumak kadar kolay değildi. Sınavlar zor barınma koşulları sınırlı. Biz gibi Köy çocukları ise sadece yatılı bölümü olan yüksek okullarda ancak okuyabiliyorduk. Bu şansı yakalayanlardan birisi de bu satırların yazarı Yusuf Sadık. İşte yaşadıklarım:

  1. Eğitim Bakanlığına Bağlı 4 yüksek okuldan birisi olan Bursa Eğitim Enstitüsünü 1962 yılı haziran ayında bitirmiştim. Sınavla girdiğim bu olkullar: Ankara Gazi Eğitim ,İstanbul Çapa, Balıkesir Necati Bey ve Bursa Eğitim Enstitüleri. Bunlardan birine girmek kolay değildi. İki aşamalı sınavla alınıyordu. Türkiye genelindeki yazılı sınavlarda başarılı olanlar kontenjan ın üç katı kadar aday, sözlü sınavdan geçirilip kazananlar yatılı okuyup orta dereceli, ökullara atanıyorlardı. Bizler Öğretmen okulu Mezunu olarak sadece bu okullara girme hakkımız vardı. Ta ki 1970 yılına kadar. Bu tarihten sonra öğretmen olanlarda Üniversiteye girmeye başladılır. Ne gariptir ki Liselerde ders verdiğimiz öğrenciler Üniversiteye girebiliyor bizler Eğitim yüksek okulu mezunu olarak bu hakam n mahrum oluyoru. neysaki Bi ucube duruma son verildi de öğretmen olulu mezunlarının da önü açıldı. İçimde bir ukde olarak kalan Bir Üniversitede okuyamayışımın ezikliğini hala atamadım. Amacım İstanbul Teknik Üniversitesini bitirmekti. Bitiren arkadaşlarımız var. Olmadı. bu kez hjukuk fakültesini bitireyim dedim. 1978 ve1996 yıllarında sınava girdim göğüs farkıyla kaybettim. Anlıyacağınız “demir tavında Döğülür” özlü sözü her şeyi anlatıyor. Başarılı bir öğrenciydim. Her yıl İfihar Listesine adımı yazdırıyordum. Okulu bitirdiğim 1956 yılında üniversiteye girme hakkım olsaydı mutlaka girer ve derece yaparak bitirirdim.

Bu girişten sonra gelelim asıl konumuza. 20 yıl öncesini düşünelim sınırlı sayıdaki üniversiteler girme şansı yüksek olan öğrenciler bir tarafa her yıl üniversite kapısında bekleyen öğrenci sayısını giderek arttığını hepimiz biliyoruz. Üniversite çağ nüfusuna göre ancak 20/1000 civarında seyrediyordu. Bunun anlamı Sınava giren öğrenci sayısı:1.000.000 okuma hakkını alan ise 20.000 bin öğrenci büyük şehirlerdeki birkaç üniversitede ancak okuyabiliyorlardı.

Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmanın yolu “bilim ve teknolojiden” geçtiğine göre peki, sınırlı sayıdaki üniversitelerle bu nasıl gerçekleştirilecekti? Bu durum yeni Üniversitelerin açılmasını zorunlu kılmıştı. Ülke genelinde giderek artan Üniversite sayısı gençler için son derece sevindirici oluyordu.

Bu bağlamda Gümüşhane olarak şanslı bir il deyildik. Buna rağmen Dönemin Millet Vekilleri Bedri Yaşar Ve Lütfü Doğan‘ın verdikleri uğraş sonunda Üniversite isteğimizin mecliste oylaması yapılmıştı. Ne acıdır ki bir oy farkla kaybetmiştik.

Sonraki yıllarda 81 ilin 70 tanesinde Üniversite açıldı ama aralarında Gümüşhane’nin de bulunduğu 11 İL bu haktan mahrum edilmişti. Üniversite Yaptırma ve Yalatma Derneği olarak her ne kadar. “Üniversite hakkımız söke söke alırız” diya bağırıp çağarmış olsak da işe yaramadı, duyan bile olmadı. Neyse ki tüm İllerde Üniversite açılması kararı çıkınca bizim Gümüşhane’miz de 2008 yılında özlediği Üniversitesine kavuşmuş oldu.

Üniversite istedik ama önümüzü göremedik. Yani dedik ki çok olsa ancak 5000 öğrencimiz olur. Barınma sorunu olmaz diye düşündük. Bir baktık ki bir yıl sonra 10 bin , devam eden yıllarda 20 bin öğrenciye ulaştık..Tabii yurt meselesi de en büyük sorun oldu. İlk Rektörümüz Prof dr. İhsan Günaydın, Gümüşhane kökenli en az 200 Akademisyene mektup yazarak gelin memleketinizde birlikte çalışalım ricasın da bulunmuştu ama kimse itibar etmedi. Bu kez Üniversitemiz kendi akademisyenlerini yetiştirme uğraşını verdi bunda da başarılı oldular. Açılışında 2 profesörü olan Gümüşhane Üniversitesinde bugün 35 profesör,72 doçent,195 Dr Öğretim görevlisi,198 Öğretim görevlisi,137 araştırma görevlisi olmak üzere Toplam 637 akademik personel bulunmaktadır.

