banner275
07 Aralık 2011 Çarşamba 09:27
Bayram Nazır Kerbela Olayını Yazdı
banner305
banner331

 Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Bayram Nazır, sıkıntı ve bela anlamına gelen Kerbela olayını bütün detayları ile yazdı.



Daha önce kaleme aldığı çok sayıda kitap ve makale ile birçok konuda yaptığı araştırmaları vatandaşların anlayabileceği dille yazıya döken Nazır, bu kez Hz. Peygamberin (S.A.V.) torunu Hz. Hüseyin ve 72 arkadaşının can verdiği Kerbela’yı anlatıyor. (www.gumushane.gen.tr)



Kelime anlamı, “sıkıntı” ve “bela” demek olan Kerbela’da 10 Ekim 680’de yaşananlar, İslam tarihinin en unutulmaz ve tarif edilmez acılarından biridir. Peygamberimizin öpmeye bile kıyamadığı torunu Hz. Hüseyin ile beraber Hz. Hasan’ın oğulları ve Peygamberimizin soyundan gelen bir çok kişi Kerbela’da yaşanan zulüm neticesinde birer birer canlarını vermişler, cinayetlerin sorumlusu olan Yezid’in adı ise İslam dünyasında asırlar boyunca lanetle anılmıştı. 

Müslümanların halifesi Hz. Ali’nin, 661 yılında Hariciler tarafından şehit edilmesinden sonra iktidar tam anlamıyla Hz Muaviye’nin eline geçti. Hz. Muaviye, oğlu Yezid'in kendinden sonraki halife olarak kabul edilmesini daha hayattayken garantiye almaya çalıştı. Taraftarlarına Yezid'e biat ettirdi.  Yezid başa geçince ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazarak Hz Hüseyin’e değil, kendisine itaat etmesini istedi. Bu arada Hz Hüseyin Kufelilerdenkendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyordu. Halife olduğunu ilan ederse Hüseyin'i destekleyeceklerini söylüyorlardı

Hz Hüseyin’in Temsilcisi Müslim  Kufe’de Şehid Edildi

Hz. Hüseyin, bu teklifleri ciddiye aldı ve  amcasının oğlu Muslim bin Akil’i Kufe’ye gönderdi ve durumu yerinde incelemesini istedi. Muslim Kufe’ye vardığında binlerce kişi Hz Hüseyin’e biat etti. Gelen haberlere dayanarak Hz Hüseyin, Kufe’ye gitmeğe karar verdi.

Kufe’de işleri yolunda gitmediği gören Yezid, şehrin denetimini Ziyad oğlu Ubeydulla’a verdi. Ubeydullah Kufe’d sert önlemler aldı. Onun önlemleri sonuç verdi ve daha önce Hz Hüseyin adına Muslim’e biat eden Kufe halkı karar değiştirdikleri gibi Müslim’i tek başına bıraktılar. Böylece, Müslim’in yabancısı olduğu Kufe’de nereye gitmesi gerektiğini gösterecek tek bir kimse bile kalmadı. Daha sonra Müslim bir eve sığındı. Ubdeydullah’ın evi kuşatan adamlarına karşı çetin bir mücadeleye girişen Müslim yaralı olarak ele geçirildi ve Ubdeydullah’ın önünde şehit edildi. 

Kufe Halkı Hz Ali ve Hz Hasan’a Yaptıkları Vefasızlığı Hz Hüseyin’e de Yaptı

Müslim’in öldürülmesinden habersiz bir şekilde tüm aile fertlerini yanına almış olduğu halde Kufe’ye doğru yola çıkmıştı. Hz Hüseyin’in gitme kararına pek çok kişi karşıydı. Bunların başında amcazadesi Abbas oğlu Abdullah geliyordu. Kufelilerin Hz Ali ve Hz Hasan’a yaptıkları vefasızlığı hatırlatıp aynı işin kendi başına geleceği konusunda Hz. Hüseyin’i uyarmışlardı. Hz Hüseyin, Yezid’in kendisini Mekke’de de kendisini rahat bırakmayacağını ve Kabe’nin mahremiyetinin böyle bir mücadele ile bozulacağını dile getirmişti. Zira, Yezid’in görevlendirdiği bir ordu, Hac bahanesiyle Mekke’ye gelmişti.

