Gümüşhane bizim için ata toprağından öte bir sevda, bir hasret, bir özlem; Gümüşhaneli olmak ise gurur kaynağıdır.

Peki hala Gümüşhaneli olmaktan hala gurur duyuyor muyuz?

Çocukluğumu bilirim; heyecanla ve coşkuyla köyüme gittiğimi...1000 km ötede, dağların arasında bir memleket bu kadar çok nasıl sevilir? Sabah erken kalkarım; yüzümü yıkamak için koşarak orta pahara giderim.Dönüşte Ulkiye Bibim, Gülhanım Bibim ve daha nicesi kapılarını ardına kadar açmış; sevgi sözcükleriyle beni çağırıyorlar.İçeri girmezsem darılır, küserler.Mecbur hepsinde kısada olsa oturur, gönüllerini alırım ve ellerini öper çıkarım.Bu bir gün değil, her gün böyle.Canım süt çeker; sütümüz yok ama üzülmem, bilirim ki birazdan taze sağılmış süt ve yumurta getirir komşularımız.Dedemler tarladan dönüyor; imece usülü herkes birbirine yardım eder tarlada...Akşama askerimiz var; herkes ne kadar gücü yeterse haşlık verir askere, düğün olur, cenaze olur birliktelik hiçbir zaman bozulmaz.Samimi ve içten bir birliktelik çünkü bu.Telefonlar yeni yeni çıkıyor; yüz yüze sıcak sohbetler moda o zaman...Sıcacık sobanın etrafında samimi sohbetler...

Yıl 2021...

Hasretle, özlemle ve yine aynı coşkuyla köyüme giderim.Sabah orta pahara gider yüzümü yıkarım.Dönüşte her yer kapı duvar; birkaç insanla karşılaşırım.Ya zorla selam verir ya da arkasına bakmadan giderler.Sabaha sütümüz yok ama olsun parasıyla komşudan alırım.Sicak sohbet mi o da var ya da yok.Sohbet yerini telefona bırakmış.Artık herkes kendi kabuğuna çekilmiş.Herşey maddiyata dönmüş.Paran varsa bir nebze daha çok gelenin gidenin olur.Paran yoksa Allah yardımcın olsun.İnsanlık mı? O da var ya da yok...

Sahi, biz ne ara bu hale geldik!