DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’yu kapsayan 5 günlük bölge programının son durağı olan Gümüşhane’de basının karşısına geçti. Kentin kronikleşen nüfus kaybından makroekonomik sorunlara, tarım bütçesindeki adaletsizlikten güvenlik ve hukuk reformlarına kadar gündemdeki kritik başlıklara dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan; Parti Genel Başkan Vekili İbrahim Çanakçı, Genel Başkan Yardımcıları Seyit Karaca ve Mehmet Erdoğan, İstanbul Milletvekili Hasan Karal ile Gümüşhane İl Başkanı Hamza Çakır’ın da aralarında bulunduğu heyetle Gümüşhane programını gerçekleştirdi. Saadet Partisi İl Başkanı Akın Demir ile Gümüşhane eski milletvekilleri Sabri Varan ve Feramuz Üstün’ün de katıldığı toplantıda Babacan, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu izlenimlerini paylaşarak çözüm önerilerini sıraladı.
“10 Yılda Nüfus 172 Binden 138 Bin 800’e Düştü”
Gümüşhane’nin en büyük sorununun istikrarlı şekilde süren dış göç olduğuna dikkat çeken Ali Babacan, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerini paylaştı. Son on yılda şehir nüfusunun 172 binden 138 bin 800 seviyesine gerilediğini belirten Babacan, bu durumun kentte yaşayan vatandaşlar üzerinde ciddi bir moral bozukluğu yarattığını vurguladı:
"Yaşadığınız ilin sürekli göç vermesi, insanların doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalması çok acı verici. Gençlerimiz üniversite eğitimi için şehirden ayrılıyor; ancak geri döndüklerinde kendilerine ve ailelerine bakabilecekleri bir iş imkânı bulamadıkları için memleketlerine yerleşemiyorlar. Göçün temeli doğrudan geçim sıkıntısına dayanıyor."
“Gümüşhane’nin Sorunu Ankara’daki Masadan Çözülemez”
Nüfusu nispeten küçük illerde kalkınmanın yalnızca istihdam rakamlarıyla ele alınamayacağını belirten DEVA Partisi Lideri, bir kentin “yaşanabilir” kılınması için eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal imkânların da eş zamanlı güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ankara merkezli yönetim anlayışını eleştiren Babacan, yerel aktörlerin sürece dâhil edilmesi gerektiğini savundu:
"Bir şehirde insanlar sürekli 'Ciddi bir sağlık sorunum var ama gidecek doktor yok' diyorsa ya da kaliteli eğitim kadroları şehre çekilemiyorsa, oradaki yaşam kalitesinden bahsedemeyiz. Gümüşhane’nin sorununu Ankara’dan anlamak da oradan doğru karar almak da mümkün değil. Yerele hem yetki hem de finansal imkân vereceksiniz. Şehirdeki paydaşlar ortak akılla kendi önceliklerini kendileri belirleyecek."
“Çiftçinin Yaş Ortalaması 57’ye Yükseldi, Gençler Topraktan Kopuyor”
Beş günlük gezisi boyunca Rize, Artvin, Ardahan, Kars, Bayburt ve Gümüşhane’de üreticileri dinlediklerini aktaran Babacan, özellikle tarım ve hayvancılık sektörünün tarihinde görülmemiş bir krizle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin yaş ortalamasının 57’ye çıktığını aktaran Babacan, üreticinin zarar ettiği için üretimden çekildiğini söyledi:
"Ardahan ve Kars’ın köyleri başta olmak üzere besicilerimizi dinledik. Hayvan sayısının yarı yarıya, hatta bazı bölgelerde dörtte bire düştüğünü söylüyorlar. Yem ve gübre maliyeti yüzünden zarar eden çiftçinin çocuğu da toprağı işlemek istemiyor. Türkiye’de gıda enflasyonunu düşürmenin yolu faiz artırmak veya sürekli ithalat yapmak değildir; üreticinin maliyetini düşürüp yerli üretimi desteklemektir."
“Tarıma 180 Milyar, Faize 2 Trilyon 742 Milyar Lira”
Devlet bütçesindeki kaynak dağılımını sert sözlerle eleştiren Babacan, tarım ve sulama yatırımlarına ayrılan pay ile faiz ödemeleri arasındaki büyük uçuruma dikkat çekti:
"Türkiye genelinde sulama yatırımlarının tamamlanması için yaklaşık 2 trilyon liralık kaynağa ihtiyaç var. Ancak bu yıl bütçeden tarım ve hayvancılığa verilen desteğin tamamı 180 milyar lira. Buna karşılık faize ayrılan bütçe 2 trilyon 742 milyar lira. Tarıma ayrılan kaynağın tam 16 katı faize gidiyor. Faizi tek hanelere düşürdüğünüzde elde edilecek devasa tasarruf doğrudan sulama projelerine ve çiftçimize aktarılabilir."
Babacan ayrıca DEVA Partisi olarak çözüm önerilerini sıralayarak; yem ve gübre maliyetinin yarısının devlet tarafından karşılanması gerektiğini, mazot ve elektriğin çiftçiye uygun fiyatla sunulması ile eski çiftçi borçlarının uzun vadeli yapılandırılmasının şart olduğunu ekledi. Sanayicinin de yüksek finansman maliyeti ve baskılanan kur nedeniyle üretmekte zorlandığını, hazır giyim sektöründe 300 binin üzerinde istihdam kaybı yaşandığını hatırlattı.
“Kritik Süreç Uygulama Safhasıdır: Şeffaflık ve Liyakat Şart”
Babacan, Türkiye gündeminde yer alan güvenlik, hukuk ve devlet yönetimine ilişkin temel başlıklar hakkında da net mesajlar verdi:
Terörle Mücadele ve Çerçeve Yasa: Terör konusunu Türkiye’nin en hayati meselesi olarak gördüklerini belirten Babacan, TBMM’de kabul edilen çerçeve yasayı desteklediklerini ifade etti. Asıl kritik dönemin “uygulama safhası” olduğuna işaret eden Babacan, silahların bırakılması ve örgütün feshine ilişkin adımların somut, açık ve şeffaf kriterlerle yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Cemaat ve Tarikat Yapılanmaları: Bu oluşumların ülkenin sosyolojik bir gerçekliği olduğunu savunan Babacan, yasakçı zihniyet yerine şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yapının kurulması gerektiğini vurguladı. Devletin yıllarca denetimsiz bırakıp ardından ani operasyonlar yapmasını eleştirerek; dini duyguların siyasi veya ticari ranta dönüştürülmesine izin verilmemesini, denetimin ise adalet çerçevesinde sürekli kılınmasını istedi.
Kamu İhale Yasası ve Devlet Yönetimi: 2003 yılında AB standartlarına uygun hazırladıkları Kamu İhale Yasası’na sonradan getirilen istisnaların kamu kaynaklarında israfa yol açtığını söyledi. Devlet yönetiminin adalet, liyakat ve ististişare ilkeleri üzerine yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti.
Gümüşhane’deki temaslarının yanı sıra ulaştırma projelerinin ve tünellerin hızlandırılması, teşvik sisteminin güncellenmesi çağrısında bulunan Ali Babacan ve beraberindeki heyet, Trabzon Havalimanı üzerinden İstanbul’a geçmek üzere kentten ayrıldı.