Kalp Başka Kılıç Başka

Hz. Hüseyin, Kufe’ye doğru ilerlerken dönemin meşhur şairi Ferezdak ile karşılaştı. Hz. Hüseyin’e nereye gittiğini sordu. Hz. Hüseyin, Kufelilerin kendisini davet ettiklerini söyledi. Ferezdak, cevaben “Babam ve annem sana feda olsun! Ben oradan çıkarken kalpler seni, kılıçlar Ümeyoğullarını destekliyordu zafer ise Allah’ın takdiridir” diyerek durumun aslında hiç de iç açıcı olmadığını izah etmeye çalıştı.

Abuydullah Hurr kumandasında 1000 kişilik bir öncü kuvveti Hz. Hüseyin’i kontrol altına alıp Kufeye getirmekle görevlendirmişti. Hz Hüseyin Şeraf denilen yerde Hurr ordusuyla karşılaştı. Hurr, Hz Hüseyin’den Kufe valisi Ubdeydullah’tan yeni bir emir gelinceye kadar Kufe ile Medine arasında bir yol takip etmesini istedi. Hz. Hüseyin, bunun üzerine “sıkıntı” ve “bela” anlamına gelen, adı anıldığında asırlar boyu insanların yüreğini dağlayacak olan Kerbela’ya gitti.

Valilik Makamını Korumak İçin Hz Hüseyin İle Savaştı

Hurr, Hz. Hüseyin’in susuz ve ağaçsız bir yerde karargah kurmasını sağladıktan sonra durumu Ubeydullah’a bildirdi. Ubeydullah, Rey Valisi Sa’d oğlu Ömer’e ordusuyla Kerbela’ya gidip meseleyi halletmesi emrini verdi. Ömer, önce Hz Peygamberin torununa karşı savaşmak istemediğini söyledi ama valiliğin elinden gideceği tehdidini görünce görevi kabul etti. Bu arada Hz. Hüseyin, Ömer ile bizzat buluşup ona bazı tekliflerde bulundu. Bu teklifler, geldiği yere geri dönmek, bizzat Yezid’in yanına gitmek veya serhadlerden birince cihat ile meşgul olmak idi. Ömer, bu teklifleri Ubeydullah’a iletti. Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in kendisine getirilmesini, eğer direnirse savaşmasını ve öldürüp cesedini atlarına çiğnetmesini istedi.

Zulme Boyun Eğmektense Allah Yolunda Şerefli Bir Ölüm

Sa’d oğlu Ömer, şartları Hz. Hüseyin’ bildirdi. Hz. Hüseyin düşünmek için bir gün süre istedi. Yapılan teklifleri ehli beytine danıştı ve hep beraber, zulme boyun eğmemek için Allah yolunda şerefli bir şekilde ölme kararı aldılar. Hz Hüseyin savaş hazırlıkları yapmaya başladı. Kadınların bulunduğu çadırların etrafına hendekler kazdırarak içlerini odunla doldurttu. Şayet düşman çadırlara girmeğe çalışırsa bu odunlar tutuşturulmak suretiyle yaklaşmalarına engel olunacaktı. Ardından sabah kadar ibadet etti.

Allah Senin Olmadığın Bir Günü Bize Göstermesin

Sabah olunca Hz. Hüseyin, yanında bulunanlara dönerek izin verdiğini ve isterlerse dönebileceklerini söyledi. Herkes bir ağızdan “Allah senin olmadığın bir günü bize göstermesin” diye bağırdılar ve ağlamaya başladılar. Hz. Hüseyin’in kardeşi Zeynep de feryad u figan içindeydi. Aileden olmayan yandaşlarından da aynı cevaplar geldi. Züheyir Hz. Hüseyin’e dönerek “Beni bin kere öldürseler ve diriltseler, yine canımı senin yoluna feda ederim” diye bağırdı.

Hz Peygamber’in Benim ve Ağabeyim İçin Bunlar Cennet Ehlinin Ulularıdır Dediğini Duymadınız mı?

