GELECEKTE GÜMÜŞHANE

BUNDAN beş yıl sonrasını yahut on yıl sonrasını tahmin etmek için kahin olmaya hele George Orwell olmaya veya “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” adlı romanı okumaya gerek yok, ama ben yine de okumanızı salık veririm.
Şöyle bir öngörüde bulunsak kâhinlik ya da fal mı bakmış oluruz?
Gümüşhane, gelecekte yüksek radyasyon oranı nedeni ile kanserli vakıaların çok olduğu, harşitin koku yapmasından dolayı üzerinin kapatıldığı, araba yoğunluğundan dolayı trafiğin hayatı felç ettiği, konutların şehir içinde değil de şehir dışında olmasının değer kazandığı, nüfus oranının bugünkünden çok daha az olduğu, Bağlarbaşı mahallesinde bulunan bahçelerin imara açılarak 10 kat ruhsat verildiği, Gümüşhane üniversitenin öğrenci sayısının 10 bini aştığı, her beş dakikada Trabzon’a seferlerin düzenlendiği, Trabzon- Gümüşhane arası mesafenin 45 dakikaya ve bazı özel taksiler için 30 dakikaya düştüğü, Akçaabat’ta bir akşam üstü köfte yiyenler sayısında gözle görülür artışın olduğu, Gümüşhane elmasının tarih olduğu, pestil ve kömenin tamamen GDO’lusunun satıldığı vs. zamanların on yılı hatta beş yılı bile bulmayacağını tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.
Biraz yavan ve basit kaçacak ama görünen köy kılavuz istemez.   Gidişat bence hiç umut verici değil. Amacım felaket tellallığı yapmakta değil. Ama Gümüşhane her gün daha yaşanmaz hale geliyor. Bunun sosyolojik nedenlerini, tarihsel arkaplanını, modernizmin yanlış anlaşıldığını, çağdaşlık ve medeniyet paradigmasından olaya yaklaşmanın beyhude bir çaba olacağını bildiğim için işin kavramsallaştırma boyutuna hiç girmiyorum. Girsen ne olacak? Gümüşhane de entelektüel mi var? Ya da Gümüşhane üniversitesi bu konuya mı eğilecek, fiziksel ve sayısal büyüme dururken. Hayır, hiçbir şey olmayacak. Yahut şehir sorumlularımı hele bir anlat, diyecek. Güldürmeyin…
Olmayacak çünkü bir şehrin entelektüeli yoksa o şehirde üniversitede olsa o şehrin geleceği karanlıktır.
Çıksan desen ki; ey yetkili ve etkililer, gelin Gümüşhane’nin dününü, bugününü ve yarınını masaya yatıralım. Kim çıkar ortaya hiç kimse. Trabzon’da neredeyse her güne denk düşen kitap yayımlanıyor, Trabzon’la ilgili. Bizler daha henüz Süleymaniye’yi anlamamışken bu şehrin ne dününü ne bugününü nede geleceğini konuşabiliriz. Günleri sadece açılışlarla kapatırız.