banner333

banner309

Erol Tekçe’den Basın Açıklaması

Kamuoyuna 1100 akademisyenin imzasıyla duyurulan ihanet ilanına karşı tepkiler devam ediyor.

Dernek 19.01.2016, 08:47 19.01.2016, 08:49
Erol Tekçe’den Basın Açıklaması
banner400
Konuyla ilgili bir tepkide Ankara da ki akademik faaliyetleri ile tanınan GÜBDER ve uhdesinde faaliyetlerine devam eden Gümüş Gelişim Akademisi Yürütme Kurulu Başkanı Erol TEKÇE den geldi. 

Yapılan açıklama şöyle;

"Son günlerde kamuoyunda sıkça konuşulan ve açıklandığı günden bu yana infiale neden olan 1100 akademisyenin(!) imzasıyla duyurulan malum açıklama ile Ülkemiz ve Milletimizin bekasına yönelik yapılan iç ve dış odaklı saldırılara bir yenisinin daha eklemlendiğine üzülerek ve ibretle şahitlik ediyoruz. Bu ilanda imzası olanlar ne hazindir ki, sözümüz onlara okumuş aydın geçinen akademik unvana sahip kişilerden müteşekkildir. Her şeyden önce şunu açıkça ifade etmeliyiz ki, yapılan açıklama en başta bilimsellikten uzak ve subjektif bir açıklamadır.

Akademisyenlerin imzası asla ve asla ideolojik sapkınlıklara kurban edilerek hoyratça kullanılan birer propaganda aracı olmamalıdır. Ancak ne hazindir ki, işte bu açıklama ile tamda bu yapılmıştır. Ve yine bu basın açıklamasını, açık bir şekilde, terör yanlısı, birazda hükumet karşıtı öfke nöbetleri geçiren, bildik paralel ve liberal soslu sempatizan Akademisyenlerin (!) çılgınlık boyutuna varan haince bir kalkışmasından başka bir şey değildir. Bunun yanında özellikle Türkiye düşmanlığı ile tanınan bazı simge yabancı isimlerinde destek ve telkinleri ile yapılan bu açıklama, zamanlaması itibari ile de dikkat çekici bir yön ihtiva etmektedir. Şöyle ki zannımızca bu açıklama bir yönüyle son operasyonlarla köşeye sıkışan terör örgütüne stratejik destek sağlamak ve bir hayat öpücüğü sunmak maksatlıdır. Geçtiğimiz haftalarda DTK kararları doğrultusunda yapılan bu hamleyle terör örgütü taktiksel manevra araçlarından birini daha sahaya sürmüş oluyor...

Resmin bütününe bakarak, akademisyen olsun ya da olmasın itidal sahibi herkesin şu sorulara ellerini vicdanlarına koyarak cevap vermesi gerekiyor, şöyle ki;

Devletin terörle mücadelesinde hangi akademik akıl, kolluk kuvvetlerinin yasal ve meşru savunma hakkını yasa dışı gösterecek kadar pervasızlaşabilir?

Devletin kendi yasal sınırları içerisinde, bütün modern dünyanın terör listesinde kayıtlı olan bir örgütün militanlarının, il ve ilçelerde hendekler kazıp barikatlar kurup tonlarca bombalar patlatıp etrafı savaş alanına çevirmesi, ağır silahlarla devletin askerine, polisine, korucusuna ve her şeyden önce bölgede yaşayan halkına kan kusturmasının savunuculuğunu yapıp bununla mücadele eden devleti de 'Katil' olarak suçlamak nasıl bir cinnet halidir ve dünyanın hangi demokratik ülkesinde böylesine bir aymazlığa göz yumulabilir?


Uluslararası hukuk açısından bu tür mücadelelerin yüzlerce örneği arşivlerde duruyor iken, hangi normal bir akademik akıl olayları bu kadar çarpık değerlendirebilir?-Terörle mücadelede uluslararası anlaşmalardan doğan meşru haklar yasa dışılığa ne zamandan beri payanda edilir olmuştur?

Ne zamandan beri akademik düşünceler ideolojilere kurban edilerek arızi mantıksal zorlamalar marifetiyle akı kara ve karayı ak göstermenin yani gerçekleri ters yüz etmenin aracı oldu?


Bu koşullarda bu anlayışa Allah aşkına ne kadar müsamaha gösterebilir?

Devletin meşru müdafaasını suç kabul edip bu suça(!) ortak olmayacağız diyenler aslında ne demek istiyorlar?

Bunların gerçek emelleri terörden yana tavır almak değil de nedir?

Bu ilana imza atanlar aynı zamanda terörizmi tasdik ve teşvik etmiş olmuyorlar mı?
Ve hele hele bu terör yandaşlığı ve destekçiliği yapanların bu fiillerini 'ifade ve düşünce hürriyeti ' kapsamında değerlendirmek ne kadar mümkün olabilir?

Teröre verilen bu destekçilerin isimlerinin başında akademik unvanların olması bunları hoş görmeye gerekçe olabilir mi?

Pardon da bu imza sahipleri kendilerinin yoksa imtiyazlı olduklarını mı düşünüyorlar? Niye ki?

Anayasa ve kanunlar önünde her vatandaş eşit haklara sahip olduğuna göre bu konuda taviz niçin beklenir ki? Hem dünyanın neresinde bu kadar taviz ve imtiyazla bir ülke ayakta kalabilir ki? Ya da kalabilir mi? Kalmış mı?

İşte bu ve buna benzer soruların hepsinin tüm kamuoyu tarafından değerlendirilerek vakıanın çok yönlü düşünülmesi gerektiğine inanıyoruz. Sapkın ve ideolojik körlüğü olmayan ve azcık basiret sahibi erdemli akademisyenlerin bu sorulara cevabının tek ve net olduğunu düşünüyoruz.Son kertede bu bildiriye imza atanların yaptıklarını tek bir kelimeyle ifade edilecek olursak ne yazık ki bunun literatürde ki adı 'İHANET'tir. Evet, Devleti katliamla suçlayan bu aklı evvel sözüm ona aydınlar devletin varlığının ve görevlerinin ne olduğunu bilemeyecek kadar cahil olamayacaklarına göre(!), geriye bunlarla ilgili söylenecek tek söz basiretlerini kaybetmiş ve ihanet batağına saplanmış olduklarıdır.

Son olarak şunu da ifade etmeliyiz ki; bu ihanet açıklamasından alınacak en büyük derslerden birinin de bilim dünyasının ideolojik saplantılara ve körlüklere kurban edilmeyecek kadar hayati olduğunun ortaya çıkmasıdır. Konunun vuku bulmasında şerlerin yanında bir hayır görerek YÖK, Üniversiteler, İlgili Bakanlıklar ve tabi Hükumet bir an evvel yetkileri dahilinde konuyla ilgili geniş çaplı inceleme yapmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır. Her ne kadar bu yapılmya başlandıysa da daha derin ve kapsamlı olarak devam etmelidir. Yasalar çerçevesinde suç işleyen her kim olursa olsun mutlaka işlediği suçun karşılığını bulmalıdır.

Aslolan Millettir ve Devlettir...

Allah Milletimize ve Devletimize zeval vermesin..."

Haber Kaynağı : Ekrem YILDIZ-Ankara

Yorumlar (0)
2
az bulutlu
Namaz Vakti 18 Haziran 2024
İmsak 02:46
Güneş 04:44
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 20:02
Yatsı 21:51