Üzülerek belirtmeliyim ki yerel ölçekte köşe yazarlığı tecrübesi olmayan bir şehirde, köşe yazarlığı yapmak, zor bir zanaat. Zira yazılan konular, “mahalle dedikodusu” mesabesinde algılanıyor ve öyle değerlendiriliyor. Böyle olunca, yazının vermek istediği mesaj okur tarafından yokluğa mahkûm ediliyor. Sözgelimi ben yıkılan belediye binasının yerinin kent meydanı olarak şehre daha uygun olacağını yazdığımda bu, dedikodu haline gelebiliyor, ama bu görüşün karşısında yıkılan belediye alanının yerine “modern iş merkezi” yapılmasını savunan bir yazı ve/veya entelektüel düzeyde bir tartışma olmuyor! Oysa fikrin karşıtı bir fikrin yazı düzeyinde karşılık bulması gerekir. Bu olmuyor ve onun yerine ya geçmişten örnekler verilerek durum kurtarılmaya çalışılıyor ya da “mahalle dedikodusu” düzeyinde kalınarak konu entelektüel düzeyde enine boyuna tartışılamadan, öylece kapanıyor.
 
Sadece bu meselede değil, diğer bazı kent sorunlarında da bu anormallik var. Yazıya karşı yazı ile mukabele edilmiyor, yazı “mahalle dedikodusu” mesabesinde değerlendiriliyor. Bunun en belirgin nedeni de bu şehrin “yazılı bir kültürünün” olmamasının yanında “köşe yazarlığı” tecrübesinin de olmamasının büyük etkisi var şüphesiz. Gümüşhane’de, meselelerin, kent sorunlarının kökenine inmek, işte bu nedenlerden dolayı imkânsız. Tüm meseleler yüzeysel ve mahalle dedikodusu mesabesinde değerlendiriliyor ve son tahlilde bir yaraya merhem olmuyor.
 
Köşe yazarlığı tecrübesi olmamakla beraber köşe yazarı da yok denecek kadar az bir şehirde yaşıyoruz. Oysa Gümüşhane gibi bir yerde üç yerel gazetenin günlük yayımlanıyor olması büyük bir fırsat, yazılı kültürün ve köşe yazarlığının tecrübe kazanması bağlamında. Salt bir “yazı kültürü” mahrumiyeti yaşamıyoruz, keza “mahalle dedikodusunu” aşan “sözlü bir kültür” ortamından da yoksunuz. Örnek vermek gerekirse; Gümüşhane meselelerinin tartışıldığı bir sempozyum, konferans ve panel gibi kültürel hiçbir faaliyet gerçekleştirilemiyor. Hal böyle olunca, “Gümüşhane meseleleri dedikodu mesabesinde kalıyor” ve ciddi anlamda tartışılmadan, sorgulamadan üzeri kapanıyor ve çözüm önerileri getirilmekten yoksun kalıyor.
 
Yukarıda da değindiğim gibi yıkılan belediye binasının yerinin iş merkezi yapılmasına dair olumlu tek bir yazı yayımlanmadı yerel ölçekte, ama buna karşı şehir planı çerçevesinde birçok yazı yazıldı bu köşede. Bu sadece bir örnek. Diğer tüm konularda da durum böyle. Hadi diyelim ki köşe yazarlığı tecrübemiz yok ve bu meseleleri “yazı kültürü” çerçevesinde değerlendiremiyoruz, o halde bunu “sözlü” gerçekleştirelim; maalesef o da yok, geriye “mahalle dedikodusu” çerçevesinde ele almak kalıyor meseleleri. Yani demem o ki biz tüm Gümüşhane meselelerini “mahalle dedikodusu” penceresinden değerlendiriyoruz, ama bunu ne yazılı ne de sözlü tartışabiliyoruz.