banner275
24 Aralık 2013 Salı 15:29
Özer'den Milli İrade Platformuna Teşekkür
banner305
banner331

Platform adına gerçekleştirilen basın toplantısı ile yerel gazetelere verilen ilanların, milletin kendi öz davasına sahip çıktığının çok açık bir göstergesi olduğunu ifade eden Özer, milli iradeye karşı gerçekleştirilmek istenen küresel darbenin içinde yer alanların tüm tuzaklarının bir bir açığa çıkmaya başladığını söyledi.

Gümüşhane Milli İrade Platformu içerisinde yer alan tüm STÖ yetkilileri ile ilde yayın yapan Gümüşkoza ve Gümüşkent gazetelerine ve bu açıklamayı yayınlayan internet haber sitelerine AK Parti camiası olarak teşekkür eden Özer, AK Parti’yi hedef alan yolsuzluk kılıflı büyük tuzağın benzerlerinin geçmişte derin izleri bulunduğunu belirterek, kısa bir hatırlatmada bulundu. “Türkiye'nin son 65 yıllık tarihi, hayali dosyalar ve dış güçlerin bu yöntemle devirdiği hükümetlerle doludur” diyen Özer, açıklamasında, Merhum Menderes, Özal ve Erbakan hükümetleriyle ilgili hafızaları tazeledi.

Özer,”Menderes'i ve iki bakanını ipe götüren hayali yolsuzluk iddiaları oldu. Dış güçlerin, kendi çıkarlarına ters düşen hükümetleri devirmek istemeleri yakın siyasi tarihimizi bilenler için yeni bir olay değil. 1960 darbesiyle devrilen ve daha sonra Başbakan Adnan Menderes'i idama götüren süreçte de bunlar yaşandı. Hayali yolsuzluk dosyaları Menderes ve iki Bakanı düzmece bir mahkemede yargılanırken gazetelere servis edildi. Hem göstermelik yargı için malzeme üretildi, hem de kamuoyu hayali gerçeklere inandırılmaya çalışıldı. 1980'li yıllarda Türkiye'nin çehresini değiştiren Özal hükümetlerinin önünü de hayali yolsuzluk dosyaları kesti. 1989 yerel seçimlerinde bu iddialarla zayıflatılan ANAP hükümetleri, 1991 genel seçimlerinde DYP Lideri Süleyman Demirel'in Koskotas Dosyaları ile son bulmuştu. Demirel seçim meydanlarında elindeki dosyaları sallayarak Yunanistan'ın meşhur Koskotas skandalına atıfta bulunmuş, iktidara geldiklerinde gereğini yapacaklarını açıklamıştı. Demirel seçimlerden başbakan olarak çıktı. Dosyalardan da bir şey çıkmadı!

Öte yandan bir yıl süren Refah Partisi-DYP hükümeti, üretilen irtica paranoyaları, askeri vesayetin desteği ve istifa ettirilen vekillerle sona erdirildi. Erbakan'ın Libya ve İran gezisi üzerine spekülasyonlar, aczimendilerin her akşam televizyonlara servis edilen zikir görüntüleri, şeyhlerin sözde aşk hikayeleri her gün halka izlettirildi. Ancak Erbakan hükümetinin en önemli suçu, ekonomiye havuz sistemini getirerek borcu olan kamu kurumlarının özel bankalardan yüksek faizle borçlanmasının önünü kesmekti. Faiz lobisi postmodern darbede bu yüzden başrolü oynadı. Hükümet, Çankaya'nın da desteği ile devrildi. Geriye kalan 300 milyar dolarlık korkunç faturayı Türk halkı ödedi. Evet ülkemizin yakın dönem tecrübesi bu dur işte. Şimdi benzer bir vahşi plan AK Parti için sahnelenmek isteniyor. Sayısız darbe planı tutmayınca, AK Parti’yi eften-püften iddialarla kapatmaya kalkıştılar,olmadı…Şimdi 7 Şubat’ta düğmeye basılmış görünüyor;Önce Paris suikastleri, ardından Amerikan Büyükelçiliği'ne saldırı, ardından İmralı sızıntısı, ardından Ak Parti binasına ve Adalet Bakanlığı'na silahlı saldırı, ardından Reyhanlı saldırısı, ardından Gezi olayları ve en son yolsuzluk operasyonu görünümlü siyasete müdahale çabası... Ne kadar tekrar etsek az: Yolsuzluk, cezası ertelenemeyecek, ağır bir suçtur ve gereği yapılmalıdır. Ama birbiriyle alakasız üç dosyayı (Fatih Belediyesi, TOKİ, Halk Bankası) aynı torbaya koyup, seçim öncesi zamanlama ayarıyla harekete geçildiğinde, işin mahiyeti bambaşka bir hal alıyor. Şu anki soruşturma Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan üzerinden Hakan Fidan ve Sayın Başbakan'ı hedefliyor. Halk Bankası'ndaki dosyaları ele geçirirlerse ardından basına servis edebilirler. Hedefleri birilerini hapse atmaktan ziyade, bilgileri ele geçirmek ve gizli operasyonları deşifre ederek Türkiye'yi uluslararası finans çevresinde yalnızlığa itmek olarak görünüyor. Tüm operasyonel işlemlerin açığa çıkma ve uluslararası finans piyasasında bizi köşeye sıkıştırma riski var. Amaçları 2023’ü planlayan güçlü bir Türkiye hedefini yerle bir ederek, başbakanımızı mahkum etmek olarak görülüyor. Evet milletimiz bu kez kendi adamını Recep Tayyip Erdoğan’ı canı pahasına dahi olsa bu karanlık güçlerin kirli senaryolarına karşı koruyacaktır. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan demek,’Büyük Türkiye Davası’ demektir. Milletin onurlu ve erdemli geleceği demektir.”diye konuştu.

Son Güncelleme: 24.12.2013 15:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309