Siyaset

Ulutaş: “Cumhuriyetin Kurucu Nitelikleri Pazarlık Konusu Yapılamaz!”

Prof. Dr. Zafer Ulutaş, huzurlu Türkiye hedefinin ortak arzu olduğunu ancak devletin kurucu ilkelerinden taviz verilemeyeceğini söyledi.

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’nin terörle mücadelede ulaştığı nokta, kamuoyunda tartışılan yeni hukuki düzenlemeler ve anayasa değişikliği söylemlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Terörün tamamen bitirilmesi ile devletin anayasal, idari ve hukuki yapısının pazarlık konusu edilmesinin iki ayrı mesele olduğunu vurgulayan Ulutaş, yürütülen sürecin Türkiye’nin üniter devlet yapısını ve millî egemenliğini tehdit ettiği uyarısında bulundu.

“Türk Kimliği Ortak Vatandaşlık Üst Kimliğidir”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş vizyonuna ve vatandaşlık hukukuna dikkat çeken Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Cumhuriyet’in devasa bir imparatorluk mirası üzerinde eşit vatandaşlık ilkesiyle inşa edildiğini hatırlattı. Ulutaş, vatandaşlık tanımına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet’in kurucu iradesi; sınırları içerisinde yaşayan her bir ferdi eşit vatandaşlık hukuku kapsamında değerlendirdi. Anayasal düzlemde herhangi bir etnik gruba ayrıcalık tanınmadığı gibi, hiçbir kesim de hukuki haklar bakımından ikinci sınıf bir konuma yerleştirilmedi. Bu çerçevede ‘Türk’ kimliği, yalnızca etnik bir kökene işaret eden dar bir tanım olarak değil; Cumhuriyet vatandaşlığının ortak hukuki ve siyasi üst kimliği olarak şekillendi. Farklı kökenlere ve inançlara sahip milyonlarca insan, bu ortak vatandaşlık anlayışı altında onlarca yıl bir arada yaşadı.”

“Askerî Üstünlük Varken Siyasi Tartışma Neden?”

Türkiye’nin 1984 yılından bu yana süren PKK terörüyle mücadelede tarihinin en güçlü seviyesine ulaştığına dikkat çeken Ulutaş, Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonel kabiliyeti ile yerli ve millî savunma sanayisinin sunduğu İHA/SİHA ve gelişmiş istihbarat imkânları sayesinde terör örgütünün hareket alanının neredeyse tamamen bitirildiğini belirtti.

Askerî açıdan bu denli güçlü bir konumdayken yeni anayasa ve kimlik tartışmalarının gündeme getirilmesini sorgulayan Ulutaş, iktidarın söylem değişikliğini eleştirerek şunları söyledi:

“Türkiye bugün terörle mücadelede tarihinin en güçlü askerî ve teknolojik kapasitesine sahiptir. Tam da bu nedenle toplumun zihnindeki soru işaretleri büyümektedir: Terör örgütü askerî açıdan bu denli zayıflatılmışken, Türkiye’yi yeniden kimlik, anayasa ve yeni hukuki düzenlemelerin merkezine taşıyan bu adımlara neden ihtiyaç duyulmaktadır? Dün PKK ile mücadeleyi ‘beka meselesi’ olarak sunup oy isteyenler, bugün ne değişti de örgüte alan açan bir süreci zafer gibi pazarlamaktadır? Ne değişmiştir; terör örgütünün kanlı geçmişi mi, yoksa yalnızca seçim hesapları mı?”

DEM Parti Mesajları ve Statü Arayışları

Yasa teklifi sürecinde ve sonrasında DEM Parti kanadından yapılan açıklamaları değerlendiren Ulutaş, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarının ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen temasların sürecin boyutunu gösterdiğini dile getirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin söylemlerine ve Pervin Buldan’ın "silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu" iddialarına dikkat çeken Ulutaş, terör örgütü elebaşının böyle bir mekanizmada aktör kılınması ihtimalinin kamuoyundaki endişeleri zirveye çıkardığını kaydetti.

Saha çalışmalarında vatandaşlarla gerçekleştirdikleri temaslara da değinen Ulutaş, toplumun zihnindeki temel kaygıları şu başlıklarla özetledi:

Vatandaşlık Tanımı ve Özerklik: Anayasal vatandaşlık tanımının değiştirilmesi, ana dilde eğitim talepleri ve yerel yönetimlere özerklik verilerek aşamalı olarak federatif bir yapıya geçiş şüphesi.

Emsal Teşkil Etme Riski: Anayasal düzeyde etnik kökene dayalı yapılacak bir düzenlemenin diğer unsurlar için de emsal teşkil ederek üniter yapıda telafisi imkânsız kırılmalar yaratacağı endişesi.

Tarihsel İbretler: Geçmişte yaşanan birinci açılım sürecinin acı tecrübeleri hatırlatılarak, devletin kurucu niteliklerinin pazarlığa açılmasının yeni güvenlik krizlerine yol açacağı tepkisi.

“Mesele Sadece Terörün Bitmesi Değil, Nasıl Bittiğidir”

Hiçbir Türk vatandaşının terörsüz bir Türkiye hedefine karşı olmadığını, aksine silahların ebediyen susmasının tüm milletin ortak arzusu olduğunu vurgulayan Ulutaş, açıklamasını şu kararlı mesajla tamamladı:

“Terörün bitirilmesi hedefi üzerinde Türk milletinin tam bir mutabakatı vardır. Ancak devletin kurucu niteliklerinin pazarlığa açılması, Cumhuriyetin temel yapısına yönelik doğrudan bir tehdittir. Terör bitecek bahanesiyle hiç kimse Anayasa’nın maddelerini ve millî egemenliği masaya yatıramaz. Türk milleti hiçbir şart ve koşulda bu gidişata destek vermeyecek, şehit ve gazilerinin aziz hatırasını incitmeyecektir. Son sözü daima millet söyleyecektir; ister bugün, ister sandıkta…”