Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde 15 yıl boyunca başarıyla düdük çaldıktan sonra “koşamadı” denilerek klasmanı düşürülen Gümüşhaneli milli atlet ve beden eğitimi öğretmeni Ayşe Demir; 15 aylık atletizm kariyerine 2 Türkiye rekoru, 2 Balkan şampiyonluğu ve 2 Avrupa ikinciliği sığdırarak aktif yarışmacılık hayatına nokta koydu.
İzmir’in Karaburun ilçesindeki Atatürk Ortaokulu’nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan, kökleri ise Gümüşhane’nin Şiran ilçesine bağlı Akbulak köyüne uzanan milli atlet Ayşe Demir’in spor yolculuğu, hedeflerine konulmak istenen sınırlara boyun eğmeyen bir azim destanına dönüştü. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) çatısı altında 15 yıl boyunca hakemlik yapan; saha içi yönetimi, futbolcularla kurduğu güçlü iletişim ve 2021 yılında kazandığı “Uluslararası En Başarılı Kadın Hakem” ödülüyle tanınan Demir’in hayatı, atletik yeterlilik testinde “koşamadı” iddiasıyla karşı karşıya kalmasıyla bambaşka bir seyir kazandı.
Merkez Hakem Kurulu (MHK) tarafından klasmanı il hakemliğine düşürülen deneyimli hakem, sunulan bu pozisyonu kabul etmeyerek istifa dilekçesini verdi ve 15 yıllık hakemlik kariyerinin son düdüğünü kendi iradesiyle çaldı. Kendisine yöneltilen iddiaların gerçek dışı olduğunu kanıtlamak için çivili ayakkabılarını giyerek atletizm pistlerine çıkan Demir, masada elinden alınanların cevabını kronometrelerin tuttuğu sürelerle verdi.
15 Ayda 30 Madalya, İki Türkiye Rekoru ve Avrupa İkincilikleri
Hakemlik düdüğünü bıraktıktan sonra profesyonel atletizme adım atan Ayşe Demir, yaklaşık 15 ay süren aktif yarış dönemine sığdırılması imkânsız görünen bir başarı tablosu bıraktı. Yurt içindeki şampiyonalarda 12 birincilik, 3 ikincilik ve 1 üçüncülük elde eden başarılı sporcu; uluslararası arenada ise ay-yıldızlı formayla 6 birincilik, 5 ikincilik ve 2 üçüncülüğe imza attı. Toplamda 18 birincilik, 8 ikincilik ve 3 üçüncülük elde ederek 29 kez ilk üç kürsüsünde yer alan Demir, Balkan Şampiyonası sırasında Hırvatistan kafilesi tarafından kendisine takdim edilen özel Dostluk Madalyası ile birlikte madalya sayısını 30’a çıkardı.
Sadece birinciliklerle yetinmeyen gümüş kalpli atlet, kırdığı ulusal rekorlarla da adını Türk spor tarihine yazdırdı. Takımıyla birlikte piste çıktığı 4×200 metre karışık bayrak yarışında 1.53.99’luk dereceye ulaşarak ilk Türkiye rekorunu kıran Demir, ikinci ulusal rekoruna ise teknik disiplin gerektiren 3000 metre salon yürüyüşü branşında ulaştı.
Uluslararası arenadaki fırtınasını da sürdüren milli sporcu, 2026 Balkan Masterler Salon Atletizm Şampiyonası’nda 200 metre ile 3000 metre yürüyüş yarışlarını ilk sırada tamamlayarak iki kez Balkan Şampiyonu unvanını aldı. Ardından düzenlenen Avrupa Masterler Salon Atletizm Şampiyonası’nda ise 3000 metre yürüyüş ile 5 kilometre yol yürüyüşü disiplinlerinde göğsümüzü kabartarak iki kez Avrupa İkinciliği gümüş madalyasını boynuna taktı. 60 metrelik patlayıcı sürat koşularından 1500 metrelik dayanıklılık parkurlarına, bayrak yarışlarından yürüyüş branşına kadar geniş bir yelpazede bu dereceleri elde etmesi, onun başarısını sıra dışı kılan en temel unsur oldu.
