Gümüşhane Üniversitesi, on bir ayın sultanı Ramazan’ın manevi iklimini, Türkiye’nin tanınmış hekim, yazar ve programcılarından Dr. Senai Demirci ile taçlandırdı. Dr. Mustafa Çalık Kongre ve Kültür Merkezi Karaca Salon’da gerçekleştirilen "Ramazan’a Dair" başlıklı söyleşi, sadece bir dini sohbetin ötesine geçerek; psikoloji, felsefe ve varoluşsal sorgulamaların harmanlandığı entelektüel bir şölene dönüştü. Salonu hıncahınç dolduran akademisyenler, öğrenciler ve Gümüşhane halkı, Demirci’nin "gönül hekimliği" olarak nitelendirilen üslubuyla huzur buldu.
Rektör Yıldız: "Beden Hekiminden Gönül Şifasına"
Programın açılış kürsüsünde söz alan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Senai Demirci’yi ağırlamaktan duydukları kıvancı dile getirdi. Demirci’nin tıp doktoru kimliğine vurgu yapan Rektör Yıldız, Ramazan ayının iyileştirici gücüne dikkat çekerek, "Senai hocamız aslında bir beden hekimi olsa da, bugün burada bizlerle bir 'gönül hekimi' sıfatıyla buluşuyor. Ramazan, insanın kendi iç dünyasına yöneldiği, dertlerini döktüğü ve arındığı bir fırsat mevsimidir. Biz de bu gece kendisinden ruhlarımıza derman olacak reçeteler duymayı arzu ettik," dedi.
Hz. İbrahim ve Dört Kuş: İlişkilerde "Diri" Olmanın Sırrı
Söyleşinin merkezine Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi 260. ayetinde geçen Hz. İbrahim ve dört kuş kıssasını yerleştiren Senai Demirci, bu kadim anlatıyı modern psikolojinin kavramlarıyla yeniden yorumladı. Demirci, bir kuşun sadece kafeste olduğu veya zorunluluktan bakıcısına geldiği bağları "ölü ilişki" olarak tanımladı. Gerçek bağın ancak özgürlükle mümkün olabileceğini ifade eden yazar, eğer bir kuş uçsuz bucaksız bir ormanda özgürce kanat çırpabilecekken tekrar sahibinin omzuna konmayı tercih ediyorsa, bunun "diri bir ilişki" olduğunu vurguladı. Bu durumu iman kavramıyla ilişkilendiren Demirci, imanın bir dayatmadan ziyade bir "itminan" yani kalbin en derin noktasındaki huzurlu bir tercih olduğunu katılımcılara aktardı.
Oruç: Mülkiyet Yanılsamasından Özgürleşme Sanatı
Senai Demirci, konuşmasının devamında orucun insan ruhundaki dönüştürücü etkisini "mülkiyet" kavramı üzerinden irdeledi. Modern insanın sahip olduğu her şeyi kendi malı sandığını belirten Demirci, orucun bu narsisistik yanılsamayı kıran en güçlü eylem olduğunu söyledi. "Parasını verdiğimiz suyun veya ekmeğin mutlak sahibi olduğumuzu düşünüyoruz," diyen Demirci, iftar vaktine kadar bekleyişin nesneleri "özneleştirdiğini" ifade etti. Oruç tutan bireyin karşısında suyun ve ekmeğin dile gelerek "Ben senin malın değilim!" dediğini belirten yazar, bu bilinçli yoksunluğun insanın kendi bedeni, dili ve dudaklarıyla olan ilişkisini bile mülkiyet iddiasından kurtarıp, daha derin ve diri bir bağa dönüştürdüğünü savundu.
"Nisyan"dan "Naikan"a: Farkındalık Yolculuğu
İnsan kelimesinin kökenindeki "nisyan" (unutkanlık) ve "ünsiyet" (alışkanlık) kavramlarına değinen Demirci, gündelik hayatta erişimi kolay olan nimetlerin zamanla sıradanlaştığına dikkat çekti. Japon kültüründeki "Naikan" (içe bakış) pratiğinden örnekler vererek, insanın ancak bilinçli bir mahrumiyetle elindekilerin değerini anlayabileceğini belirtti. Orucu sadece bir ibadet değil, aynı zamanda insanın kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkisini yeniden inşa eden devrimsel bir imkan olarak tanımladı.
Gümüşhane’de Maneviyat ve Bilim Buluştu
Söyleşinin son bölümünde öğrencilerle interaktif bir soru-cevap seansı gerçekleştiren Demirci, gençlerin merak ettiği soruları büyük bir içtenlikle yanıtladı. Gümüşhane Üniversitesi’nin gelenekselleşen Ramazan etkinlikleri kapsamındaki bu özel gece, Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın Senai Demirci’ye günün anısına takdim ettiği hediye ile sona erdi. Katılımcılar, program sonunda Demirci’nin kitaplarını imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturdu.





