Oluk gibi akan gözyaşlarım kurudu bir anda.
Yüreğimde kaldı sevdam. Sevmeye bir dokunuş kadar yakın.
Acaba bu sevgi yüklü yürek yanlış bir sevdaya mı gebe kaldı.
Muhtemeldir, imkânsız değil. Sadece o an kendinde değildi.           
Boyut değiştirdi zaman ve hayat. Uzun zaman sabah uyandığımda aklıma düşerdi hep. Son düşündüğüm ve ilk aklıma gelen olurdu. Bir hüzün kaplardı içimi. Ağlamaklı bir hal alırdı benliğimi. Gözyaşlarımı zor tutardım çoğu zaman. Vehmimde kalan hayaliyle avunuyorum artık. İçinde yaşamak bir erdemdi benim için. Kimse bilemedi bilemezdi ki. Çünkü sadece benim hayalimdi. Ama onu ne zaman hayal etsem veya nerede olursa olsun bir resmine baksam göz bebeklerim ağlardı. Ama bilmezdi kimse. En yakınımdakiler dahi. Çünkü sadece ve sadece benim hayalimdi. Nerede görsem sanki her şeyine dokunmuşçasına yüreğim, bir karakışın karları içinde yanar kavrulur gibi olurdu.
"Git" denildi "kalmak istiyorum" dedim. Niyetim kötü değildi sadece yaşamak istedim. Ama anlayamadılar beni. Kimseye kızgınlığım yok ve kimsenin suçu da yok.
Ki, sadece ben bende değildim. Yüreğim yanlış anlamış. Sevmenin yeteceğini sanmış. Gözlerim yanılmış, ağlamak erdem değilmiş. Zaten gözbebeklerim ezelden beri ağlardı. Şimdiki gözyaşlarımın sebebi klasik bir yalan işte, “toz kaçma meselesi…”
Hastalıklı bir saplantı bile denilebilirdi benim sevdama. Git denildiğinde kalınır mıydı hiç. Ama kalınmazsa bu nasıl bir sevgi olurdu. Hele de kör kütük sevda sarhoşu ise yürek. İsyanlardayım bir kere, fırtınalar, kasırgalar da esse durulmasa da gönül, tadını çıkarıp kovulana kadar kapısındaydı sevdasının. Bir daha nasıl bulur bu hayat veren iksiri. Git denilmesi, belki bağıra çağıra kovulmak değildi. Ama kovulmaktan çok daha beter olmuştu sevdasının kapısının önünden. Bir gün diyorum, belki bir gün anlayacak ve sevecekler; her şeye rağmen bendeki herkesi seven yüreği ve yinede herkesi seven yüreğimi diye düşünürken. Bir süre sonra rahatsız olmaya başladı herkesi seven yüreğim. Sordum yüreğime nedenini?
   Zorla sevda, zorla dostluk olmuyordu işte. Dedi…
Hım mm dedim. Şimdi daha net anlıyorum ki. Sadece sevmek yetmiyormuş. Peki, o zaman, nedendi o candan muhabbetler, nedendi ha neden?
– Bu muhabbetlerde dertlerimizi, sevdalarımızı paylaşmadık mı?
   Dinleyip yüreğimi açmadım mı?
   Hiç gören ve duyan olmamış? Ne yazık değil mi…
Yürek bölgemde bir sıcaklık hissetim. Baktım, yüreğim kanlar içinde. Aşırı kan kaybı vardı. Bu çok üzüntü ve kahır hali öldürecekti yüreğimi. Kan ağladı gözlerim bir süre. Bir ihtimal olur ya ben buradayım diyecektim. Biraz daha bekledim kan revan içinde sevda bahçemin kapısında. Sonra zaman geldi. Hadi dedi mantık, işte gidiyoruz. Yüreğimde anlamıştı artık. Son kez çalmak istedim kapısını, sevdamın. Sonra hey millet bakın gidiyorum işte… Diye bağırarak ama kısıldı, çıkmadı sesim. Ancak kendim duyabiliyordum kendimi. Biran sonra haykırmak geldi içimden… Sonra vaz geçtim birden… Çünkü yüreğime daha fazla işkence yapmak istemedim.
Kısık bir ses tonuyla, son sözlerim "bilmeyerek de olsa kırdıysam sizlerden birinizi dahi özür diliyorum herkesten, hakkınızı helal edin" oldu. Ve istemese de yüreğim, zaman, mantık işbirliği tarafından bilinen yere götürüldü yüreğim…        
Yüreğim; yaşadıklarımdan hissettiklerimden değil, yaşatılanlardan duyduklarımdan utanıyor. Kanıyor anılarım. Hiç pişman değilim. Ama yazık oldu işte sevdama. Heyhat unutulmuşluk değil kan revan içinde bırakan yüreğimi. Kadir bilmezliktir. Ama şunu bilmiyorlar ki yüreğimden akan kan izleri hiç çıkmamış. Bu yürek öyle içinden, öyle içten akıtmış ki kanı. Hiç çıkmamış… Gidin bakın hala o binalarda, o yollarda, o kaldırımlarda duruyor, nişan gibi izleri.
            Yürek Bu …
Her şeyden bıktığım anda, seni yaşarım iliklerimde.
Bilirim ki orası bir tek nefes alacağım yer.
Aslında olay seni yaşamak mı, yoksa seni yaşarken kendimi yaşamak mı bilinmez.
Gözlerime tanıdık bir akşam çöker
Anlarım ki bu gece uzun olacak...
Böyle zamanlarda her akşam aynı gelir bana
Sanki hep yanımdaymışsın gibi.
Zamansa hep Mart’ta takılı kalmıştır
Nefes diye yokluğunu çekerken içime ağır ağır
İşte ben anlarım, o an yaşadığımı……..