  1. öğrencinin yararlandığı Hemşerimiz Av. Rafet Ataç’ın bağışladığı 60 binden fazla kitabı bulunan” Rafet Ataç Kütüphanesi” vardır.

Bir anı ile devam edelim:

Üniversitenin açıldığı yıllardı. İstanbul’da,” Gümüşhaneliler Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin” Mecidiyeköy’deki bürosunda İstanbul’da ikamet eden şehrimizin tanınmış şahsiyetleri ve iş adamları ile koyu bir sohbete dalmıştık. Sohbetin konusu Gümüşhane sorunları ve başta Üniversitemizin durumu. Eğitimci Gazeteci ve Meslek Yüksek Okulunun kurucu Müdürü olarak yoğun bir eleştiri oklarının hedefi olmuştum. Profesörü olmayan Üniversiteye kim gelecek? Bu gibi küçük iller üniversiteyi ne yapacak. En önemlisi alaylı tavırlarla Gümüşhane’nin nüfusunun yarısı öğrenci. Dünyada nüfusunun yarısı öğrenci olan bir yer bilen varmı?Yok... Cambridge dahil. Yoğun geçen tartışmadaki eleştirilere cevap vermede zorlanmadım ama terledim.

Neticede bu öğrenci yoğunluğu nedeniyle alay edilen durumu,” inceleyip yazacağım “diyerek muhabbeti değişik konularda sürdürdük.

Gümüşhane’ye dönünce ilk işim bu öğrenci yoğunluğu meselesini araştırmak oldu.Ve gerçekten il’in merkez nüfusunun yarısı öğrenci. O tarihte 45 bin olarak saptanan Merkez ilçe nüfusunun içine orta öğretimi de katarsanız 25 bini aşıyor. Gerçekten bu rakam İngiltere Cambridge’ de 1/6 Oxford da 1/5 oranında.

Konuyu 16.şubat .2016 tarihli Demokrat Gümüşhane Gazetesindeki köşeme taşıyarak “Gümüşhane Üniversitesinin gelecekteki yeri” başlığı ile yazdığım makalede şu görüşlere yer vermiştim:


“ Son nüfus sayımına göre Gümüşhane’nin nüfusu : 53.000 dir . (2015-2016) eğitim-öğretim yılında üniversite de öğrenci sayısı 17.500 e ulaşmıştır. İlk ve orta öğretimdeki 8753olan öğrenci sayısı buna eklendiğinde nüfusun (1/2)sini yani yarısını öğrencilerin teşkil ettiği açıkça görülecektir.
Bu rakamlar karşısında, Gümüşhane, Cambridge ve Oxford ‘u çoktan aşmış durumdadır. O halde Gümüşhane'de Cambridge ve Oxford gibi bir OKULLAR ŞEHRİ olmalı ve bunlar gibi muamele görmelidir.
Netice itibarı ile, Gümüşhane Üniversitesi de Cambridge ve Oxford 'un mali imkanlarına benzer imkanları Devletten talep etmelidir. Bu Gümüşhane'nin tabii hakkıdır. Bu hak her platformda dile getirilmelidir” demiştim.

  • Okumaktan başka çaresi olmayan genç nüfusumuzun geleceğinin garantisini Üniversitemizin başarısında görmekte, buna da yürekten inanmaktayız.

Av. Rafet Ataç gibi duyarlı hemşerilerimizin itici, Rektörlerimizin çekici gücü ile, filizlenip boy verecek olan Üniversitemiz, Atinin ufkunda yeniden bir güneş gibi doğacak ve layık olduğu yerine mutlaka taşınacaktır .

Şimdi geldiğimiz noktada Rektörlerimiz, Öğrencilerimiz, akademik ve idari kadro bizi mahcup etmedi. Rektörümüz Halil İbrahim Zeybek ,in ifadesine göre,2022 yılı tercih ve doluluk oranı Yüzde/yüzlere yakın. MYO .da %103.(yüzde103). Ve Başarı devam ediyor

Yerel Basında Sürmanşetten verilen”

“İLETİŞİM Fakültesi 8 projeyle TRT finalinde”

“Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri TRT geleceğin İletişimcileri Yarışması'nda rekor proje ve eser ile finale kalmaya hak kazandı.”

Haber her şeyi anlatmaya yetiyor.

Dileğimiz öğrencilerimizin final yarışmalarında da birinci lik ödülüyle şehrimize dönmüş olmalarıdır. Bundan da kuşku duymuyoruz.

Savunduğumuz üniversitemizin mayası olan MYO . nun kurucusu ve 6 yıl müdürlüğünü yapan bir eğitimci olarak yakalanan bu başarıdan onur duyuyoruz. Katkısı olan İlk Rektörümüz Profi dr. İ. Günaydın veHalen görevde olan Rektör Prof.Dr. İbrahim Zeybek’ i taktir ve tebrik ediyoruz. Başarılarının devam etmesini diliyoruz. . Tabi ki akademik kadro ve öğrencilerimiz ile birlikte...

Yorumlar (0)
17
kapalı
Namaz Vakti 08 Ekim 2022
İmsak 04:55
Güneş 06:18
Öğle 12:15
İkindi 15:27
Akşam 18:01
Yatsı 19:20