2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Gümüşhane Şubesi, Türkiye’deki eğitim sisteminin kronikleşen yapısını ve saha uygulamalarındaki aksaklıkları mercek altına alan geniş kapsamlı bir rapor sundu. Yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1 milyon 200 bin öğretmenin ders başı yaptığı yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan ÖĞ-DER Gümüşhane Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Topal; zorunlu eğitim modelinden ekonomik desteklere, personel istihdamından fiziki altyapıya kadar pek çok alanda radikal reform çağrısı yaptı.
"Eğitim Sadece Akademik Başarı ve Sınav Odaklı Olamaz"
Eğitim politikalarının sınav merkezli bir cendereden çıkarılması gerektiğini savunan Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Topal, eğitim kurumlarının asli misyonunun insan yetiştirmek olduğunu hatırlattı. Topal, "ÖĞ-DER olarak eğitimin yalnızca test çözmekten veya akademik başarı sıralamalarından ibaret olmadığına inanıyoruz. Gerçek bir eğitim süreci; öğrenciyi bilgi, ahlak, sorumluluk, kişilik ve kadim medeniyet değerlerimizle harmanlayarak bir bütün halinde yetiştirmelidir. Bu doğrultuda sistemin sorunları yüzeysel tedbirlerle değil, bütüncül bir anlayışla çözülmelidir" şeklinde konuştu.
Okullarda Daimi Temizlik Personeli Şart
Eğitim kurumlarının fiziki standartlarına değinen Topal, hijyen ve bakım hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların eğitim kalitesini doğrudan olumsuz etkilediğini vurguladı. Temizlik işlerinin geçici veya dönemsel kadrolarla yürütülemeyeceğini söyleyen Topal, her okulun öğrenci sayısı ve metrekare kapasitesine uygun olacak şekilde kadrolu ve daimi temizlik personeliyle desteklenmesinin şart olduğunu dile getirdi.
Öğretmenlere, Memurlara ve Öğrencilere Eğitim Ödeneği Talebi
Ekonomik dalgalanmaların veliler ile eğitim çalışanları üzerindeki baskısını azaltmak amacıyla somut çözüm önerileri sıralayan ÖĞ-DER Şube Başkanı, eğitim ödeneğinin kapsamının genişletilmesini istedi. Ayrım gözetmeksizin tüm çalışanların desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Yakup Topal:
"Ücretli ya da kadrolu ayrımı yapılmaksızın tüm öğretmenlerimiz ile okullarımızda görev yapan memur ve hizmetli personelin tamamına, asgari bir maaş tutarında eğitim ödeneği verilmelidir. Artan kırtasiye ve giyim maliyetleri karşısında zorlanan, özellikle çok çocuklu ailelerin yükünü hafifletmek adına, tüm öğrencilere de kırtasiye ve okul kıyafetlerini kapsayacak tutarda doğrudan eğitim ödeneği tahsis edilmelidir."
Atama Bekleyen Öğretmenler ve Güvencesiz İstihdam
Atama bekleyen binlerce genç öğretmenin durumuna dikkat çeken Topal, geçici ve güvencesiz çalışma modellerinin mesleğin saygınlığını zedelediğini ifade etti. Alan ihtiyaçlarının sahaya uygun reel analizlerle belirlenmesini talep eden ÖĞ-DER Başkanı, "Öğretmenlerimizin yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik yıpranma artık göz ardı edilemez. Nitelikli, sürdürülebilir ve güvenceli bir insan kaynağı politikası acilen devreye sokulmalıdır" dedi.
"Zorunlu Eğitim 5+3+3 Olmalı, İlk 5 Yıldan Sonrası İsteğe Bırakılmalı"
Mevcut 12 yıllık kesintisiz ve zorunlu eğitim modeline yönelik sistemik bir eleştiri getiren Dr. Öğr. Üyesi Yakup Topal, sanayi ve üretim sektörünün nitelikli ara eleman ihtiyacına vurgu yaptı. Eğitimin esnetilmesi gerektiğini belirten Topal, önerilerini şu sözlerle tamamladı:
"Millî Eğitim Bakanlığına tavsiyemiz, eğitim-öğretim yapısının eskiden olduğu gibi 5+3+3 esasına göre yeniden kurgulanmasıdır. Bu modelde ilk 5 yıl zorunlu olmalı, geriye kalan 6 yıl ise öğrencinin yetenek ve tercihlerine göre isteğe bağlı tutulmalıdır. 'Çocuk işçiliği' gibi kalıplaşmış söylemlerle hayatın ve üretimin gerçekleri göz ardı edilmemelidir. Gençlerimizin erken yaşta mesleki beceri kazanmaları ve üretime katılarak geleceğe hazırlanmaları sağlanmalıdır.





