Ulutaş uyardı: Küçük aile işletmelerinin yaşatılması şart!
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve İYİ Parti 28. Dönem Gümüşhane Milletvekili Aday Adayı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türk tarımının "omurgası" olarak nitelendirdiği küçük aile işletmelerinin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve kurtuluş reçetesini açıkladı. Ulutaş, "Çiftçiyi sistemin dışına iten politikalar, sadece tarımı değil şehirlerimizin sosyal dokusunu da bozuyor" dedi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türk tarımının geleceğine dair hayati uyarılarda bulundu. Yaptığı açıklamada Ulutaş, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin tasfiye edilmesinin Türkiye’nin sosyolojik ve ekonomik gerçeklerine aykırı olduğunu savundu.
Küçük İşletmeler Tarımın Sigortasıdır
Prof. Dr. Ulutaş, küçük işletmelerin sadece birer üretim birimi olmadığını, aynı zamanda gıda güvenliği ve kırsal hafızanın ana taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Bu yapıların sanayi tipi büyük işletmelere dönüştürülmeye çalışılmasını "sonuçsuz bir çaba" olarak nitelendiren Ulutaş, asıl çözümün teknolojik modernizasyon ve finansal destekten geçtiğini belirtti. Ulutaş, "Bu yapılar güçlendikçe ülke tarımı büyük sermaye dayatmalarına karşı daha dirençli hale gelecektir" ifadelerini kullandı.
"Çiftçi Çocuklarını Şehre Gönderiyor"
Piyasa düzeninin üreticiyi sistem dışına ittiğine dikkat çeken Prof. Dr. Zafer Ulutaş, tarım politikalarındaki istikrarsızlığın çiftçiyi toprağından kopardığını ifade etti. Geleceğini göremeyen üreticinin, çocuklarını şehirlerde asgari ücretle yaşamaya mahkûm ettiğini söyleyen Ulutaş, bu durumun şehirlerde plansız büyüme, altyapı sorunları ve sosyal doku aşınması gibi "gettolaşma" risklerini beraberinde getirdiğini belirtti.
Kurtuluş Reçetesi: Gerçek Kooperatifçilik
Danimarka, Hollanda, Fransa ve İtalya gibi ülkelerdeki başarı modellerine atıfta bulunan Ulutaş, Türkiye’nin profesyonelce yönetilen, siyasi baskıdan uzak kooperatiflere ihtiyacı olduğunu söyledi. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin mevcut yapısıyla üretici örgütü niteliği kazanmakta zorlandığını ifade eden Ulutaş, yerel markalaşmanın önemine değindi. Kars’taki Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin başarısını örnek gösteren Ulutaş, Gümüşhane ve çevre iller için de benzer modellerin uygulanabileceğini kaydetti.
Mevzuat ve Algı Değişmeli
Tarımda dönüşümün önündeki en büyük engelin bürokratik mevzuat ve çiftçilik mesleğine yönelik düşük algı olduğunu belirten Ulutaş, devlet desteğinin sadece mazot ve gübreyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Ulutaş, desteğin işleme tesislerine, soğuk zincire ve pazarlama altyapısına yönlendirilmesi gerektiğini savundu.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da çiftçiliğin en saygın mesleklerden biri olduğunu hatırlatan Ulutaş, Türk tarımının geleceğinin küçük ve orta ölçekli aile işletmelerini ortadan kaldırmakta değil, onları yaşatacak ve güçlendirecek iradeye bağlı olduğunu dile getirdi.
"Üretici kazanırsa Türkiye kazanır"
Ulutaş, “Kırsala dönüş bir romantizm değil, ekonomik bir zorunluluktur. Yetiştirici para kazandığında, emeğinin karşılığını aldığında ve geleceğini planlayabildiğinde toprak yeniden hayat bulur. Türk tarımının kaderi, üreticinin kaderinden ayrı değildir. Üretici kazanırsa Türkiye kazanır” diyerek sözlerini sonlandırdı.
| İmsak | 06:06 | ||
| Güneş | 07:37 | ||
| Öğle | 12:28 | ||
| İkindi | 14:48 | ||
| Akşam | 17:09 | ||
| Yatsı | 18:35 |