2004 yılında Şiran Belediyesi Başkanlığına aday olduğumda, Şiran için düşüncelerimizi projelerimizi başlıklar halinde bir kitapçıkla sunmaya çalışmıştık. Ama o günlerde iktidarın rüzgârı her yerde olduğu gibi Şiran'da da şiddetli estiği için çokta önem arz etmedi ki, bize olan teveccüh de oldukça düşük bir oranda kendini gösterdi. Fakat sonuç çok iç açıcı olmadı ki, rüzgâr ters eserek 2009 seçimlerinde yön değiştirdi. Ne var ki iktidarın nimetlerinden nemalanma hesapları rüzgârı yine iktidar yönüne çevirdi.
O dönemlerde Şiran'a eşdeğer konumda olan yaklaşık 10-12 başarılı belediyeyi inceleyerek Şiran için yapacağımız çalışmaların somut projeler hale getirilmesi hususunda kaynağımız oluşturmuştu. Ancak amacınız ve projeleriniz ne olursa olsun asıl faktör insandı ve öylede olmalıydı. Öyleyse bizimde ilk hedefimiz insanımız olmalıydı. Dolayısıyla da insan kaynaklarımızı harekete geçirerek işe başlamak ve arkasından Şiran'ı bölgenin daha modern daha gelişmiş bir ilçesi haline getirecek projelerimizi tek tek hayata geçirmekti. Bu düşüncen hareketle; "İnsana Hizmet Her Şeyin Ölçüsüdür", "Şiarımız Şiran'a Hizmet" ve "Doğduğum Yerde Yaşamak ve Doymak İstiyorum." şeklindeki sloganlarla Şiran için düşüncelerimizin derinliğini anlatmaya çalışmıştık.
Şiran'ın imar durumunun öncelikle ele alınması ve yenilerek herkesin eşit şekilde yararlanmasını sağlamak,
Şiran'ın altyapı çalışmalarını yapmak (Bu dönem altyapı çalışmaları yapıldı),
Şiran'ın konut meselesini çözümlerken ilçe dışında olup tekrar dönmek isteyenlerin de konut meselesini de bu çözümlülük içinde halletmek olduğu gibi, yine ilçe dışında ve yurt dışında olan hemşerilerimizin de kısa sürelide olsa Şiran'da ikametlerinin sağlamak,
Şiran'da Eğitim ve Sağlık konusunda ilgili kuruluşlarla beraber çalışarak meselenin çözümlenmesini sağlamak,
Şiran'da Gençlik (Şiran için en elzem ve geniş olan bir konu.),
Şiran'da özel teşebbüsün geliştirilmesini sağlamak,
Şiran Belediye Meclisinin aktif hale getirilmesinin sağlamak,
Şiran'da şehircilik yönetimi ve kent konseyinin oluşturulmasını sağlamak (Şehircilik yönetimi ve bunun paralelinde oluşturulacak "bilgi işlem merkezi" ile hemşerilerimizin Şiran için düşüncelerini açıklayabilme ve projelerini ortaya koyabilme imkânına kavuşmasını sağlamak. Ve belediye bünyesinde oluşturulacak "Araştırma Planlama Uygulama" birimi ile düşüncelerin ve projelerin hayata geçirilebilme çalışmalarını gerçekleştirerek Şiran'ın gelişmesinin önünü açmaktı. Ayrıca bu çalışmalar kilim atölyesi gibi hayata geçirilebildiğinde Şiran'ın işsizlik meselesinin çözümlenmesi hususunda önemli bir gelişme sağlamış olacaktı.),
Ve Şiran'da her mahalleye muhtar evi, çok amaçlı mahalle (kültür konakları) odaları yapmak gibi projelerimizin önceliklerini oluşturmakta idi.
İleriki yazılarımızda yeri geldikçe ve imkân buldukça projelerimizi daha detaylı bir şekilde anlatabilirim.
Son noktayı koymadan önce yine önceki yazım “Hasret Biz Memleket” için yorum yapan bir diğer Can hemşerime birkaç cümle ile cevap vermek isterim ki yanlış anlaşılmalara mahal olmayalım. Değil mi?
Biz Şiran için bunları düşünürken ve memleketimize olan sevdamızı gönlümüzden geçtiğince, dilimizin döndüğünce dile getirirken canı sağ olası Can hemşerimin yorumunu aynen alıyorum.
"başkan herhalde muhteşem yüzyılı seyrediyorsun yazıda kullandığın cümleler kanuninin hürrem sultana aşkını anlatan çümleler, yani kopyayı bile beceremedin. olsun bizin gönlümüzün sultanigarısın"
Gördüğünüz gibi kullandığım cümlelerin, Kanuni’nin Hürrem Sultan’a aşkını anlatan cümlelerle benzeştiğini ve kopyacı olduğumu ama onu bile beceremediğimi belirtmiş.
İşin garip yanı ne biliyor musunuz? Ben sözü edilen bu diziyi hiç seyretmediğim gibi ailemin seyretmesine de müsaade etmedim. Çünkü böyle bir diziyi seyretmek bana zûl gelmektedir. Ayrıca bu diziyi izleyecek kadar da alt profilden biri değilim diye düşünüyorum kendi adıma.
Ben geçmişini olduğu gibi kabul eden ve geçmişini seven ve de geçmişi ile de övünen birisi olarak geçmişime, karşı yapılan hakaret ve aşağılamaları kabullenemiyorum. Dolayısıyla bu tip dizilerle Türk örf ve ananelerine karşı yapılan her türlü saldırı içimi acıtıyor. Bu ve bunun gibi dizilerin yayınlanmasını da iktidarların ayıbı olarak görmekteyim.
Aynı ülkede yaşıyor, aynı havayı teneffüs ediyor ve aynı kaynaklardan besleniyoruz. Elbette bazı yerlerde kesişen noktalarımız olacaktır. Can hemşerimin yorumu neticesinde kullandığım cümlelerin bir Türk dizisinde de kullanılmış olması veya benim kullanmış olmam aynı kaynaklardan beslendiğimizin bir göstergesidir. Bu tevakkuf böyle bir dizi ile değil de adıyla mütenasip olan ve Türk Kültürünün güzel örneklerini veren bir dizide olması beni ziyadesi ile memnun ederdi.
Sonuç olarak Şiran için düşüncelerimizi ortaya koyarken sürçü lisan eylediysek af ola.