Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Söğütlü Beldesinde yaşamını sürdüren 45 yaşındaki Rukiye Arslan, ellerini kullanmasını zorlaştıran kas güçsüzlüğü hastalığına rağmen azmiyle engelleri birer birer aşarak parmakla gösterilen bir başarı elde etti. Çocukluğundan beri resim sanatına büyük bir ilgi duyan ancak imkânsızlıklar nedeniyle yeteneğini uzun süre saklı tutmak zorunda kalan Arslan'ın hayatı, 12 yıl önce karşılaştığı resim öğretmeni Zehra Albayrak sayesinde tamamen değişti.
Haftada Üç Gün Süren Zorlu Eğitim Başarıyı Getirdi
İlk dönemlerde sadece yakın çevresini, kuzenlerini ve arkadaşlarını çizerek amatör denemeler yapan Rukiye Arslan, yeteneğinin fark edilmesiyle profesyonel eğitime yöneldi. Resim öğretmeni Zehra Albayrak’ın büyük bir özveriyle üstlendiği eğitim süreci tam 3 yıl sürdü. Albayrak’ın haftada üç gün kendisini sabahları evinden alarak başlattığı bu yoğun eğitim disiplini, Arslan’ın kendi kişisel sergilerini açabilecek teknik yetkinliğe ulaşmasını sağladı.
Bugün Kelkit Gençlik Merkezinde kendisine tahsis edilen özel odada sanatsal üretimini sürdüren Arslan, burada açtığı sergilerin yanı sıra gençlerle bir araya gelerek ilham veren söyleşiler gerçekleştiriyor.
"Herkes Tek Eliyle Çizerken Ben İki Elimle Mücadele Ediyorum"
Fiziksel engelinin getirdiği zorlukları ve sanatını icra ederken gösterdiği olağanüstü çabayı açık yüreklilikle paylaşan Rukiye Arslan, karakalem çalışmalarındaki teknik zorlukları şu sözlerle özetledi:
"Kas güçsüzlüğüm nedeniyle birçok insanın tek eliyle çok rahat yapabildiği çizim hareketlerini ben ancak iki elimle, büyük bir güç harcayarak yapabiliyorum. Özellikle karakalemde derinlik kazandıran gölgelendirme ve siyah alanları bastırma süreçleri benim için oldukça zorlayıcı oluyor. Normal bir insanın sadece bir günde tamamlayabileceği detaylı bir yüz portresini, ben dengeyi sağlamak için yoğun çaba harcayarak ancak bir haftada bitirebiliyorum. Bu zorlu süreçte en büyük yardımcım ise sadece bir hamur silgi."
İlk Şiir Kitabı Çıktı, İkincisi Yolda
Rukiye Arslan’ın üretkenliği ve hayata tutunma arzusu sadece görsel sanatlarla da sınırlı kalmadı. Evdeki boş vakitlerinde küçük dikiş makinesiyle kıyafetler dikerek el becerisini geliştiren Arslan, aynı zamanda edebiyat dünyasına da güçlü bir giriş yaptı.
Şairlik yönüyle de büyük takdir toplayan sanatçı, tamamen kendi kaleminden dökülen şiirlerden oluşan "Kalemimde Parmak İzlerim" adlı ilk kitabını okurlarla buluşturdu. Edebi çalışmalarına ara vermeden devam eden üretken yazar, şimdilerde ikinci şiir kitabının hazırlıklarını sürdürüyor.
"Emeğimin Boşa Gitmesini İstemiyorum"
İŞKUR programı kapsamında Kelkit Gençlik Merkezinde istihdam edilen ve burada üretim yapma şansı bulan Arslan, kendisine sağlanan bu imkanların kalıcı hale getirilmesini talep ediyor. Sanat yapmanın kendisi için tarif edilemez bir yaşam kaynağı olduğunu belirten Arslan, yetkililere seslenerek şunları söyledi:
"Resim yapmak belki bazı insanlara sıradan gelebilir ama bana göre dünyanın en güzel hissi ve en büyük mutluluğu. Görev süremin sona ermesini istemiyorum; üretmeye, sergiler açmaya devam edebilmem için bana sunulan bu çalışma ortamının sürmesini arzuluyorum. Emeğimin boşa gitmesini istemiyorum."
Kendisiyle aynı kaderi paylaşan tüm engelli bireylere de seslenen azimli sanatçı, "Hayallerinizin peşinden koşmaktan asla vazgeçmeyin, yeteneklerinizi ortaya koyun ve içinizdeki cevheri saklamayın" çağrısında bulundu. Sanat felsefesini tek bir cümleyle özetleyen Arslan, sözlerini ders niteliğinde bir mesajla tamamladı:
"Ben karakalem çiziyorum ama asıl en güzel sanat, iyi bir insan olmaktır.






