Serhat Doğan: İran’da Tarih Tekerrür Ediyor, Meşruiyet Krizi Derinleşiyor
Gümüşhane Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Serhat Doğan, İran’da son yıllarda artan protesto dalgasını tarihsel perspektiften değerlendirdi. Doğan, yaşananların geçici bir toplumsal tepki değil, İran’ın kronikleşmiş yapısal sorunlarının bir sonucu olduğunu vurgulayarak, ülkenin ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
“Kadın, Yaşam, Özgürlük” Bir Slogandan Fazlası
İran’da “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla dünya gündemine oturan protestoların, yüzeysel bir hoşnutsuzluk ifadesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Doğan, bu çıkışın modern İran tarihinin en temel sorularını yeniden gündeme taşıdığını ifade etti. Doğan’a göre, bu protestolar yalnızca bir politikaya değil, rejimin bütün sosyal ve siyasal mimarisine yönelik varoluşsal bir itiraz niteliği taşıyor.
Meşruiyetini Yitiren İktidar Ayakta Kalabilir mi?
Toplumun geniş kesimleri nezdinde meşruiyetini kaybeden bir iktidarın uzun vadede ayakta kalıp kalamayacağı sorusuna dikkat çeken Doğan, “Bu sorunun yanıtı, bugünü anlamak için geçmişe bakmayı zorunlu kılıyor. Özellikle Pehlevi hanedanlığının neden çöktüğünü iyi analiz etmek gerekiyor” dedi.
Pehlevi Dönemi: Modernleşme Var, Toplumsal Karşılık Yok
Pehlevi hanedanlığının Rıza Şah ve Muhammed Rıza Şah dönemlerinde güçlü merkezi devlet, seküler hukuk düzeni ve Batı yanlısı bir modernleşme projesi inşa etmeye çalıştığını hatırlatan Doğan, bu projenin en büyük zaafının toplumsal karşılığının olmaması olduğunu söyledi. Doğan, “Rejim, ulemanın toplum üzerindeki derin etkisini görmezden geldi. Kentli seçkinler dışında kalan geniş halk kitleleriyle sağlıklı bir siyasi bağ kuramadı. En önemlisi de İran’ın çok kimlikli yapısını tanımadı” değerlendirmesinde bulundu.
“1979 Devrimi Kaçınılmazdı”
İran nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Azerbaycan Türkleri, Kürtler ve Beluçlar gibi etnik grupların Pehlevi döneminde kültürel haklardan mahrum bırakıldığını vurgulayan Doğan, bu kesimlerin merkeze uzak “tebaa”lar olarak görüldüğünü ifade etti. “İktidar, askeri güç ve Batı desteğiyle ayakta durmaya çalıştı ancak halkın değerleriyle bütünleşmiş bir meşruiyet zemini oluşturamadı. 1979 Devrimi, yalnızca dini bir başkaldırı değil; seküler kesimlerin, etnik grupların ve geniş bir toplumsal ittifakın verdiği bir meşruiyet referandumuydu” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Benzer Bir Kıskacın İçinde
Bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin de çarpıcı biçimde benzer bir sürecin içine girdiğini belirten Doğan, rejimin kuruluş yıllarında sahip olduğu meşruiyet sermayesini hızla tükettiğini söyledi. Ekonomik iflas, yapısal yolsuzluklar, sert siyasi katılım sınırları ve özellikle gençler ile kadınların özgürlük taleplerinin görmezden gelinmesinin, rejim ile toplum arasında derin bir uçurum yarattığını kaydetti.H
Haber: Hüseyin Özgün
Etnik Sorunlar Krizin En Patlayıcı Boyutu
Etnik dinamiklerin, İran’daki krizin çoğu zaman ihmal edilen ancak en tehlikeli yönünü oluşturduğunu vurgulayan Doğan, Tebriz ve Belucistan gibi bölgelerde protestoların kararlılıkla sürmesinin tesadüf olmadığını ifade etti. “Bu bölgeler, Pehlevi döneminden miras kalan ve İslam Cumhuriyeti tarafından da büyük ölçüde sürdürülen merkeziyetçi ve asimilasyoncu politikaların yükünü taşıyor. Kültürel hakların kısıtlanması, ekonomik adaletsizlikler ve temsil sorunu, genel özgürlük talepleriyle birleşerek protesto dalgasını büyütüyor” dedi.
“Dış Müdahale Tuzağına Dikkat Edilmeli”
Dış müdahale ihtimaline karşı uyarıda bulunan Doğan, tarihsel tecrübenin bu tür girişimlerin kalıcı çözüm üretmediğini gösterdiğini ifade etti. 1953’te Başbakan Musaddık’ın devrilmesini hatırlatan Doğan, “Batı desteğiyle güçlendirilen Şah rejimi kısa vadede ayakta kaldı ama bu destek, uzun vadede iktidarı daha kırılgan hale getirdi ve çöküşü hızlandırdı. Bugün de dış müdahale söylemi, rejimin protestoları ‘yabancı komplo’ olarak sunmasına zemin hazırlayabilir” dedi.
“Bu Gösteriler Yeni Bir Toplumsal Sözleşme Arayışıdır”
İran’daki protestoların basit bir yönetim değişikliği çağrısı olarak okunamayacağını belirten Doğan, bu sürecin yeni bir toplumsal sözleşme ve meşruiyet temeli arayışı olduğunu vurguladı. “Pehleviler, modernleşmeye rağmen çoğulcu toplumsal gerçekliği tanıyamadıkları için devrildi. Bugünkü rejim de benzer bir varoluşsal sınavdan geçiyor. Gelecek; kadınları, gençleri, etnik ve dini tüm grupları kapsayan, adalet ve özgürlük temelinde yeniden tanımlanmış bir siyasal modelin inşasında yatıyor. Aksi halde tarih, aktörleri değişse de aynı sahneyi yeniden oynamaya devam eder” ifadelerini kullandı.
| İmsak | 06:06 | ||
| Güneş | 07:37 | ||
| Öğle | 12:28 | ||
| İkindi | 14:48 | ||
| Akşam | 17:09 | ||
| Yatsı | 18:35 |