Ulutaş Türkiye'nin tek çıkış yolunun şeffaf hesap verebilirlik ve güçlü hukuk düzeni olduğunu vurguladı.
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’nin son dönemde içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ve hukuki iklime dair gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Ülkedeki temel problemin yalnızca yüksek enflasyon veya olumsuz ekonomik göstergelerden ibaret olmadığını vurgulayan Ulutaş, Türkiye’nin derin bir "yönetim ve güven krizi" ile karşı karşıya olduğunu savundu.
Vatandaşın adalete, devlete ve piyasalara olan inancını kaybettiğini ifade eden Ulutaş, finans piyasalarında patlak veren fon skandallarından bürokrasideki denetim zafiyetlerine kadar pek çok kritik başlığı sert sözlerle eleştirdi.
"SORUN SADECE ENFLASYON DEĞİL, ADALET VE ÖZGÜRLÜK YOKSULLUĞUDUR"
Bir ülkenin yönetilemediğini anlamak için sadece enflasyon rakamlarına ve finansal tablolara bakmanın büyük bir eksiklik olacağını dile getiren Prof. Dr. Zafer Ulutaş, toplumun her kesimine yayılan gelecek kaygısına dikkat çekti.
Ulutaş, açıklamasında şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
*"Vatandaş yarınından korkuyor, yargıya güveni kayboldu, fikrini söylemeye çekiniyor ve birikimini nereye yatıracağını bilemiyorsa; orada ekonomik değil, doğrudan bir yönetim krizi vardır. Türkiye bugün tam da bu karanlık tabloyu yaşamaktadır.
Yolda, sokakta, sosyal medyada en küçük bir eleştiri yapan vatandaşın aklındaki ilk soru, 'Acaba başıma bir iş gelir mi?' oluyor. Vatandaşın devletinden çekindiği bir yerde devlet güçlü değildir; aksine, o devlet adalet duygusunu ve meşruiyetini yitirmiş demektir. Devlet, gücünü baskıdan değil, vatandaşına temin ettiği adaletten almalıdır."*
FON SKANDALINDA "10 AY" TEPKİSİ: "MADEM BİLİYORDUNUZ, NEDEN GÖZ YUMDUNUZ?"
Toplumsal güvensizliğin finans ve ekonomi alanında da zirve yaptığını belirten Ulutaş, son günlerde piyasaları sarsan ve yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden portföy yönetim şirketleri krizine değindi.
131 fonu ve 455 binden fazla küçük yatırımcıyı etkileyen kriz üzerinden Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) yüklenen İYİ Parti’li Ulutaş, denetim organlarının ihmali olduğunu savundu:
SPK'nın riskleri 10 ay öncesinden (2025 sonunda) fark ettiğine dair açıklamalarını hatırlatan Ulutaş, "Cebindeki para günden güne eriyen vatandaş, üç kuruşluk birikimini koruyamaz hale geldi. SPK kendisi açıklıyor; 'Biz bu riskleri 10 ay önce fark etmiştik' diyor. Madem biliyordunuz, neden binlerce vatandaşın soyulmasına, birikimlerinin buharlaşmasına göz yumdunuz? Şimdi yangın söndürmekle övünüyorsunuz. Peki yangının çıkmasını zamanında neden engellemediniz?" diye sordu.
BETÜL SAYAN KAYA VE İLYAS KAYA HAKKINDAKİ İDDİALAR: "BU ÇÜRÜMENİN RESMİDİR"
Açıklamalarının en dikkat çekici bölümünde kamuoyuna yansıyan siyasi nüfuz ve "içeriden bilgi alma" (insider trading) iddialarına değinen Ulutaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaların üzerinin kapatılamayacağını vurguladı.
Söz konusu iddiaların derinlemesine araştırılması gerektiğini belirten Ulutaş, şu ağır soruları yöneltti:
"Bugün en çok konuşulan konu, devleti yöneten mekanizmada bulunan eski Aile Bakanı ve AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkındaki iddialardır. Bu tablo tam da bahsettiğimiz çürümenin resmidir.
İddiaya göre, fon krizinin patlamasına ramak kala, operasyondan 4 ay önce 163 milyon TL ile girdikleri hisseleri tam 2,1 milyar TL’ye satıp parayı operasyondan hemen önce hesaplara çektiler. Düşünün; dünyada hangi ülkede, hangi yasal işte 4 ayda bir para 13 ila 20 katına çıkar?
Soruşturma başlamadan hemen önce bu paraları çekme aklını onlara kim verdi? Vatandaşın parası erirken, içeriden aldıkları bilgiyle servetlerine servet katan bu ayrıcalıklı zümreye veya zümrelere kim dur diyecek? Peki bu kirli tablonun içinde başka kimler var?"
"SADECE FİGÜRANLAR DEĞİL, BÜROKRATLAR VE SİYASİ İKTİDAR DA HESAP VERMELİ"
Soruşturmaların yalnızca birkaç aracı kurum yöneticisi veya tutuklanan alt düzey figüranlarla kısıtlı tutularak kapatılmak istendiğini öne süren Ulutaş; SPK, BDDK, Borsa İstanbul ve Hazine ve Maliye Bakanlığı üst yönetimlerini de göreve ve hesap vermeye çağırdı.
Ulutaş, "Milyarlarca liralık vurgunlar göz göre göre yapıldıysa, sorumluluk sadece tutuklanan birkaç aracı şirket yöneticisinin üzerine atılıp konu kapatılamaz. Sadece tutuklanan figüranlar değil; riskleri bilip koltuğunda oturan, operasyon öncesi siyasi yakınlarına haber veren kamu yöneticileri ve asıl Türkiye’yi yöneten siyasi iktidar hesap vermelidir" dedi.
"MİLLET SÜSLÜ OPERASYON GÖRÜNTÜLERİ DEĞİL, ADALET VE ŞEFFAFLIK İSTİYOR"
Son dönemde basına yansıyan polis operasyonlarına ve tutuklama görüntülerine de değinen Prof. Dr. Zafer Ulutaş, halkın artık şov değil, gerçek anlamda hesap verebilirlik beklediğini belirtti.
Türkiye'nin temel ihtiyacının güçlü denetim ve hukuk devleti olduğunu ifade eden Ulutaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
*"Artık ekranlarda son zamanlarda birçok operasyon bilgisi duyuyoruz, izliyoruz. Ancak milletimiz süslü operasyon görüntüleri izlemek istemiyor. 'Kim tutuklandı?' sorusunu bir kenara bırakıp, 'Bu vurguna kimler göz yumdu, içeriden bilgi taşıdı ve kim görevini yapmadı?' diye soruyor.
Bu aziz millet çok şey istemiyor. Devletinden adalet istiyor, özgürlük istiyor, emeğinin ve birikiminin güvende olmasını, yarınından korkmadan yaşamak istiyor. Türkiye’nin acil ihtiyacı olan şey; daha fazla hukuk, güçlü denetim ve şeffaf bir hesap verebilirliktir."