"Hakemliği Koşamadığım İçin Değil, Sisteme Güvenim Kalmadığı İçin Bıraktım"
Pistlerde elde ettiği uluslararası başarılara rağmen hakemlik döneminde yaşadığı haksızlığın izlerini unutmadığını ancak bunu bir motivasyona dönüştürdüğünü belirten Ayşe Demir, Türk futbolundaki hakemlik müessesesine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:
“Haklı çıkmak insanı her zaman mutlu etmiyor. Keşke koşabildiğimi, başarılı olduğumu ve hak ettiğimi bu kadar ağır bedeller ödeyip pistlere çıkarak kanıtlamak zorunda kalmasaydım. Ben hakemliği koşamadığım için bırakmadım; verilen sözler tutulmadığı ve sisteme olan güvenim zedelendiği için kendi isteğimle bitirdim. Benim en güçlü yanlarımdan biri saha içi iletişimimdi. Futbolcularla, kulüplerle ve saha görevlileriyle profesyonel bir saygı iklimi kurmuştum. 15 yıllık emeğimin tek bir tartışmalı kararla yok sayılmasını kabul edemezdim.
Bugün Türk futbolunda her hafta hakemlerin konuşulması tesadüf değil. Sorun sahadaki bireysel hatalardan ziyade sistemin kendisindedir. Genç hakemlerin önünün açılmasına kesinlikle karşı değilim; bir öğretmen ve antrenör olarak bunu desteklerim. Ancak mesele liyakattir. Yıllarını sahada vermiş tecrübeli hakemlere 'armudun sapı, üzümün çöpü' diyerek yeni gerekçeler üretilir ve sistem dışına itilirlerse bunun bedelini tüm futbol öder. Cüneyt Çakır gibi dünya çapında bir değerimizin başka ülkelerin hakem aklını yönetmesi ama bizim kendi ligimizde güven ortamı kuramamamız bu tablonun acı bir özetidir. Hakemi seçen, yetiştiren ve yükselten mekanizma sorgulanmadıkça adalet sağlanamaz.”
"Skor Tabelası En Tarafsız Mahkemedir"
Aktif yarışmacılık kariyerine veda ederken mağlup olarak değil, misyonunu eksiksiz tamamlamış bir sporcu huzuruyla ayrıldığını ifade eden Ayşe Demir, cevabını sahada verdiğini vurguladı:
“Bana bir dönem 'koşamaz' ya da 'yetersiz' dediler. Ben bu iddialara uzun demeçlerle veya polemiklerle değil, kronometreyle yanıt verdim. 60 metrede çıkış takozuna girdim, 5000 metre yürüyüşte Avrupa ikinciliği kürsüsüne çıktım. İki Türkiye rekoru, iki Balkan şampiyonluğu ve Avrupa’da kazandığım dereceler, insanın kendisine başkaları tarafından biçilen role mahkûm olmadığını gösterdi.
Çünkü skor tabelası en tarafsız mahkemedir. Torpil tanımaz, bahane dinlemez, kimin kiminle yakın olduğuna bakmaz; süre neyse onu yazar. Ben cevabımı o tabelaya kazıdım. Bütün bu başarıları 35 yaşından sonra ve öğretmenlik mesleğimi sürdürürken elde etmek benim için ayrı bir gurur kaynağı. Artık çivili ayakkabılarımı asıyorum ama sporu bırakmıyorum. Bundan sonraki hedefim; birikimlerimi çocuklarımıza ve genç sporcularımıza aktarmak. Özellikle kız çocuklarımızın 'Benim için artık çok geç' demeden kendi içlerindeki potansiyeli keşfetmelerine rehberlik etmek istiyorum. Bir öğrencim benim hikâyeme bakıp 'O başardıysa ben de yapabilirim' diyebiliyorsa, kazandığım en büyük madalya budur.”
Gümüşhane’nin Akbulak köyünden çıkarak TFF liglerinden Avrupa masterler kürsülerine uzanan 15 aylık rekor yürüyüşünü tamamlayan Ayşe Demir, spor dünyasına şu ilham verici mesajla veda etti: “Ben kazandığım için güçlü olmadım; vazgeçmediğim için kazandım.”









