Okullarda ve gençler arasında son dönemde tırmanışa geçen şiddet olayları ile akran zorbalığı kamuoyunda büyük bir endişe yaratırken, uzmanlardan ailelere kritik uyarı ve tavsiyeler geldi. Gümüşhane’de faaliyet gösteren Psikolog, Sosyolog ve Aile Danışmanı Kamer Bayraktar, gençlerde gözlemlenen olumsuz davranış değişikliklerinin ve şiddet eğilimlerinin yalnızca "ergenlik dönemi tepkisi" olarak geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi.

Şiddetin tek bir nedene indirgenemeyeceğini; aile içi iletişim eksikliği, arkadaş çevresi, dijital medya ve okul ortamının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, olayların önüne geçilmesinde okul-aile iş birliği ve erken farkındalığın hayati önem taşıdığını vurguladı.

"Ergenlik Deyip Geçmeyin, Kalıcı Davranış Değişikliklerini Takip Edin"
Ergenlik döneminin kimlik arayışı, bağımsızlaşma isteği ve duygusal dalgalanmalar açısından son derece hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Psikolog Kamer Bayraktar, bazı gençlerin dışlanma, başarısızlık veya anlaşılmama gibi durumlarla baş etmekte zorlandığını belirtti. Ancak bu durumun doğrudan şiddete yol açacağı algısının doğru olmadığını kaydeden Bayraktar, ailelerin olağan ergenlik tepkileri ile tehlikeli psikolojik sinyalleri birbirinden ayırması gerektiğini vurguladı.

Bir davranışın kritik bir boyutta olup olmadığını anlamada süresi, sıklığı ve gencin yaşamına etkisinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden uzman isim, uyarılması gereken belirtileri şöyle sıraladı:

"Akademik başarıda ani ve belirgin düşüşler, öz bakımın tamamen ihmal edilmesi, daha önce çok yakın olunan arkadaş çevresinden veya sevilen hobilerden aniden uzaklaşma, uyku ve yeme düzenindeki ciddi bozulmalar mutlaka önemsenmelidir. Ayrıca öfke patlamalarının sıklaşması, gencin kendisine, çevresindeki insanlara veya eşyalara zarar verme eğilimi göstermesi profesyonel yardım alınması gerektiğinin net bir göstergesidir."

"Duyguya Alan Açın, Davranışa Tutarlı Sınır Koyun"
Öfkenin de diğer insani duygular gibi işlevsel ve doğal bir his olduğunu belirten Aile Danışmanı Kamer Bayraktar, asıl önemli olanın gencin bu duyguyu ifade etme biçimi olduğunu dile getirdi. Ailelerin öfkeli bir genci anlamaya çalışırken şiddeti asla bir yöntem olarak kabul etmemesi gerektiğinin altını çizen Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:

"Bir gencin öfkeli olması son derece anlaşılabilir bir durumdur; ancak bu öfkesini şiddet kullanarak, kırarak, dökerek veya saldırarak ifade etmesi asla kabul edilemez. Ebeveynler burada duygu ile davranışı birbirinden kesin çizgilerle ayırmalıdır. Çocuğun hissettiği duyguya alan açarken, sergilediği olumsuz davranış konusunda net, kararlı ve tutarlı sınırlar koyabilmelidir."

“Çocukların Dünyasına Girin: Oyun Oynayın, Dinlediği Müziği Dinleyin”
Aile ile çocuk arasındaki iletişimin sadece okul başarısı, ev kuralları ve sorumluluklar üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade eden Psikolog Bayraktar, ebeveynlere çocuklarının dünyasına adım atma çağrısında bulundu. Gençlerin sadece sorun yaşadıklarında değil, günlük hayatın sıradan anlarında da önemsendiklerini hissetmeye ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Farklı ilgi alanlarına sahip olsalar dahi anne ve babaların çocuklarının dünyasını tanımaya istekli olması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, ailelere şu somut önerileri sundu:

"Bazen çocuklar bizim yetişkin dünyamıza girmekte zorlanabilirler. Böyle durumlarda ısrarcı olmak yerine biz onların dünyasına girmeyi denemeliyiz. Örneğin bilgisayar oyunlarına aşırı ilgi duyan bir çocuğunuz varsa, size anlamsız gelse dahi onunla oturup o oyunu oynamayı deneyebilirsiniz. Sizden çok farklı tarzlarda müzik dinliyorsa, kendi tarzınız olmasa bile o müzikleri onunla birlikte dinleyebilirsiniz. Bu durum onun her yaptığını onaylamak anlamına gelmez; aksine onunla ortak bir iletişim dili kurmanızı ve aranızdaki güven bağını pekiştirmenizi sağlar."

Şiddet İçeren İfadeler Küçümsenmemeli: "Doğrudan Ve Açık Sorular Sorun"
Gençlerin kendisine ya da bir başkasına zarar vermekten söz etmesi durumunda ailelerin bu beyanları asla küçümsememesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, kaygı nedeniyle konunun kapatılmasının büyük bir hata olduğunu söyledi.

Yargılamadan doğrudan diyalog kurulması gerektiğini ifade eden Bayraktar, "Bunu söylerken tam olarak neyi kastediyorsun?" veya "Kendine ya da bir başkasına zarar vermeyi düşünüyor musun?" gibi net sorularla konuşmanın başlatılabileceğini belirtti. Ortada belirli bir hedef, plan veya yakın bir tehlike söz konusu ise güvenliğin birinci öncelik olması gerektiğini kaydeden Bayraktar, böyle acil durumlarda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.

Şiddetin Önlenmesinde Okul-Aile-Uzman İş Birliği Şart
Gençlerin ruh sağlığını korumanın ve şiddeti önlemenin yalnızca ebeveynlerin veya öğretmenlerin omuzlarına yüklenemeyeceğini belirten Psikolog Kamer Bayraktar, koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin ve şiddetsiz toplumsal dilin önemine değindi.

Okul rehberlik servisleri ve öğretmenlerle düzenli temas halinde olunması gerektiğini belirten Bayraktar, "Evde yaşanan bir problem okula, okuldaki bir akran baskısı veya dışlanma ise eve yansır. Bu yüzden amaç sadece olay ortaya çıktığında ceza vermek veya müdahale etmek değil; riskleri erkenden fark eden, öğrencilerin çekinmeden yardım isteyebildiği güvenli bir mekanizma inşa etmek olmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.