Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yer alan, yüksekliği ve tarihi dokusuyla Karadeniz bölgesinin en gözde turizm merkezlerinden biri kabul edilen Torul Kalesi Cam Seyir Terası, kadın girişimciliğinin ve yerel lezzetlerin buluşma noktası haline geldi. Teras bünyesinde kapılarını ziyarete açan "Seyir Sofrası" işletmecisi ve Gümüşhane Almila Kadın Kooperatifi Başkanı Ayşegül Öznur Parlak, basın mensuplarıyla düzenlenen kahvaltı organizasyonunda bir araya gelerek projenin hedeflerini, vizyonunu ve kentin turizm geleceğine dair önerilerini paylaştı.
Geniş bir katılımla gerçekleşen buluşmada Parlak; kadın emeğini kentin turizm dinamikleriyle entegre etmeyi, Gümüşhane'nin zengin gastronomi kültürünü ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmayı ve kente gelen turistlerin konaklama süresini uzatacak stratejik hamleleri hayata geçirmek istediklerini bildirdi.
"KADINLAR TURİZMİN YALNIZCA SEYİRCİSİ DEĞİL, KARAR VERİCİSİ OLMALI"
Hizmete giren Seyir Sofrası’nın klasik bir yeme-içme alanı veya ticari bir işletmeden ibaret görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Ayşegül Öznur Parlak, temel amaçlarının üretici kadınların el emeği göz nuru ürünlerini doğrudan ziyaretçilerle buluşturmak olduğunu vurguladı. Torul Kalesi'ne gelen yerli ve yabancı turistlerin sadece manzarayı izleyip fotoğraflayarak alandan ayrılmasını istemediklerini belirten Parlak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kadın emeğini turizmle buluşturduğumuzda hem kadınlarımızın ekonomik hayata katılımını ve hane bütçelerine sundukları katkıyı güçlendirir hem de şehrimizin sahip olduğu kültürel ve yöresel değerleri çok daha geniş kitlelere ulaştırabiliriz. Kadın kooperatiflerinin kamusal ve yerel düzeyde desteklenmesi, kadın girişimcilerin turizm ekosisteminde daha fazla işletme kurabilmesi şart. Kadınlarımız turizm sektöründe sadece çalışan değil, karar verici ve yönetici konumlarda çok daha fazla yer almalıdır."
"YÖRESEL ÜRÜNLER TURİZM MARKASININ BİRER PARÇASINA DÖNÜŞMELİ"
Gümüşhane’nin pestil, köme, kuşburnu pekmezi, siron, serme, geleneksel el sanatları ve yöresel yemekleri hususunda çok zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu ifade eden Parlak, bu lezzetlerin yalnızca yerel pazarlarda tüketilen ürünler olarak kalmaması gerektiğine dikkat çekti.
Yöresel ürünlerin Gümüşhane'nin şehir markasının temel taşlarından biri yapılması gerektiğini söyleyen Parlak; ürünlerin ambalaj tasarımından hikâyeleştirilmesine, hijyen standartlarından profesyonel sunumuna kadar her aşamada yenilikçi adımlar atılması gerektiğine işaret etti. Seyir Sofrası'nda bu anlayışın örnek bir modelini hayata geçirdiklerini aktaran Parlak, tesise gelen misafirlerin bir yandan eşsiz manzaraya karşı yöresel kahvaltı ve yemekleri tadarken, diğer yandan kooperatif üyesi kadınların ürettiği doğal ve el yapımı ürünleri reyonlardan inceleyip satın alabileceğini kaydetti.
DİJİTAL PAZARLAMA VE E-TİCARET VURGUSU: "DİJİTALİN DIŞINDA KALAMAYIZ"
Geleneksel turizm anlayışının fiziki mekânların sınırlarını aştığını ve dijitalleşmenin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Parlak, internet, sosyal medya ve e-ticaret altyapılarının kadın üreticilere sunduğu büyük fırsatlara değindi:
"Kadınlarımızın el emeğiyle ürettiği bu nadide değerleri sadece buraya, Torul’a gelen ziyaretçilerle sınırlı tutamayız. Dijital dünyayı ve e-ticaret kanallarını etkin bir şekilde kullanarak Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanındaki insanlara ulaştırmak zorundayız. E-ticaret, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama ve online satış konularında kadın kooperatiflerimize ve kadın girişimcilerimize yönelik teknik eğitimler ile altyapı destekleri artırılmalıdır. Eğer kadın emeğini dijital dünyanın dışında bırakırsak, çağımızın en büyük ekonomik fırsatını da kaçırmış oluruz."
"TURİZMİ 12 AYA YAYMALI, TURİZM GELİRİNİ ŞEHİRDE TUTMALIYIZ"
Gümüşhane’nin sadece Torul Kalesi ile değil; Karaca Mağarası, Tomara Şelalesi, Limni Gölü, Örümcek Ormanları, antik kentleri, yaylaları ve tarihi konaklarıyla devasa bir destinasyon potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Parlak, kentin turizm haritasının uzun vadeli ve planlı çalışmalarla yeniden çizilmesi gerektiğini söyledi.
Ayrı ayrı destinasyonların tek başına tanıtılması yerine birbiriyle entegre seyahat rotalarının oluşturulmasının şart olduğunu belirten Parlak, kente gelen bir turistin sadece bir noktayı ziyaret edip ayrılmasını önlemek için ulaşım, konaklama, yönlendirme levhaları ve kaliteli yeme-içme imkânlarının geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Doğa, kültür, kış, gastronomi ve yayla turizmi ile hareketliliğin 12 aya yayılması gerektiğini savunan Parlak, turizmden elde edilen gelirin doğrudan yerel üreticiye, esnafa, kadınlara ve yerel işletmelere ulaşmasının kentsel kalkınma açısından vital öneme sahip olduğunu ifade etti.
SİVİL TOPLUM VE KAMU İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Gümüşhane turizminin hak ettiği noktaya ulaşması için kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversite, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve kadın kooperatiflerinin ortak bir paydada buluşması gerektiğini belirten Parlak, "Gümüşhane Ortak Turizm Vizyonu" oluşturulması çağrısında bulundu.
Seyir Sofrası’nı bu ortak vizyonun ve birlikteliğin somut bir simgesi olarak gördüklerini kaydeden Ayşegül Öznur Parlak, tesisin açılış sürecinde ve işletme aşamasında emeği geçen, destek veren tüm mülki idare amirlerine, yerel yönetim temsilcilerine ve kurumlara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.





