Ekrana Değil, Aynaya Bakma Vakti: Şiddetin Suçlusu Kim?

Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat’tan gelen haberlerle sarsıldık. Henüz hayatının baharında, okul sıralarında olması gereken evlatlarımızı, öğretmenlerimizi kaybettik. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Ancak bu acıların ardından sosyal medyada dönen "suçlu arama" korosu, beni bu satırları yazmaya itti.

Herkesin fikri kendine; ama bir gerçek var ki o da herkesin topu taca atma hızı. Suçlu sosyal medya, suçlu mafya dizileri, suçlu bilgisayar oyunları... Peki, bu denklemde hiç mi aynaya bakmıyoruz? Suçlu olmayan tek yer gerçekten "aileler" mi?

Kurtlar Vadisi’yle Büyüdük, Kimseyi Vurmadık
Ben 28 yaşındayım. Çocukluğum Deli Yürek’le, gençliğim Kurtlar Vadisi ile geçti. Lisedeyken Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ı izliyor, akşamları arkadaşlarla internet kafede Counter-Strike oynuyorduk. Ama hiçbirimiz o mouse’u bırakıp elimize gerçek bir silah almayı hayal etmedik. Bugün Yeraltı gibi yapımları takip ediyorum ama şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüyorum.

Şimdi soruyorum: Dizileri yasaklayalım, interneti fişten çekelim, sinemaları kapatalım; sorun çözülecek mi? Büyük resme odaklanmak yerine günah keçisi ilan etmek ne kadar gerçekçi?

Kurgu mu Rol Model mi?
Bir dizide Çağatay Ulusoy ya da Uraz Kaygılaroğlu eline silah alınca, onu izleyen her genç neden sokağa çıkıp ateş etsin? Her yapımın başında koca harflerle "Bu hikaye tamamen hayal ürünüdür" yazıyor. Televizyon kanalları zaten her sahneye kamu spotu, her karaktere etik kural giydirmekten yorgun düşmüş durumda.

Asıl mesele şu: Senin oğlun veya kızın neden o karakteri kurgu olarak değil de bir "kurtarıcı rol model" olarak görüyor? Bir gencin hayatında, kurgusal bir karakterin boşluğunu dolduracak kadar büyük bir otorite ve sevgi boşluğu varsa; orada durup düşünmek gerekir.

Tabletle Büyüyen Bebeklerin Hazin Sonu
Sahi, o çocuk oraya gelene kadar anası babası olarak siz neredeydin? Tabletlerle, telefonlarla susturularak büyütülen o bebekler bugün yetişkin oldu. Şimdi ne yapacağınızı bilmediğiniz için, bunca yıl "yarış atı" gibi koşturduğunuz çocuğunuza, vicdanınızı rahatlatmak için sahte bir ilgi mi gösteriyorsunuz? Bu çocuktan her şeyi saklayarak, her şeyi kontrol altına alarak sevgiyi hissettiremezsiniz. Sizin suni baskılarınız sevgi gösterisi değil, bir hapishane yönetimidir. Ve emin olun, o çocuk bunu ayırt edecek kadar zeki.

Şiddet Teknik Değil, Psikolojik Bir Meseledir
Okul katliamcılarının veya şiddet eğilimli gençlerin profillerine bakın; ortak nokta dizi izlemeleri değil, sevilmemeleridir. İnsanlıktan nefret eden, ömrü boyunca gerçek bir bağ kuramamış, akran zorbalığına uğramış, gelecek kaygısıyla ezilmiş gençler bunlar.

Suçluyu yanlış yerde arıyoruz. Şiddetin kaynağı ekrandaki pikseller değil;

Aynı sofrada oturulmayan o soğuk evler,

Kentsel dönüşümle ruhunu kaybeden, komşuluğun bittiği mahalleler,

Gençlerin sırtına yüklenen ağır "başarı" idealleri,

Kendi çocukluğunu yaşayamadan ebeveyn olan yetişkinlerdir.

Sonuç: Yasaklar Çözüm Mü?
Yasaklarla şiddeti bitiremezsiniz. Çünkü mesele şiddetin "nasıl" uygulandığını görmeleri değil, bir insanın neden şiddet uygulayacak kadar "içinin boşalmış" olmasıdır.

Ekrana bakıp senaryoyu suçlamayı bırakın. Çocuğunuzun gözlerinin içine bakın; orada ne gördüğünüz, televizyonda ne izlediğinden çok daha önemli.