İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, 2027 yılı bütçe teklifinde tarım sektörü için öngörülen 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın analizini paylaşarak, bütçe rakamları ile sahadaki tarlanın gerçekleri arasındaki devasa uçuruma dikkat çekti. Açıklanan devasa kaynağın yalnızca 235 milyar liralık kısmının doğrudan çiftçiye verilecek tarımsal destek programlarına ayrıldığını belirten Ulutaş, 5488 sayılı Tarım Kanunu’ndaki gayrisafi millî hasılanın (GSYH) en az yüzde 1'inin tarıma ayrılmasına yönelik yasal zorunluluğun yine ihlal edildiğini ifade etti.
Girdi maliyetleri altında ezilen, yüksek gübre ve mazot zamları nedeniyle üretim yapmakta zorlanan üreticinin durumunu gözler önüne seren Ulutaş, “Tarım bütçesinin başarısı açıklanan trilyonluk rakamlarla değil; çiftçinin toprağında kalabilmesi, üretimin sürdürülebilirliği ve milletin sofrasına güvenilir gıdanın makul fiyatlarla ulaşmasıyla ölçülür” dedi.
"Açıklanan 1 Trilyon Lira Çiftçinin Cebine Girmiyor"
Hükümet tarafından 2027 yılı bütçe teklifinde tarıma 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayrıldığının duyurulduğunu ancak bu illüzyonun tarladaki üreticiye bir fayda sağlamadığını söyleyen İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, bütçenin detaylarını şu sözlerle parçalarına ayırdı:
*"Sabah traktörüne fahiş fiyattan mazot koyan, gübre ve tohum alabilmek için bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine borçlanan, ahırındaki hayvanına yem bulmakta zorlanan çiftçimiz için asıl mesele açıklanan bu kaynağın ne kadarının kendi cebine girdiğidir. Bütçede açıklanan 1 trilyon 305 milyar lira farklı kalemlerin toplamından oluşmaktadır.
Bütçe teklifinde; 342 milyar TL vergi harcamalarına, 325 milyar TL kredi desteğine, 268 milyar TL altyapı ve sulama yatırımlarına, 135 milyar TL ise KİT finansmanı ile ihracat desteklerine ayrılmıştır. Çiftçinin doğrudan hesabına yatacak, üretim maliyetini doğrudan göğüsleyecek tarımsal destek programlarına düşen pay ise yalnızca 235 milyar liradır. Bu miktar, açıklanan toplam devasa kaynağın sadece yüzde 18’ine denk gelmektedir. Vergi muafiyetini ya da yıllar sürecek sulama projesini doğrudan çiftçi desteği gibi sunmak kamuoyunu yanıltmaktır."*
"Girdi Maliyetlerindeki Sıçrama Destek Artışını Yuttu"
Tarımsal destek ödeneğinin 2026 yılındaki 168 milyar lira seviyesinden 2027 yılı için 235 milyar liraya çıkarılmasının kağıt üzerinde bir artış gibi sunulduğunu fakat enflasyon ve fahiş zamlar karşısında eridiğini vurgulayan Ulutaş, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerini paylaştı:
"Girdileri yüksek fiyattan alıp ürününü değerinde satamayan çiftçimiz için bu artış daha üretim dönemi başlamadan yok olmuştur. Nitekim üre gübresinin tonu küresel ve yerel gelişmelerle 31 bin 124 liraya ulaşarak yüzde 19,5 zamlanmış, mazot fiyatları ise kısa sürede yüzde 40’ın üzerinde sıçrama yapmıştır. Dolayısıyla bütçedeki artış, çiftçinin katlanan maliyet yükünü karşılamaya yetmemektedir. Çiftçinin acil ihtiyacı uzun vadeli projeleri beklemek değil; günlük mazot, gübre, yem ve sulama faturasını ödeyebilmektir."
"Tarım Kanunu’ndaki %1 Şartında 877 Milyar Liralık Uçurum Var"
Konunun hukuki boyutuna ve yasal ihlallere de değinen Prof. Dr. Zafer Ulutaş, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesini hatırlattı. Kanunda "Bütçeden ayrılacak tarımsal destek kaynağı, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz" hükmünün açıkça yer aldığını belirten Ulutaş, şu çarpıcı hesabı ortaya koydu:
*"2027 yılı için öngörülen 111,2 trilyon liralık GSYH dikkate alındığında, kanuni zorunluluk gereği çiftçimize verilmesi gereken destek miktarı en az 1 trilyon 112 milyar lira olmalıdır. Buna karşılık bütçe teklifinde çiftçimize reva görülen ödenek yalnızca 235 milyar liradır. Yasal alt sınır ile verilen ödenek arasında 877 milyar liralık devasa bir uçurum bulunmaktadır.
Desteklerin GSYH içindeki payı yüzde 0,21 seviyesine kadar gerilemiştir. Hükümet, yasal alt sınır ile teklif arasındaki bu 877 milyar liralık dev açığın sebebini millete açıklamak zorundadır. Bu durum teknik bir bütçe açığı değil, ülkenin gıda arz güvenliği meselesidir."*
"Çiftçi Üretimden Çekilirse Bedelini Bütün Toplum Öder"
Açıklamasının son bölümünde gıda krizine ve kırsal nüfusun tarlayı terk etme tehlikesine dikkat çeken İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çiftçi üretimden çekilirse yalnızca bir işletme kapanmış olmaz; ekilen alanlar daralır, hayvancılık çöker, kırsal nüfus boşalır ve gıda arzındaki kriz nedeniyle mutfaktaki yangın büyür. Bunun bedelini 85 milyon vatandaşımız pazarda, markette fahiş gıda fiyatları ödeyerek çeker. Tarımsal destekler ekim dönemi başlamadan planlanmalı, ödemeler zamanında yapılmalı ve destek miktarı gerçek enflasyona göre belirlenmelidir. Sonuç olarak, 1 trilyon 305 milyar liralık kaynak açıklamak başarı değildir. Tarım bütçesinin başarısı açıklanan trilyonlarla değil; çiftçinin toprağında kalabilmesi ve milletin sofrasına ucuz gıdanın ulaşmasıyla ölçülür."





