Doğu Karadeniz coğrafyasının çetin iklim şartlarında yüzyıllardır asırlık bir gelenek halinde sürdürülen yaylacılık kültüründe, kış mevsiminin en somut, en estetik ve şaşmaz habercisi kabul edilen "vargit" çiçekleri Gümüşhane yaylalarında yeniden açtı. Kentin merkeze bağlı Çorak köyü sınırları içerisinde yer alan 2 bin 250 metre yüksekliğindeki tarihi Sarıtaş Yaylası’nda yüzünü gösteren mor ve sarı tonlarındaki güz çiğdemleri, hava sıcaklığının 5 dereceye kadar gerilediği yüksek kesimlerde yerel halk için adeta "doğal bir geri sayım" başlattı.

Türkiye’nin resmi kayıtlara geçmiş 430 yaylasıyla bu alanda ilk sırada yer alan ve en zengin yayla ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapan Gümüşhane'de açan bu karakteristik çiçekler, bölge sakinleri ve hayvancılıkla uğraşan yaylacılar için göç hazırlıklarının hiç vakit kaybetmeden başlatılması gerektiğini simgeliyor.

Zirvelerde Erken Kar Soğuğu: Termometreler 5 Dereceyi Gösterdi
Bölgedeki dağlık kütlelerin ve coğrafi yapının son soğuk hava dalgasından doğrudan etkilendiğini belirten uzmanlar, çevre zirvelerdeki iklim hareketliliğinin yaylaları anında kuşattığını vurguladı. Yüksek kesimlerde incelemelerde bulunan doğa rehberi İmdat Yılmaz, hava sıcaklığının gözle görülür bir biçimde düştüğüne dikkati çekerek coğrafi detayları paylaştı.

Rize ve Artvin hattındaki Kaçkar Dağları’na düşen mevsimin ilk karının soğuk hava kütlesini bölgeye taşıdığını ifade eden Yılmaz; 3 bin 82 metrelik heybetli kütlesiyle Doğu Karadeniz’in en yüksek noktalarından biri olan Deveboynu Dağı ile hemen arka cephede yer alan 2 bin 680 rakımlı Karakaban Dağı’nın da bu soğuma sürecinden ilk etkilenen noktalar olduğunu aktardı. Termometrelerin 5 derece civarını gösterdiği yaylada, hissedilen sıcaklığın rüzgarın etkisiyle sıfırın altına kadar yaklaştığı bildirildi.

400 Yıllık Yaylada Yaşam Döngüsü Sona Eriyor
Sarıtaş Yaylası’nın sadece görsel bir alan olmadığını, arkasında asırlardır süregelen insani ve ekonomik bir birikim barındırdığını vurgulayan doğa rehberi İmdat Yılmaz, alanın mevsimsel yaşam takvimine ilişkin şu bilgileri verdi:

"Şu an bulunduğumuz Sarıtaş Yaylası, edindiğimiz tarihi bilgilere göre 200 ila 400 yıl arasında değişen çok köklü bir yerleşim geçmişine sahip. Ancak buradaki yaşam koşulları tamamen iklime bağlıdır. Burada insan hayatı yılda sadece 4 ay, iklim çok elverişli giderse azami 5 ay sürer. Mayıs ayının ortalarına doğru buraya çıkılır, Kasım ayı dahi girmeden burası tamamen boşaltılır. Baharda açan çiğdemler yaşamın başladığını müjdelerken, sonbaharda açan bu sarı ve mor vargitler ise geleneksel halk dilinde çok net bir mesaj verir: 'Artık toparlanın, eşyalarınızı yükleyin ve yaylaları terk edin.' Bu uyarı dikkate alınmazsa bir sonraki aşama kapıyı çalan ilk kar fırtınası ve kapanan yayla yollarıdır."

Modern Teknolojiden Eski Bir Doğa Meteorolojisi
Doğan saat olarak kabul edilen bu biyolojik takvimin yüzlerce yıldır bölge insanı için en güvenilir bilgi kaynağı olduğunu kaydeden yerel araştırmacılar, henüz meteorolojik tahmin teknolojilerinin ve dijital araçların bulunmadığı çağlarda yerel halkın mevsim geçişlerini tamamen vargitlerin açış zamanına göre planladığını hatırlatıyor. Çiçeklerin topraktan çıkması, bölgede yaşayan hayvan yetiştiricileri ve aileler için otlatma sezonunun sonuna gelindiği ve alt köylerdeki kışlık barınaklara çekilme zamanının çaldığı anlamına geliyor.

Sarıtaş ve civar yaylalarda yaşamını sürdüren vatandaşların, ani kütlesel kar yağışları neticesinde dik geçitlerde ve virajlı yayla yollarında mahsur kalmamaları adına eşyalarını kademeli olarak toplamaya başladıkları öğrenildi. Yetkililer ve bölge uzmanları, havanın daha da soğuyacağı uyarısında bulunarak yerel halkın kasım ayını beklemeden alt köylere ve ilçe merkezlerine intikal etmelerinin şart olduğunun altını çiziyor.

Kaynak: Gümüşhane gen .tr