ÜLKÜCÜ   OLMAK   VE   ÜLKÜCÜ  KALMAK
  Müslüman Türk olmanın şuurunu ,inancını ,felsefesini yaşamayan hiç kimseyi etiketi ,kariyeri,camiadaki yeri ne olursa olsun  Ülkücü olarak, Ülkücü gözüyle bakamayız. Ülkücü içki içmez, kumar oynamaz,eğri ayakları yoktur. Kur-anda yazılanları yapar ,yapmaya çalışır. Allahın yasakladıklarını yapmaz, yap dediklerini yapar. Vatanını ,milletini ,devletini,bayrağını ,dinini sever ve İslam imanını ve Türk olmanın şuurunu yaşar. Terbiyelidir,yalan söylemez,güvenilirdir,alçak gönüllüdür. Ayak oyunları içinde olup,hep ben ben demez.Davayı şahsi çıkar için kullanmaz.Nefis yapmaz. Çıkarı ve koltuk uğruna ordan oraya atlayıp durmaz . Zamanında konuşup konuşup,kimseye konuşma fırsatı vermeyipte,azıcık zoru görünce tüyenlerden zarar gelir , bu tiplerden Ülkücü olmaz. Bu tipler yüzünden bu hareket hep yerinde saydı. Geçmişte ne edebiyat yapanlar vardı,öylelerini tanıyorum ki, sayfalarımızda yazdığımız yazıları,dava ile ilgili paylaşımları,korkusundan birileri görür diye beyenme ,tıklama ,paylaşma ,bir toplantıya katılma,camiayı hatırlama ,camia ile ilgili etkinliklere katılma,Ülkücülerin hatırırını sorma cesareti gösteremeyenlerden, bu tür adamlardan  Ülkücü olamaz.   Bu tür insanlar bizi hep oyalamışlardır. Dedikodu çıkarmışlardır,  Milliyetçi Hareketi dağıtmak için sinsice planlarını uygulamışlardır.   Mübareklerin hepsi eleştirmen  ,işleri yıkmak,sadece kendi midelerini düşünmek  olmuştur...

                                                                                                                                                                                                                                                                                         Ancak devlet memuru olupta izlenen ,fırsat olduğunda harcanma konumunda olan  arkada şlarımızı bu   kategorilerin dışında   tutmak doğru bir yaklaşım olacaktır. Fakat onlarda bu konumlarını istismar ediyorsalar,onlarında hareketleri ortaya çıkar ,gözden kaçmaz.İstismar edenlere yazıklar olsun. Davaya sadıklığı bu millet öyle anlıyor ki,gözden kaçmıyor. Davaya sadıklığımız görünen o ki yüzde on üç ,bu kadar basit.Ne başkanlar vardı,reislik taslayan bir sürü adam , okumayan ,düşünmeyen ,gösteri heveslileri toz oldu gittiler.Hala böyle insanlar var. Teşkilatlar bu tür insanlardan camiayı kurtarmalıdırlar. Bizlere öğütler veren ne bilmişler vardı ,çıkarları olmayınca ortalardan kayboldular.Başka yerlere gidip eski Ülkücü lakabı ile karıştırdılar ,kullanıldılar,karıştırmaya, çalıştılar hala devam ediyorlar. Tüm bu oyunlara gelen saf arkadaşlarımız mevcuttur. Onun içindir ki her partide Ülkücüyüm diyen zevatlardan bulabilirsiniz.Yani bu neye benzer,Ülkücüyüm de BDP ye üye ol ,orda siyaset yap. Olabilir mi böyle birşey? Onun için Ülkücünün yeri  bellidir,onu da Başbuğ  açıkça söylemiştir.

