Son yıllarda hepimizi derinden sarsan olaylara şahit oluyoruz. Okullarda öğretmenlere
yönelik saldırılar, akran zorbalığının şiddete dönüşmesi ve ne yazık ki genç yaşta işlenen
cinayetler… Bu hadiseleri yalnızca “suç” başlığı altında değerlendirmek, meselenin özünü
ıskalamaktır. Çünkü her davranışın ardında bir hikâye, her hikâyenin ardında ise çoğu zaman
kırılmış bir çocukluk yatar.
Bir çocuğa “Senden adam olmaz!” dediğinizde, aslında onun geleceğine bir hüküm
cümlesi kurmuş olursunuz. Bu cümle, sadece bir anlık öfkenin ürünü değildir; çocuğun
zihninde yankılanan, benliğini kemiren, kimliğini şekillendiren bir etikettir. Çocuk bunu şöyle
duyar:
“Ben değersizim. Benden bir şey çıkmaz. O halde denemeye de gerek yok.”
İşte tehlike tam da burada başlar.
Ailelere Sesleniş
Sevgili anne-babalar! Çocuklarınız sizin aynanız değil; emanetinizdir. Onları kendi
beklentilerinizin kalıbına sıkıştırmak yerine, daha çok iç dünyasını anlamaya çalışın.
Unutmayın ki sevgi, sadece varlığınızla değil, kullandığınız dil ile de hissedilir.
Bir çocuk en çok ailesinden aldığı mesajlarla kendini tanımlar. Eğer evde sürekli eleştirilen,
küçümsenen, kıyaslanan bir çocuk varsa; o çocuk ya içine kapanır ya da bir gün öfkesini dış
dünyaya kusar.
“Senden adam olmaz” diyen bir ebeveyn, aslında çocuğuna şunu öğretir:
“Sen değersizsin.”
Ama değer görmeyen bir çocuk, başkasına değer vermeyi nasıl öğrensin?
Öğretmenlere ve Okul Yöneticilerine
Kıymetli eğitim neferleri… Sizler sadece ders anlatan kişiler değilsiniz; bir çocuğun
hayatına yön veren en güçlü şahsiyetlersiniiz. Bazen bir bakışınız, bazen bir sözünüz, bir
çocuğun kaderini değiştirebilir.
Okul, sadece bilgi verilen bir yer değil; aynı zamanda güvenin, saygının ve insan olmanın
öğretildiği bir yuvadır. Eğer bir çocuk okulda kendini değersiz hissediyorsa, o çocuk
öğrenmeye değil, savunmaya geçer.
Şiddetin arttığı ortamlarda ceza artırmak değil, ilişkiyi güçlendirmek gerekir. Çocuğun
kalbine dokunmadan davranışını düzeltmek mümkün değildir.
Topluma Düşen Sorumluluk
Bugün Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da yaşanan acı hadiseleri sadece “suç” diye
geçiştiremeyiz. Bu çocuklar bir günde bu noktaya gelmedi. İhmal edildiler, duyulmadılar,
anlaşılmadılar… Ve bir noktada, yanlış bir yolla “ben buradayım” demeye çalıştılar.
Unutmayalım:
Şiddet, çoğu zaman duyulmayan bir çığlığın en yanlış ifadesidir.
Son Söz
Bir çocuğun kalbine düşen her söz, geleceğe atılmış bir tohumdur.
Ya umut yeşertir…
Ya da öfke.
Bu yüzden gelin, çocuklarımıza hüküm cümleleri kurmak yerine, yol gösteren cümleler
kuralım:
“Yanlış yaptın ama düzeltebilirsin.”
“Sana inanıyorum.”
“Birlikte başaracağız.”
Çünkü hiçbir çocuk “kayıp” doğmaz…
Ama yanlış sözlerle kaybedilebilir.
Unutmayalım:
Bir çocuğu kazanmak, bir toplumu kurtarmaktır. 18.04.2026
Yusuf SADIK. Eğitimci – Yazar. Emekli Milli Eğitim Müdürü