İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığı belirtilen ve kamuoyunda "Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan üçlü savunma paktına ilişkin geniş kapsamlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Söz konusu anlaşmanın Türkiye’nin millî güvenliği, dış politika vizyonu ve anayasal denetim mekanizmaları açısından telafisi güç riskler barındırdığını savunan Ulutaş; gizlilik örtüsü arkasına sığınılmadan anlaşmanın tüm metninin derhal kamuoyuna açıklanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) denetimine sunulması gerektiğini vurguladı.

"Mehmetçiğin Var Var Kalması Gereken Yer Doğu Akdeniz ve Ege’dir"
Üç ülkeden birine yönelik gerçekleştirilecek silahlı bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngören "ortak savunma" paktının belirsizliklerle dolu olduğunu belirten Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) caydırıcı gücünün başka ülkelerin iç veya bölgesel güvenlik kaygılarına hizmet edemeyeceğini ifade etti.

Türk askerinin asli görevinin vatan sınırlarını korumak olduğunun altını çizen Ulutaş, şöyle konuştu:

"Anlaşmanın Türkiye’ye sağlayacağı somut kazanımlar büyük bir belirsizlik taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihî askerî birikimi ve caydırıcı gücü, Körfez monarşilerine bir güvenlik şemsiyesi olarak sunulamaz. Suudi Arabistan’ın olası bir kriz anında Türkiye’ye ne tür bir destek sağlayacağı meçhuldür.

Bizim ordumuz Mavi Vatan’da, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de güçlü durmak, vatan topraklarımızı ve deniz yetki alanlarımızı korumak zorundadır. Mehmetçiğin kanı ve varlığı, Suudi Arabistan’ın bölgesel güvenlik kaygılarına peşkeş çekilemez."

"Anayasa’nın 90. ve 92. Maddeleri Açıkça İhlal Ediliyor"
Savunma paktının hukuki boyutuna ve anayasal denetim yollarına dikkat çeken Prof. Dr. Zafer Ulutaş, uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesinde Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca Meclis onayının esas olduğunu hatırlattı. TSK unsurlarının yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı askerlerin Türkiye'de konuşlandırılması için Anayasa'nın 92. maddesi gereğince Meclis izni gerektiğini vurgulayan Ulutaş, bu yetkinin soyut idari kararlarla bypass edilemeyeceğini kaydetti.

5 Ekim 2026 tarihli ortak deklarasyonda yer alan "mutabık kalınan askerî kuvvetlerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması" ifadesine de sert tepki gösteren Ulutaş; hangi askerî birliklerin, hangi görev tanımıyla ve hangi hukuki yetki çerçevesinde Körfez'e sevk edileceğinin acilen açıklanmasını istedi.

NATO Yükümlülükleri ve Nükleer Risk Uyarısı
Türkiye'nin NATO üyeliğinden kaynaklanan sorumlulukları ile bu yeni savunma paktının olası bir çatışma anında nasıl bağdaştırılacağının büyük bir soru işareti olduğunu dile getiren Ulutaş, paktın diğer ortağı Pakistan'ın nükleer güç kapasitesine dikkat çekti. Bölgesel bir kriz durumunda nükleer boyutu olan bir gerilimin içine Türkiye'nin çekilme riskine işaret eden Ulutaş, dış politikanın kısa vadeli finansman veya siyasi beklentiler uğruna riske atılamayacağını ifade etti.

İYİ Parti’den Hükümete 4 Maddelik Acil Çağrı
Dış politikanın şeffaf, öngörülebilir ve millî çıkarları esas alan bir çizgide yürütülmesi gerektiğini belirten İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, hükümete şu 4 maddelik çağrıyı yöneltti:

Tam Metin Şeffaflıkla Açıklanmalı: Mekke Anlaşması’nın tam metni derhal kamuoyuna açıklanmalı ve TBMM’ye sunulmalıdır.

Millî Çıkarlardan Taviz Verilmemeli: Doğu Akdeniz ve Ege’deki millî duruşumuz korunmalı; ordumuzu Körfez’in ucu açık çatışmalarına sürükleyecek muğlak taahhütlerden kaçınılmalıdır.

Ekonomik ve Siyasi Hesaplar Dışarıda Tutulmalı: Anlaşmanın finansman arayışları veya siyasi takvimlerle bağlantısı olup olmadığı açıklanmalı; dış politika bu tür beklentilerden bağımsız yürütülmelidir.

Meclis Denetimi İşletilmeli: Anlaşma, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda ve gerekirse kapalı oturumda milletvekillerinin incelemesine açılmalıdır.