                                                                                                                                                                                                                                                           İnsanlar ne kadar zor durumda olursa olsunlar  ,   inandığı kutsal davasını    akıllardan çıkarmaması lazımdır. Hele bu ortamda. Herşey allak bullak,hainlik diz boyu iken! Bir bakıyorsun birilerine Eski Ülkücü deniyor,onlarda bu etiketi çıkarları uğruna kullanıyor. Kimisi satılıyor,kendilerini palyaço olmaktan kurtaramıyorlar. Bu tip adamlardan Ülkücü olmaz. Ülkücü dünde Ülkücü olmalı ,bugünde ,yarında. Ülkücülerin yuvası mekanı bellidir,gerisi boşa kürek sallamaktır...Bu gibilerden yol arkadaşı olamaz. Son yıllarda ise ortaya çıkan adamın adamı olma furyası ise bu harekete çok zarar vermektedir. Bir ekip kazanıyor,diğeri gidiyor,birdaha gelmiyor. Ben bir emekli eğitimci olarak partililere hep yakın durdum, ancak partililerimizi dikkatle izledim, baktım camia bizim umduğumuz gibi değil.O kadar basit hatalar yapıyorlarki,seçimde barajın altında kalınmadığına  şükretmek lazımdır. Yani bizim yetiştiğimiz ”Lider ,doktrin ,teşkilat ”üçlüsüne riayet etmekten çok uzak bu camia, tepeden tabana herkes aklını başına alması lazım. Davanın çilesini çekenler,Türk Milliyetçileri ,Ülkücüler bu durumu anlayıp toparlanma ,bir olma yoluna koyulmaları lazımdır… Allah herkese hüsn-ü niyet ve zihin açıklığı versin.Kongre bitti,seçimler yaklaştı, kuşatılan Türkiye'nin durumu ortada iken hala ben ben diyenlere eee artık yeter demek lazımdır. Ankara, teşkilatları kontrol etmeli,atağa kalkmalıdır diyoruz...

                                                                                                                                                                                                                                      Başbuğ, iyice yaşlanmasına rağmen,ona bile akla hayale gelmeyen iftiralar atmıştı bu camia içinden çıkan birileri. Onun için herkes çok dikkatli olmalıdır.Camia içinde  ajanlık oyunlarına fırsat verilmemelidir. Ben Ülkücüyüm diyen herkes birbirini kırmaktan imtina etmelidir. Konuştuğunuz cümleleri çok iyi seçmelisiniz. Ben, yıllardır Ülkücüyüm deyipte MHP ye oy vermeyen ,eleştiri hastalığına yakalanmış insanlar tanıyorum.Yazdığımız güncel yazıları dahi  sanki bilimsel yazıdır gibisinden,eleştiri yapan bağnaz düşüncelilere burada da  rastlıyoruz.Bulunduğum ilde partiye uğradığımda hoşuma gitmeyen tavırlara rastlıyorum.Zaten herkes adamın adamı olmuş diye, MHP yi terk mi etmemiz lazım? Bu şartlar devam ederse Ülkücüler akıllarını başlarına almazlarsa ,sen ben derken partiye çok zarar verirler. Şehitlerimizi ve gazilerimizi ,ülkemizin bugünkü kuşatılmışlık ortamını düşünemeyen ,geçmişte çekilen  acıları unutan,kendi öz eleştirisini yapmayanlar ,bu davaya zarar veriyor.MHP  kuru bir particilik yeri değildir. Burası Türk İslam Ülküsünün ,Türk Milletinin bölünmez bütünlüğünün evi ,merkezi ve otağıdır. Bunu herkes bilmelidir...

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           Herkes ben davanın neresindeyim,bu davaya nasıl yararım olabilir? Allah rızası için nasıl  katkı sağlarım diye  düşünmeli,birlik ve beraberliğe zemin hazırlamalıdır. İllaki birileri seçilecek ,seçilen kim olursa olsun, destek vermek lazımdır. İdare  edenlerin  yanlışlarını uygun dille hatırlatmak gereklidir. Konuşa konuşa meseleleri çözmede fayda mülahaza ediyoruz. Birilerinin oyununa bu camia gelmemelidir. Denenen hükümetlere baktığımızda ,Türkiye'nin bu harekete şiddetle ihtiyacının var olduğunu görmekteyiz. Kısaca izah edersek ÜLKÜCÜ OLMAK ve ÜLKÜCÜ KALMAK her babayiğidin harcı değildir . Herkes Ülkücü olamaz.Yarı yolda dökülenleri hepimiz gördük... Hiç kimse Kendisini Kaf Dağı sanmamalıdır.Alçak gönüllü ,davanın felsefesini yaşayan bireyler sayesinde, Devlet-i Ebed Müddet  devam edecektir.Tüm hainlerin gözü  ,dünyanın  gözü bu camia üzerindedir .Herkes ona göre davranmalıdır.Aksi taktirde ,yarın ne sen ,ne ben ,ne siz ,ne biz olmayabiliriz! Allah  Türk Milletini  Korusun…Amin.

    Saygılarımla…
    CEVAT NAS