Gümüşhane’de düzenlenen "Şehir Sohbetleri" programında bu hafta "İslam ve Bilim" ilişkisi masaya yatırıldı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen panelde konuşan Doç. Dr. Turgut Akyüz, modern dünyanın "bilimcilik" ideolojisini eleştirerek, bilimin insanın manevi ihtiyaçlarına ve hayatın nihai anlamına tek başına cevap üretemeyeceğini vurguladı.
—İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi tarafından geleneksel olarak organize edilen “Şehir Sohbetleri” serisi, toplumsal hafızayı ve fikri dünyayı canlandıran önemli bir buluşmaya daha ev sahipliği yaptı. Gümüşhane Belediyesi Hüseyin Nihal Atsız Kültürevi’nde gerçekleştirilen ve özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta, "İslam ve Bilim" konusu tarihsel süzgeçten geçirilerek günümüz dünyasındaki yansımalarıyla ele alındı.
Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Bülent Bal’ın üstlendiği programa konuşmacı olarak katılan akademisyen Doç. Dr. Turgut Akyüz, akıl, inanç, medeniyet ve bilim ekseninde ezber bozan açıklamalarda bulundu.
"Din ve Bilim Çatışmıyor, Farklı Soruların Cevabını Arıyor"
Programın açılışında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Bülent Bal, din ve bilim ilişkisinin insanlık tarihi boyunca sadece teorik bir tartışma olarak kalmadığını, çok ciddi toplumsal dönüşümlere ve sonuçlara zemin hazırladığını hatırlattı. İslam medeniyetinin bilgiyle kurduğu köklü bağın bugün yeniden doğru anlaşılması gerektiğine işaret eden Bal'ın ardından kürsüye Doç. Dr. Turgut Akyüz çıktı.
Modern dünyada din ile bilimin yapay bir şekilde karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını ifade eden Doç. Dr. Akyüz, iki disiplinin aslında birbirinin alternatifi olmadığını belirterek şu analizi yaptı:
"Din ile bilim çoğu zaman bir çatışma alanı gibi sunuluyor ancak gerçekte bu iki kulvar tamamen farklı soruların peşindedir. Bilim; gözlem, deney ve ampirik verilerle fiziki evrenin işleyişini çözmeye çalışır. Din ise insanın varoluşsal anlam arayışına, ahlaki sorumluluklarına, vicdani pusulasına ve yaşamın nihai amacına dair bir rehberlik sunar."
"Her Şeyi Bilimle Çözme İddiası (Bilimcilik) Sağlıklı Değil"
Modern çağla birlikte adeta bir dogma haline gelen "bilimcilik" (scientism) ideolojisine dikkat çeken Doç. Dr. Akyüz, bilimin insanlığın en muazzam ortak kazanımlarından biri olduğunu ancak her sorunu çözecek yegane merci gibi görülmesinin mantıksal bir hata olduğunu savundu.
Akyüz, bilimsel bilginin doğası gereği sürekli değiştiğini ve geliştiğini hatırlatarak, "Bilimin her soruya tek başına yanıt verebileceğini düşünmek sağlıklı bir yaklaşım değildir. Çünkü insanın sadece rasyonel ve maddi gereksinimleri yoktur; göz ardı edilmesi imkansız olan derin bir manevi boyutu ve ruhsal ihtiyaçları da mevcuttur" dedi.
İslam Düşüncesindeki Köklü Miras ve Akıl Vurgusu
İslam inanç dünyasında düşünmenin ve aklı kullanmanın doğrudan kutsal metinlerle teşvik edildiğini belirten Doç. Dr. Turgut Akyüz, İslam medeniyetinin yetiştirdiği büyük dehalardan örnekler verdi:
İmam Maturidi ve İmam Eş’ari: Kelam ve akıl yürütme yöntemleriyle inanç esaslarını sistemleştirdiler.
Farabi ve İbn Sina: Felsefe, tıp ve pozitif bilimlerde çağ açan teoriler geliştirdiler.
Gazali ve Fahreddin Razi: Bilgi felsefesinde çok zengin ve derinlikli yaklaşımlar ortaya koydular.
Akyüz, bu devasa fikri mirasın günümüzde kulaktan dolma bilgilerle değil, doğrudan doğru ve özgün kaynaklardan okunarak analiz edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yapay Zekâ, Çevre Ahlakı ve Müslümanların Sorumluluğu
Konuşmasının son bölümünde yapay zekâ, dijital dönüşüm ve küresel çevre krizleri gibi modern çağın en büyük meydan okumalarına değinen Doç. Dr. Akyüz, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin mutlaka ahlaki bir süzgeçten geçmesi gerektiği uyarısında bulundu. "İnsan tabiatın mutlak hakimi değil, onun organik bir parçasıdır. Doğayı tahrip ederek ekonomik veya teknolojik bir kalkınma modeli inşa edilemez" diyen Akyüz, Müslümanların sadece geçmişteki parlak bilim dönemiyle övünerek bugünü kurtaramayacağını açık yüreklilikle ifade etti.
Müslüman toplumların mevcut krizlerle yüzleşmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Turgut Akyüz, çözüm reçetesini şu sözlerle sundu:
"Geçmiş başarılarımızla gurur duymak doğaldır ancak bugünün sorunlarını çözmek için eleştirel düşünceye, özgün bilgi üretimine ve bilimsel çalışmalara ağırlık vermeliyiz. Sorunların üstesinden ancak daha çok araştırmak ve üretmekle gelebiliriz. Bu noktada özellikle gençlerimizin ilim ve bilim yolunda çok daha fazla sorumluluk üstlenmesi hayati bir zorunluluktur."
Yaklaşık iki saat süren panel, salonu tamamen dolduran dinleyicilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi. İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi yetkilileri, kentin kültürel ve entelektüel hayatına dinamizm katan "Şehir Sohbetleri" programlarının, önümüzdeki süreçte de alanında uzman yeni konuklarla kesintisiz devam edeceğini bildirdi.