Bu diyaloglardan sonra Hz. Hüseyin miskler süründü, giyinip kuşandı ve saçlarını taradı. Sanki dedesinin huzuruna çıkmak için hazırlık yapıyordu. Ardından ordusunu düzen koydu. 10 Muharrem 61 yılında iki ordu karşı karşıya geldi. Hz. Hüseyin’in kuvvetleri 32 atlı ve 40 piyade olmak üzere 72 kişi idi. Karşısında ise sayıları binlerle ifade edilen bir ordu.

Hz. Hüseyin atını Kufe ordusunun üzerine sürdü ve karşı tarafa hitaben şu konuşmayı yaptı:
Allah’tan korkun bana kılıç çekmeyin. Benim kanım size helal değildir. Çünkü ben, Peygamberin kızı Fatıma’nın oğluyum. Büyük annem Hatice, Hz. Peygamberin hanımıdır. Babam Hayber kahramanı Ebu Talip oğlu Ali, büyük amcam Allah’ın Aslanı Hamza’dır. Benim soyumu düşünün, bir bakın kimim ben, kime kılıç çekiyorsunuz. Allah’ın elçisi Peygamber’in benim ve ağabeyim için “bunlar cennet ehlinin ulularıdır” dediğini duymadınız mı?

Hz Hüseyin’in sözleri büyük bir sessizlik meydana getirdi. Kufe ordusu uğuldamaya başlayınca ordusunun isyanından çekinen Sa’d oğlu Ömer, ilk oku attı ve savaş başladı.

Hepsi Şehit Oldu

Savaşın başlamasıyla birlikte Hz. Hüseyin’in yanında bulunanlar teker teker şehit oldular. Babasının yalnızlığına dayanamayan 19 yaşındaki oğlu Ali Ekber, halası Zeynep’in feryatları arasında çadırdan çıkıp, babasından izin aldı ve savaş meydanına daldı. Kufeliler, Ali Ekber’in üzerine üşüşerek kılıçla şehit ettiler. Hz. Hasan’ın 11 yaşındaki oğlu Kasım amcasının “sen küçüksün savaşamazsın” uyarılarına rağmen, amcasının elinden kurtulup savaş meydanına daldı ve şehit düştü. Düşman, çadırlara iyice yaklaşmıştı. Kılıç seslerini çadırın içindeki kadınlar bile duyabiliyordu.  
 
Hz. Hüseyin’in Mübarek Başı Kesiliyor
 
Hz. Hüseyin, kahramanca savaşıyor karşısına çıkanı yere seriyordu. Hiç kimse onunla teke tek mücadele etme cesaretine sahip değildi. Savaşa savaşa Fırat kenarına ulaştı. Eline bir avuç su alıp Ehl-i Beyt’in günlerdir çektiği susuzluğu düşündüğü sırada atılan bir ok ağzına saplandı. Bu arada “Yetiş ya Hüseyin, ordu çadıra hücum ediyor” diye bağırılınca çadıra yöneldi. Ancak bu bir aldatmacaydı ve Hz. Hüseyin’i birebir öldürmenin mümkün olmadığını anlaşılınca Şemir, komutasındaki askerlere toplu hücum emri verdi. Hep birlikte Hz Hüseyin’in üzerine saldırdılar ve Hz Hüseyin aldığı ok ve mızrak darbeleriyle atından düştü. Enes oğlu Sinan’ın kılıç darbesiyle yaralanmıştı. Şemir, ileriye atılarak yaralı bir halde yatan Hz. Hüseyin’in başını bedeninden ayırdı.

Müslüman dünyası, yaşanan bu olayları hiçbir zaman unutmadı ve Yezid’e ve onun yönetimine her dönemde lanet edildi. İlerki yıllarda Emevi halifelerinin mezarları tarumar edildi ve Muharrem ayının onuncu günü matem kabul edildi.

Kaynak: www.gumushane.gen.tr

Anahtar Kelimeler:
GümüşhaneBayram Nazır
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muammer güler 2011-12-07 13:01:12

hocam eline saglık çok güzel özet bir yazı tam konuyu kavramış oldum allah razı olsun muammer güler

Avatar
LOKMAN ATALAY 2012-11-02 02:37:40

TEŞEKKÜRLER BAYRAM HOCA

banner333

banner329

banner309