Gümüşhane’nin edebi ve kültürel birikimine yazılarıyla katkı sunan yazar ve şair Fatma Turan Karadeniz, okurlarının karşısına bu kez bambaşka bir tür ve heyecanla çıktı. İlk eseri olan ve tamamen şiir türündeki parçaları bir araya getirdiği “Zaman” adlı kitabının ardından kalemini bu defa çocuk edebiyatına çeviren Karadeniz, ikinci durağı olan “Gökyüzüne Mektup Yazan Çocuklar” isimli yeni kitabını okurların beğenisine sundu.
Şiir dünyasındaki melankolik ve duygusal tonun ardından çocukların saf, yalın ve umut dolu dünyasına kapı aralayan üretken yazar; yeni kitabının doğuş hikâyesini, yazım sürecinde beslendiği kaynakları, okurla kurduğu bağı ve geleceğe dair edebiyat hedeflerini detaylarıyla paylaştı.
Şiir Dünyasından Çocuk Edebiyatına Uzanan Bambaşka Bir Heyecan
İlk kitabı Zaman ile edebiyat dünyasına nitelikli bir adım atan Fatma Turan Karadeniz, ikinci eseriyle birlikte tamamen farklı bir kulvarda ilerlemenin tatlı telaşını yaşadığını vurguladı. İki eser arasındaki tür farkının hissettirdiği duyguları dile getiren Karadeniz, ilk kitabının tamamen şiir konseptinden oluştuğunu, Gökyüzüne Mektup Yazan Çocuklar’ın ise tamamen çocuk edebiyatına hizmet eden özel bir çalışma olduğunu aktardı. İki eserin de kendisinde bıraktığı izlerin çok ayrı kulvarlarda yer aldığını belirten Karadeniz, "Tabii ki farklı heyecanlar, farklı tatlar ve farklı bir ilerleyiş içerisindeyiz" sözleriyle duygularını ifade etti.
Eserin dikkat çekici ve merak uyandıran başlığının ortaya çıkış sürecine de değinen yazar, kitabın adının sonradan düşünülmüş bir etiket olmadığını söyledi. Benzer edebi süreçlerin aksine, metni yazmaya doğrudan bu başlıkla başladığını ifade eden Fatma Turan Karadeniz, çocukluk yıllarında gökyüzüne yazılan, yastık altına saklanan o samimi mektupların ve dileklerin herkesin ortak geçmişinde yer ettiğini belirtti. Kendi çocukluk hatıraları ile bu nostaljik hissi bağdaştırdığını vurgulayan yazar, başlığı zihninde netleştirdikten sonra hikâyeyi aşağıya doğru adım adım ilmek ilmek işlediğini dile getirdi.
"Zihnimi Tetikleyen En Büyük İlham Kaynağı Çocuklar Oldu"
Çocuk kitabı kaleme alma fikrinin aniden ya da planlanmamış bir anda gelişmediğini, aksine zaman içerisinde çocuklarla gerçekleştirdiği yoğun temasların bir meyvesi olduğunu açıklayan yazar, hazırlıksız yakalanmadığı bu süreçte en büyük gücü gözlemlerinden aldığını dile getirdi. Özellikle çocuklarla aktif olarak çalışmaya başladığı dönemde zihnindeki öykü parçalarının belirginleştiğini aktaran Karadeniz, "Çocukları gözlemleyerek kitabın iskeletini oluşturdum. Onların samimiyetinden ve saf bakışlarından ilham alarak bu şekilde ilerledim" dedi.
Kitabın matbaa sürecinin ardından tamamlanıp ilk kez eline ulaştığı o özel anı anlatan Fatma Turan Karadeniz, hissettiği duyguların tarif edilemez bir mutluluk ile karışık bir burukluk barındırdığını samimiyetle paylaştı. Göğsünü kabartan bu mutluluğun yanında içten içe buruk bir endişe taşıdığını aktaran Karadeniz, zihninde sürekli "Acaba ne kadar çok çocuğa ulaşabileceğiz?" sorusunun yankılandığını, en büyük temennisinin ise bu sayfaların olabildiğince fazla çocuğun kalbine dokunması olduğunu açıkladı.
Unutulmaya Yüz Tutan Değerler Sade Bir Dille Sayfalara Taşındı
Yeni eseri Gökyüzüne Mektup Yazan Çocuklar’ın sadece minik okurlara eğlenceli vakit geçirtmeyi amaçlamadığını, aynı zamanda günümüz toplumunda unutulmaya yüz tutan temel insani değerleri yeniden hatırlatmayı hedeflediğini belirten yazar, kitabın muhtevasına dair kapsamlı bilgiler verdi. Metnin son derece yalın ve çocukların içselleştirebileceği akıcı bir dille kurgulandığını altını çizerek vurgulayan Karadeniz; büyüklere saygı, sofra adabı, toplumsal alanlarda ve okul ortamında nasıl davranılması gerektiği gibi hayati detayları çocukları kırmadan, incitmeden ve ders verir edadan uzak bir üslupla işlediklerini kaydetti.
Kitap içerisinde çocukların akranlarıyla olan iletişimine özel bir parantez açıldığını ifade eden Karadeniz, akran zorbalığının aksine çocukların birbirlerini zorlamadan, sevgi ve anlayış çerçevesinde bağ kurmaları gerektiğine dair pek çok öğretici öykünün yer aldığını belirtti. Eserinde taviz vermediği kırmızı çizgilerinin de altını çizen yazar; vatan sevgisi, bayrak bilinci, minnet duygusu, birlik ve beraberlik gibi milli hassasiyetleri çocuklara aşılamayı bir borç bildiklerini ve gözlemlediği eksiklikleri bütüncül bir yaklaşımla kitaba yansıttığını dile getirdi.
