Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersin Diker, söyleşide, modern dünyada reklamın birey ve toplum üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde ele alındı.
Reklamlar Duygu Satıyor
Reklamların artık ürün değil, anlam ve duygu sattığını belirten Diker, mutluluk, başarı, özgüven ve aidiyet gibi kavramların reklamların merkezinde yer aldığını ifade etti. Özellikle Coca-Cola gibi markaların ürün değil, “mutluluk” temasını pazarladığını belirten Diker, “Gazlı bir içecekten ziyade arkadaşlık, paylaşım ve aile duygusu satılıyor” dedi.
Benzer şekilde gıda, deterjan ve spor markalarının da farklı duygular üzerinden tüketiciye ulaştığını belirten Diker, “Bir deterjan reklamı çocukların özgürlüğünü anlatır ama aslında o kirleri temizleyecek ürünü satmayı hedefler” ifadelerini kullandı.
“Bu Ürünü Al Değil, Bu Kişi Ol”
Modern reklamcılığın temel mesajının değiştiğini belirten Diker, “Reklam artık ‘bunu satın al’ demez, ‘böyle bir insan ol’ der” diyerek reklamların kimlik inşasındaki rolüne dikkat çekti. Kozmetik reklamlarının “yaşlanmamayı”, moda reklamlarının “tarz sahibi olmayı”, otomobil ve konut reklamlarının ise “prestijli bir yaşamı” sattığını ifade etti.
Ünlü isimlerin reklamlarda kullanılmasının da bu nedenle tercih edildiğini belirten Diker, tüketicinin kendisini o kişiyle özdeşleştirdiğini söyledi.
Reklam Harcamaları Trilyonları Aştı
Reklam sektörünün ekonomik büyüklüğüne de değinen Diker, 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde reklam harcamalarının 1.1 trilyon doları, Türkiye’de ise yaklaşık 250 milyar TL’yi bulduğunu ifade etti. Bu rakamların her yıl artış gösterdiğini belirten Diker, “Bu kadar büyük bir yatırımın temel amacı tüketimi artırmaktır” dedi.
Kültürü Değiştiren Güç: Reklam
Reklamların yalnızca kültürü yansıtmadığını, aynı zamanda dönüştürdüğünü belirten Diker, Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının zamanla değiştiğini ifade etti. Geleneksel olarak ayran tüketilen sofralarda gazlı içeceklerin yer almaya başladığını belirten Diker, küresel markaların bu dönüşümde önemli rol oynadığını söyledi.
Diker, uluslararası markaların pazara giriş stratejilerine de değinerek, Nestlé’nin Japonya’da kahve tüketimini yaygınlaştırmak için çocuklara yönelik ürünler geliştirdiğini, McDonald's’ın ise Türkiye pazarına uyum sağlamak için menüsüne ayranı eklediğini örnek gösterdi.
“Diderot Etkisi” ve Tüketim Sarmalı
Konuşmada Fransız filozof Denis Diderot’nun ortaya koyduğu “Diderot Etkisi” de ele alındı. Diker, yeni alınan bir ürünün diğer eşyalarla uyumsuzluk hissi yaratarak daha fazla tüketimi tetiklediğini belirtti.
“Bir çanta aldığınızda ona uygun ayakkabı, kıyafet ve aksesuar alma ihtiyacı hissedersiniz. Bu durum tüketimi zincirleme bir hale getirir” diyen Diker, reklamların da bu psikolojiyi desteklediğini söyledi.
Sosyal Medya ve Yeni Tüketim Dalgası
Sosyal medyanın tüketim kültürünü daha da hızlandırdığını belirten Diker, özellikle influencer’lar aracılığıyla birçok ürünün kısa sürede popüler hale geldiğini ifade etti. Airfryer ve dik süpürge gibi ürünlerin bu şekilde yaygınlaştığını belirten Diker, “Birçok evde bu ürünler kısa süre kullanılıp köşeye kaldırılıyor” dedi.
Katılımcılar da kendi deneyimlerini paylaşarak, sosyal medya etkisiyle yapılan alışverişlere örnekler verdi.
“Ferrari Neden Reklam Yapmaz?”
Etkinlikte dikkat çeken bir diğer konu ise reklam yapmayan markalar oldu. Diker, Ferrari gibi markaların sınırlı üretim ve özel hedef kitle nedeniyle geleneksel reklama ihtiyaç duymadığını belirtti. Bu tür markaların “niş pazarlama” stratejisi izlediğini ifade etti.
Katılımcılardan Çarpıcı Örnekler
Etkinlikte söz alan bir katılımcı, aslında sevmediği bir rengi yalnızca trend olduğu için satın aldığını ve sonrasında kullanmadığını anlattı. Bu örnek, reklam ve sosyal medya etkisinin günlük hayattaki yansımalarını gözler önüne serdi.
“İstiyor muyuz, Yoksa İstetiliyor mu?”
Konuşmasının sonunda tüketim alışkanlıklarının sorgulanması gerektiğini vurgulayan Diker, katılımcılara şu soruyu yöneltti:
“Bir ürünü satın alırken gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi alıyoruz, yoksa bize istetildiği için mi?”
Diker, reklamların hayatı şekillendirdiğini ancak nihai kararın bireylere ait olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.
Etkinlik, soru-cevap bölümüyle sona ererken, Bilim Kafe buluşmalarının farklı konu başlıklarıyla devam edeceği bildirildi.
Haber: Buse Acır







