Erken seçim… Dile kolay değil mi? Ama bu erken seçimlerin yurttaşı etkilediğini kimse düşünmez neredeyse. Tek bir amaçları vardır: Koltukta kalmak.
Bu erken seçimlerinden en tehlikelisi 3 Kasım 2002 erken seçimleridir çünkü AKP iktidara gelmiştir. Peki 3 Kasım 2002 tarihi kimin ağzından çıkmıştır? Devlet Bahçeli… Biraz geriye saracağım. 29 Haziran 1999 tarihinde DGM Başsavcısı Talat Şalk PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a idam cezası verdi. Bir süre sonra idam kararı AB’ye uyum olarak kaldırılmak zorunda kalacaktı. Peki bunda kimin imzası olacaktı? Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz…. Hem teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın idamını kaldırıp hem AKP’yi iktidara taşımak… Ve böylece koltuk sağlama alındı.
2002 yılından 2017 yılına gidelim o arada ne mi oldu? PKK terör örgütünün terör eylemleri arttı. TSK’ya kumpaslar düzenlenerek 1000’e yakın Türk askeri terörist yerine konuldu, doğal afet anında Türk askerinin emir almadan sahaya inmesini sağlayan EMASYA Protokolü kaldırıldı. Andımız kaldırıldı. Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” vecizesi neredeyse her yerden kaldırıldı. Sözde barış diyerek haine baş bükülen bir süreç yaşandı ve bu süreçte Hendek Operasyonları yaşandı. 15 Aralık 2015 tarihinde başlayan Hendek Operasyonları’nda toplam 793 şehit verildi. Dile kolay 793… 2013 yılında gerçekleşen Soma Maden Faciası’nda 301 maden işçi yaşama gözlerini yumdu. Hayatta kalan maden işçilerinden biri ise AKP’li Yusuf Yerkel tarafından tekmelenerek dövülmüştü. Yusuf Yerkel şimdi TFF’de…
2017 yılında ne olmuştu? Türk milleti evet ve hayır diyerek ikiye bölünmüş. Evet diyenler, hayır diyenleri ; hayır diyenler, evet diyenleri “vatan hainliği” ile suçlamıştı. Sonuç FETÖ artığı paramiliter bir yapı olan SADAT’ın yardımı ve 8 milyon geçersiz oyun geçerli kılınması ile evet kabul edildi ve parlamenter hükümet sisteminden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi. Böylece cumhurbaşkanı partili olacaktı. Askeri liseler, askeri hastaneler, askeri okullar kapatılacaktı. Jandarma ve Sahil Güvenlik İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak, genelkurmay ve kuvvet komutanları, Milli Savunma Bakanlığı bünyesine girecekti.
Şuanda da bir erken seçim konuşuluyor. AKP kulislerinde bu tarih Kasım 2027 iken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet UÇUM, 16 Nisan 2028 idi. Ne bu acele? Kovalayan mı var? AKP’ye geçen milletvekillerini arttırıp sivil anayasayı devreye sokayamayız diye tüm tuşlara basıyorsunuz. Bunlardan biri de erken seçim.600 milletvekilinden AKP’nin güncel milletvekili sayısı 277, CHP’nin 136, DEM’in 56, MHP’nin 46, Yeni Yol Partisi’nin 20 (Gelecek + DEVA + Saadet), HÜDAPAR’ın 4, TİP’in 3 , DBT’nin 2, EMEP’in 2, Yeniden Refah Partisi’nin 4, DSP’nin 1, Demokrat Parti’nin 1, bağımsız milletvekili ise 10’dur. 400’e rahat varılmasını varılır lakin AKP, olmazsa diye korkarak tüm tuşlara basıyor. Bu tuşlardan biri PKK/DEM/İmralı üçgeni biri tarikat ve cemaatler biri milliyetçi geçinen cenah, şeriatçı cenah… Bu tuşlara sürekli bastıkları için yorulmazlar. Yurt dışından gelecek oylar vs. de bunun cabası tabii ki. Kısacası Türk milleti bir erken seçime de sivil anayasaya da hazır olmalıdır. Erken seçim bir olasılıktır. Neden mi? Erdoğan’ı yeniden aday gösterebilmek için. Alternatif adaylar yok mu peki? Var. Hakan Fidan, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar. Bakalım süreç hangisini daha güçlü gösterecek? Peki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalif aday var mı? CHP’nin çıkaracağı adayın AKP’ye yarayacağı bir gerçek… MHP ve DEM desteğini unutmamak lazım. Siyasal İslamcı biri daha çıkacak ve Sinan Oğan görevi görecek. Bunun yanında AKP sadece partilerden destek değil tarikat ve cemaatler, yurt dışından gelen oylar (Özellikle Almanya) vs. de buna dahildir. Buna karşın Türk milleti ne yapmalı asıl sorulması gereken soru bu: Sen şu ideolojiye aitsin, ben şu ideolojiye mensubum demeksizin birleşmelidir bunu her şeye rağmen yapmak zorundadır. Buna en güzel örnek İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir çünkü İttihat ve Terakki’yi bir tutan sultana karşı duydukları nefretti. II. Abdülhamid istibdatına dur diyen İttihat ve Terakki ruhu halen yaşamaktadır ve yaşayacaktır. Unutmayın “biz bu neslin ateşler nesliyiz.”