Yeni Parti Gümüşhane Merkez İlçe Başkanı ve aynı zamanda mesleği gazetecilik olan Belgin Öktem; gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, İsmail Saymaz ile Murat Ağırel hakkında ise ev hapsi kararı verilmesi üzerine bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Son dönemde basın mensuplarına yönelik tırmanan adli operasyonların ve gözaltı kararlarının toplumun haber alma hakkını doğrudan hedef aldığını ifade eden Öktem, “Gazetecilik suç değildir; gerçeği aramak ve kamuoyu adına soru sormak, demokratik bir toplumun en temel, en vazgeçilmez hakkıdır” diyerek tepkisini dile getirdi.

Açıklamasında hem mesleki birikimine hem de siyasi sorumluluğuna vurgu yapan Öktem, yargı süreçlerinin basın ve ifade özgürlüğünü baskılama aracına dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çizdi.

"Gazetecilik, İktidarların Hoşuna Gideni Söyleme Mesleği Değildir"
Gazeteciliğin sadece bir meslek değil, aynı zamanda hayati bir kamusal denetim mekanizması olduğunu hatırlatan Yeni Parti Merkez İlçe Başkanı Belgin Öktem, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Bir gazeteci olarak çok iyi biliyorum ki gazetecilik; yalnızca bir haber metni yazmak ya da olayları aktarmaktan ibaret değildir. Gazetecilik; soru sormak, saklanmak istenen gerçeğin izini ısrarla sürmek ve toplum adına sorumluluk üstlenmektir. Bazen tek bir doğru soruyu sormak, bazen üzerisi örtülmek istenen bir gerçeği gün yüzüne çıkarmak, bazen de kimsenin yüksek sesle konuşmaya cesaret edemediği konuları yüreklilikle dile getirmektir.

Unutulmamalıdır ki gazetecilik, iktidarların ya da herhangi bir güç odağının hoşuna gidecek şeyleri söyleme veya yazma mesleği kesinlikle değildir. Bir gazetecinin asıl ve öncelikli sorumluluğu; ne kişilere ne de makamlara karşıdır. Gazeteci, yalnızca gerçeğin kendisine ve haberi bekleyen kamuoyuna karşı sorumludur."

"Basın Özgürlüğü Mücadelesi, Bütün Halkın Hak Mücadelesidir"
Hukukun üstünlüğü ilkelerine dikkat çeken ve masumiyet karinesinin önemine işaret eden Belgin Öktem, gözaltı ve tutuklama kararlarının kamuoyunda oluşturduğu endişeyi belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Elbette ki hukuk kuralları istisnasız herkes için geçerlidir ve kimse hukuktan muaf tutulamaz. Ancak gerçek bir hukuk devleti olmanın temel şartı; masumiyet karinesini titizlikle korumak, adil yargılanma hakkını eksiksiz güvence altına almak ve gazetecilik faaliyetlerinin hiçbir engel olmadan özgürce yürütülmesini sağlamaktır. Yargısal süreçler, basın özgürlüğünü zedeleyecek, gazetecileri sindirecek ya da toplumda bir korku iklimi yaratacak baskı ortamına kesinlikle dönüştürülmemelidir.

Çünkü basın özgürlüğü, sadece gazetecilerin mesleki bir hak arayışı veya sorunu değildir. Basın özgürlüğü, doğrudan halkın doğru ve tarafsız gerçeği öğrenme hakkıdır. Bugün bir gazetecinin sorduğu bir soruya, yaptığı bir habere ya da kamuoyuna sunduğu bir gerçeğe yönelik gerçekleştirilen her türlü müdahale, en nihayetinde toplumun haber alma hakkına yapılmış bir müdahaledir. Sağlıklı demokrasilerde eleştiri bir tehdit değil, aksine kamusal denetimin ve toplumsal gelişimin en dinamik parçasıdır."

"Geleceğe Güçlü Bir Demokrasi ve Özgür Basın Bırakmak Zorundayız"
Açıklamasının son bölümünde Türkiye'nin ihtiyacı olan demokratik standartlara vurgu yapan Öktem, yetkililere ve kamuoyuna şu ifadelerle çağrıda bulundu:

"Bir gazeteci ve aynı zamanda bir ilçe başkanı olarak şuna tüm kalbimle inanıyorum: Özgür bir basın olmadan güçlü bir demokrasiden söz edilemez. İnsanların düşüncelerini özgürce konuşamadığı ve ifade edemediği bir toplumda ise gerçek bir hukuk devletini inşa etmek mümkün değildir.

Bizim bugün ve gelecekte ihtiyacımız olan şey; gazetecilerin otosansür veya tutuklanma korkusuyla değil, mesleki sorumluluk bilinciyle hareket edebildiği, eleştirinin suç olarak görülmediği ve gerçeği arayan isimlerin baskı kaygısı taşımadığı özgür bir ülkedir. Gazeteciler susturulmasın, gerçekler karanlıkta kalmasın ve halkın haber alma hakkı hiçbir gerekçeyle göz ardı edilmesin."