Farklı İllerdeki Minik Okurlardan Tam Not Alındı
Basım öncesi süreçte çok önem verdiği özel bir uygulamaya imza attığını belirten Karadeniz, kitabın henüz taslak aşamasında olan PDF kopyalarını farklı illerde yaşayan bazı çocukların ailelerine ilettiğini söyledi. Çocuklardan okudukları hikâyeleri zihinlerinde canlandırarak resmetmelerini rica ettiğini ve bu çizimlerin bir kısmına kitabın arka sayfalarında yer verdiklerini müjdeleyen yazar, bu deneyimin eserin gerçekçiliğini kanıtladığını aktardı.
Kitap çıkmadan önce hikâyeleri okuyan miniklerle telefonda bizzat görüştüğünü ve onların fikirlerini aldığını dile getiren Karadeniz, çocukların kendisine "Aynı bizim evdeki gibi, aynı bizim sınıftaki gibi" şeklinde geri dönütler verdiklerini belirtti. Yazar, bu samimi tepkilerin, kaleme aldığı metinlerin doğrudan hayatın içinden ve çocukların günlük rutinlerinden süzülen gerçekçi kesitler olduğunu kanıtladığını gururla paylaştı.
20 Yıllık Hayal Gerçek Oldu: "Yazmak Hayatımın Tam Merkezindedir"
Zihninde bir çocuk kitabı yazma ve bunun adına Gökyüzüne Mektup Yazan Çocuklar deme fikrinin yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Karadeniz, temanın ise tamamen bugünün dünyasını ve çocukluğunu yansıttığını bildirdi. Yazma eylemini hayatının tam merkezine konumlandırdığını ve küçük not defteriyle gezerek sürekli notlar aldığını belirten Karadeniz, ilhamın gelmesini pasif bir şekilde beklemediğini, aksine ilhamı kendi disipliniyle ürettiğini vurguladı.
Yazmak için özel bir mekâna, gece saatlerine ya da manzara arayışlarına ihtiyaç duymadığını belirten yazar, "Benim için mekanın çok bir önemi yok. Kalabalıktan sıyrılıp kendi iç sesimi duyabildiğim her an, ister arabada beklerken ister yalnız kaldığımda kalemimi çıkarıp yazabilirim" açıklamasında bulundu. Şiir yazarken hayatın melankolik taraflarından ve çevresindeki insanların duygularından beslendiğini kabul eden Karadeniz, çocuk edebiyatında ise melankoliye kesinlikle yer olmaması gerektiğinin altını çizdi. Çocuk kitaplarının özveri, sevinç, mutluluk ve yapıcı gözlemlerle inşa edilmesi gerektiğini savundu.
Tüketim Çağında Okuma Alışkanlığı ve Yerel Edebiyata Çağrı
Günümüzün hızla tüketen yapısına dikkat çekerek toplumsal bir öz eleştiride bulunan Fatma Turan Karadeniz; sadece gıdanın ya da eşyaların değil, duyguların, sevgilerin ve değerlerin de çok hızlı tüketildiğinden dert yandı. Kitap fiyatlarına yönelik yapılan eleştirilere de değinen Karadeniz, maliyetlerin tamamen yayıncılık piyasası ve ekonomik şartlarla ilgili olduğunu, yazarların fiyat belirleme yetkisinin bulunmadığını hatırlattı. Tüketim toplumunda gençlerin önceliklerini doğru belirlemesi gerektiğini vurgulayan yazar, "Absürt ihtiyaçlara ve sigaraya bütçe ayırabilen bir toplumun kitaba pahalı demesini doğru bulmuyorum. Tüketebileceğimiz en şahane şey nitelikli bir kitaptır" şeklinde konuştu.
Edebiyatta öncelikli olarak yerel yazarların ve yerli klasiklerin okunması gerektiğini savunan Karadeniz, genç okurlara yelpazelerini adım adım genişletmelerini tavsiye etti. Gümüşhane’deki edebiyat üretiminin her geçen gün arttığını ve fuarlarda kadın yazarların sayısının çoğalmasından büyük gurur duyduğunu belirten yazar; okurların Dostoyevski gibi dünya klasiklerine geçmeden önce Ayşe Kulin, Cahit Sıtkı Tarancı ve bölgelerindeki yerel kalemleri okuyarak edebiyat bilincini geliştirmeleri gerektiğinin altını çizdi.
Gelecek Projelerde Roman Müjdesi
Yazma tutkusu olan genç kalemlere ve edebiyat heveslilerine seslenen Fatma Turan Karadeniz, kimsenin duygularını heba etmemesi gerektiğini, tutulan küçük notların gün gelip devasa bir esere dönüşebileceğini vurguladı. İlk kitabı Zaman ve ikinci eseri Gökyüzüne Mektup Yazan Çocuklar ile edebiyat dünyasında kalıcı izler bıraktığına inandığını ifade eden Karadeniz, "İnsanlar ölür, eserleri kalır. Belki bugün değil ama zamanı geldiğinde bu eserlerin hak ettiği yeri bulacağına inanıyorum" ifadeleriyle düşüncelerini özetledi.
Kafasında yeni projelerin şimdiden şekillendiğini müjdeleyen üretken yazar, üçüncü kitap fikri olarak bir yetişkin romanı üzerinde çalıştığını ve edebiyat yolculuğuna hiç ara vermeden kararlılıkla devam edeceğini belirtti.
Haber :Burak Buğra Üzüm







