Mezarlıkların sökülmesinden vazgeçilinceye kadar da sizlerle paylaşmaya ve de yazmaya devam edeceğim. Bir kere şu hususu iyi anlamak gerekir. Mesele; Demirkaynak köylülerinin mezarlıkların taşınması gibi bir durumla neden karşı karşıya getirildiği, bu noktaya nasıl gelindiği meselesidir. Sayın Gümüşhane Valililiği’nden yazılı açıklama istedik; bekliyoruz. 3998 sayılı yasa uyarınca mezarlıklar üzerinde bulunduğu arsa ya da arazi tapusuyla satılsa dahi mezarlık satılamaz, taşınamaz. O halde kim hangi mevzuata göre mezarlıklara iş makinesiyle girerek toprağın altındaki kemikleri, toprağın üstüne çıkarmaya yeltendi. 12 Aralık 2012’de Mastra Koza Altın Madeni iş makineleri, Çatal Yol mevkiindeki köy mezarlığına işçileriyle girerek mezarlıkları sökmeye başlayınca, köy sakinleri araçlarıyla oraya gidip mezarları sökenleri döve döve uzaklaştırmış. Bu insanlar mı, aile mezarlarını satacak? Kazma, kürek; kemiklerle dolu çuval, yumruk, tekme, hakaret aynı an da havada uçuşmuş. “Köylü mezarlıkları sattı” diyerek, halk arasında bu söylemi yayarak, kahvehanelerde, devletin resmi kurumlarındaki sekreterler, çaycılar dahi bu söylemi ağızlarında dolaştırarak mesele indirgeniyor. Bu kara propagandayı yapanlardan daha çok yaptıranlar kimlerdir? Mezarlıkları asıl satan kimdi? Cevabını yakın zamanda kamuoyu ile paylaşmış olacağız. Demirkaynak Köyü sakinleri mezarlıkların taşınması meselesiyle nasıl bir yasal sürecin, siyasi pazarlığın, adam adama markajın sonunda karşı karşıya getirildi, neden? Aynı köyün insanları birbirine düşürüldü. Dedesinin mezarı açılırken feryat eden, iki gün sonra mezar sökmeye nasıl başladı? O arada ne oldu? Madenin açık ocak çalışmasını yapan iktidar partili iş adamı, Porsche marka arabasıyla iş makineleri mezarlığı sökerken oradaydı. Dini, imanı, maneviyatı, kudreti ağzından düşürmeyenler iş paraya gelince nasıl da değişiveriyorlar. İktidar partili ulvi önderler mezarlıkları koruyan, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına rağmen yandaşlarına, bağdaşlarına, gizli ortaklı Dünya lobilerine toplumsal değerleri peşkeş çekmeye gelince; din, iman, maneviyat pek âlâ ötelenebiliyor. İşinize geldiği zaman toplumsal değerlere sığınıp arkanıza alacaksınız, gelmediği zaman da değerleri yerle bir edeceksiniz. Gümüşhane İl Müftülüğü, İl Özel İdare ve diğer bağlı kurumlar, geçen Mayıs ayında mezarlıkların yeriyle ilgili toplantı ve düzenlemeler yaptı mı? Sonuç ne oldu? Durup dururken noterden ihtar çekilerek, “mezarını da al git buradan” denilir mi? Denilirse bunu bir tarafa yasladılar demektir. Kamuoyunun aydınlatılması gerekir. “Köylüler mezarları sattı” kara propagandası yapılarak işin içinden çıkılamaz. Mezarlıkları asıl kim sattıysa ortaya çıkmalıdır. Resmi kurumun başındaki, siyasi partinin başındaki, holdingin başındaki; mutfak masasında bir araya gelip mezarlıkları altın madencilerine verdi mi, vermedi mi? bilinmelidir. Kimse uyanmasın diye de adını “köylüler mezarlıkları sattı” ya çıkarıp, kılıfına uydurmak için de kesenin ağzını açtılar mı, açmadılar mı? söylenmelidir. Yoksa bu vadi kenti bildikleri, işlerine, çıkarlarına geldikleri gibi vurup döndürenler her dönemeçte, “halk şunu yaptı, köylü bunu yaptı” diye arka bahçesini halkın iradesi diye göstermeyi alışkanlık edineceklerdir.
Bunların sağı solu, ne yapacağı belli değil. Akla hayale gelmeyecek taleplerde bulunmaya başladılar. Toprağınızı verin, ağaçlarınızı verin, sağlığınızı verin, yaşayan tüm canlı organizmadan sonra şimdi de ölülerinizi verin. Tanrı bile iradeye hükmetmez iken insanların iradesini ele geçirmeye kalkıştılar. Verin parasını öderiz. Bugün mezardaki ölüyü isteyen yarın öbür gün kim bilir? daha neler ister.
Hayır da yani, iradeye sormak lazım; verecek misiniz?
Sevim Dabağ
sevimdabag@gmail.com
P.K. 171 Şişli/İstanbul