Yakında eş dostla bir araya gelip, bir deyip beş güleriz. Elma ağacının altında karşılıklı cam bardaktan çay yudumlarız. “Lemis”, “kete”, “borani”, “yaprak sarması”, “su böreği”, “siron”, “kuymak” yer “den çorbası” içeriz. Yöremizin tadları çok güzel, çok özeldir. Kentte yerel yemeklerin özenle yapıldığı mekanlar ağzının tadını bilenlerin uğrak yeridir. Kimi tarihi konakları işleten, Çimenler Otel’in de sahibi, Ercan Çimen’in kılı kırk yaran titiz yöneticiliği sayesinde, kente ailelerini ziyarete ya da tatil amacıyla gelen yerliler özlediği, istediği yerel yemekleri tarihi konaklarda gönül rahatlığıyla yeme fırsatı bulurlar. Keyifle yenen yemekler eşliğinde dostça edilen sohbetlerin insan sıcağı ortamını sağlayansa Ercan Çimen’in disiplinli, güleryüzlü çalışan kadrosunun hizmet anlayışıdır. Ayrıca iyi hissettiren mekan düzeni, tekrar gelme isteği uyandırır. Konaklarda sadece yöresel yemekler değil günümüzün farklı damak tadlarını da bulmak mümkündür. Yolunuz düşerse Balyemez Konağın’da Gökhan Bozkır’ın icadı kızarmış dondurmayı mutlaka tadın, seversiniz. Zuluf fasulye yemeğini istemek için ise mevsim şu an uygun değil. Artık başka bir mevsim de; sonbaharda isteriz.
Şimdi ilkbaharı doyasıya yaşamanın tam da zamanıdır.
Başkadır bizim oraların ilkyaz günleri. Gündoğumu, zerdali çiçeklerine düşen çiğ tanelerini görmeğe ne kaldı? İçim pır pır ediyor. Yol kenarlarında minik mavi çiçekler açmaya, dalına su yürüyen ağaç yaprakları yeşermeye yüz tutmuştur şimdi. İçinizi ısıtan mayıs güneşi sarmalarken her yanınızı, bir gizli güzelliğin ayak sesleri usul ve sessizce yaklaşıp, nasıl bir kentte baharı selamladığınızı fısıldar size, “Merhaba”