KAĞIT VE AĞIT

Var oluşumuzu sorgulamak ve dönüp aynaya bakmak…

Kalabalıklar içinde kaynayıp gitmek mi doğal olan , yoksa tek tek ayıklayalım mı birbirimizi ?

Bu aralar ,buna benzer sorularla hem halim. Sormadan, cevabımı almadan ilerleyemiyorum.

Birey olarak önce kendimiz var oluyor sonra aile ve topluma dönüşüyoruz. Bu dönüşüm içinde yanlışlarımızla , hatalarımızla ve sevaplarımızla varız.

Şöyle bir yakın geçmişe baksak, yani seksenlere ve doksanlara , çocuk hep efendi, hanım ve uslu olmalı. Kızlar kahve içmemeli ,sofraya misafirlerden sonra oturmalı , yetişkinler en iyi tarafı götürmeli , erkek çocuklarının ise varlığına bin şükür edilmeli. Neden böyle başladım açıklayayım .Ailenin en küçük yapıtaşı çocuklardan oluşuyor .Hani şu pek bir şey bilmeyen, hiç bir şeyden anlamayan ,vara yoğa ağlayan , eline oyuncak tutuşturulan çocuklardan. Eskiden öyleydi şimdilerde ise dünya onların etrafında dönecekmiş gibi oluyor.

Aman, bir dengeyi tutturamadık . Arada kalan dayağı yer misali , 30 ve 50 yaş sınırı nasibini aldı. Önceden ailelerimizi , büyükleri memnun etmeliydik, şimdiyse çocuklarımızı.

Gelelim konumuza , bu hengamenin içinde kendimizin farkında olmamız pek mühim. Yaratıcı

seçmiş ve beni, seni özenle var etmiş .Hadi ol demiş ,sen önemlisin buyurmuş.

Ne yazık ki çoğumuz bu yüce hitabı keşfedemedik. Bir an önce uyanmalı ve potansiyelimizin

idrakine varıp ,olmamız gerekeni olmalı , yapmamız gerekeni yapmalıyız…

Zaman zaman zor durumlardan geçiyoruz, evet , hepimiz yaşıyoruz bunu . Kaderde ayrımcılık yok. Buruşturulup , top haline getirilip, sağa sola atılan bir kağıt parçası gibi hissettiğimiz olmuştur. Ah o kağıt kim bilir karalanmıştır ya da yırtık pırtıktır. Çöpe bile atılmaya tenezzül edilmemiştir belki de. Ağıtlar yakmışızdır peşinden.

E ,ne olacak yani öyle mi kalacağız. Bizim görevimiz o buruşuk kağıdı alıp ütüleyip, ardından hatırlamak ve ders almak amaçlı ,en güzel köşeye çerçeve yapıp asmak.

Sonra da bir paket yeni kağıt alıp , bembeyaz sayfalarla yeniden başlamak. Kendi hikayemizi yazmak. Bunu yapmak boynumuzun borcu. Çünkü çocukların, insanların, kadınların, öğrencilerin, toplumun , en önemlisi bizim kendimize iyi bir yaşam sözümüz var…

Boşuna gelmedik ve boşuna gitmeyeceğiz…

Sümeyra DURSUN

Eğitimci ve Yazar