Türkiye’de ilk! Nafiz hoca Anadolu’nun 1700 yıllık kuzey ışıkları tarihini kitaplaştırdı
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu topraklarında Milattan Sonra 333 yılından bu yana gözlemlenen kuzey ışıklarını (Aurora Borealis) 10 yıllık titiz bir çalışmayla kitaplaştırdı. Bizans kroniklerinden Osmanlı arşivlerine, Cumhuriyet dönemi gazete haberlerinden Kandilli Rasathanesi verilerine kadar uzanan bu eşsiz çalışma, Türkiye’nin ilk kapsamlı kuzey ışıkları veri tabanını "Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı" adıyla literatüre kazandırdı.
Anadolu’nun Gökyüzü Arşivi 10 Yıllık Emekle Gün Yüzüne Çıktı,,
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, 2016 yılında başladığı ve yaklaşık 10 yıl süren kapsamlı araştırmalarını "Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı" isimli kitabında topladı.
Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı niteliği taşıyan eser, Milattan Sonra 333 yılından günümüze kadar Anadolu topraklarında görülen kuzey ışıklarını bilimsel ve tarihsel bir süzgeçten geçiriyor.
Prof. Dr. Maden, özellikle Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin kayıtlarını inceleyerek; İstanbul, Urfa ve Adana gibi şehirlerde bu doğa olayının tarih boyunca nasıl algılandığını ortaya koydu.
Kıyamet Alameti mi, Fetih Müjdesi mi?
Antik ve Orta Çağ dönemlerinde "fecr-i şimali" olarak adlandırılan kuzey ışıkları, o dönem insanları tarafından genellikle kıyamet, savaş veya büyük felaketlerin habercisi olarak yorumlanmış. Ancak Osmanlı tarihinde bu olay farklı anlamlar da kazanmış.
Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserlerinden elde edilen bilgilere göre, İstanbul’un Fatihi Sultan Mehmet’in hem doğumu hem de tahta çıkışı sırasında bu eşsiz gökyüzü olayının gözlemlendiği kayıtlara geçmiş. 1453 yılındaki büyük fetihten hemen önce de gökyüzündeki bu kızıllığın İstanbul semalarını süslediği belirtiliyor.
Gümüşhane ve Zigana’da "Yangın" Alarmı
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.
Haber:Uğur Aydın
| İmsak | 06:06 | ||
| Güneş | 07:37 | ||
| Öğle | 12:28 | ||
| İkindi | 14:48 | ||
| Akşam | 17:09 | ||
| Yatsı | 18:35 |