“İnsanların yalnız yüzlerine değil, içlerine de bakın.”
Chesterfıeld
 
GÜMÜŞHANELİLİK
 
            Her zaman her ortamda ve her şart içinde tamamen kefil olduğum Karadeniz insanının belki de bir adım önünde olan Gümüşhaneliler tarih boyunca yaşam serüvenlerinde memleketlerine, dinine, örf ve adetlerine bu kadar sıkı sıkıya bağlı olan bir başka bölgemiz yoktur diyorum. Neye dayanarak mı söylüyorum bütün bunları?
 
            Öncelikle bu şehir mayasını kardığı Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi gibi bir hazretin doğduğu bir mübarek belde olma özelliği gösterir. Bunu aynı çizgide Şeyhi Şeyrani ve Çağırgan Baba takip etmiştir.
 
Açın bakın yakın tarihimizi. Atatürk’ün Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç’tan, adalet sıfatı ve muhteşem yüreğiyle bir döneme haklı bir iz bırakan Adalet ve İçişleri Bakanımız Mahmut Oltan Sungurlu’ya kadar olan çizgi yüzümüzü her zaman ağ etmiştir.
 
            Zaman değişti, siyasetler değişti, fikirler değişti. Memleket darbelerden geçti. Takvim yaprakları düştü dalından. Ama Gümüşhaneliler ait olduğu hemen her yerde adam gibi adam mayasından hiçbir zaman ödün vermedi.
 
Bu şehrin çimentosu olan Merhum Halit Zarbun’dan Demirel’in Tarım ve Köyişleri Bakanı olan Merhum Turgut Yücel’e kadar Gümüşhaneliler bizi çok güzel temsil ettiler. Baki Tuğ gibi bir isme sahip olan bu şehir değerlerinden bihaber yaşayabilir mi? Gümüşhanelilik ismi bu ülkede ve dünyanın dört bir yanında adeta temizliğin, samimiyetin, çalışkanlığın, dürüstlüğün ve namusun adeta birer vesikası hükmündeydi. Bunu sağlayanlar şüphesiz bizim varlıklarıyla gurur duyduğumuz güzel insanlarıydı.
 
            Yaptığı yatırım ve projeleriyle adeta dünya devi olan Aydın Doğan hangi şehrin nüfus kimliğine nasip olmuştur? Bugün bu ülkeye kazanımları ve ekmek verdiği insan sayısı azımsanabilir mi?
 
Bu şehrin sevdası ile hemhal olan vekilliği sonrasında bu şehirde yaşayan Necati Akagün, eğitim alanında çığırlar açan Fahri Akagün, bu şehre olan sevdasını eserleriyle pekiştiren ve o eserlerle bugün yolumuza ışık veren Sabri Özcan San, gazetecilik ve siyasi kimliğiyle Lütfullah Kantek, edebiyat alanında yüzümüzü ağ eden Vasfi Mahir Kocatürk, Nihal Atsız ve güzel insan Dilaver Cebeci nasıl unutulur?
 
            Öte yandan adam gibi adamlığıyla spor alanında hep zirveleri zorlayan ve yükseldikçe kişilikleri daha da yerine oturan Ziya Doğan, Ertuğrul Sağlam ve Tolga Zengin’e kim bir laf söyleyebilir?
 
            Örnek yaşantıları, siyasi hizmetleri ve şairliğiyle bir döneme imza atan Nurettin Özdemir ve Şinasi Özdenoğlu’nu unutmak vefasızlık olmaz mı? Aşık Zevraki ve Aşık İlhami gibi gönül insanlarının kıymetlerini anlayamasak bile onların varlıklarını inkar edebilir miyiz?
 
            Dedim ya ben bu şehrin delisini de velisini de çok ama çok seviyorum. Ben Hamdi’yi, Gıcık Aydın’ı, Selami’yi dünyalara değişmem.
 
Zaman bizlerden, kültürümüzden, değerlerimizden çok şeyler götürmüş olsa da dünya ve Türkiye gerçeğine baktığım zaman ben bu şehrin yedisinden yetmişine hemen herkesine insanlık adına, namus adına, vatanseverlik adına, çalışkanlık ve dürüstlük adına bir değil bin kere kefilim. (Nefsini ilah yapanlar hariç)