Ülke gündeminin artık günlük değil saatlik değişimlerini yaşadığımız bu günlerde gündemi takip etmek, gündeme dair yazılar yazmak son derece güç olmaktadır. Zira gündemi yazmaya kalktığınızda yeni bir haber ile yazacağınız haber güncelliğini kaybetmektedir.

Bu kargaşa ve bulanıklığın bir an önce bitmesi, vatandaşın hafızalarının netleşmesi, şaibelerin aydınlatılması, hukuka ve adalete güvenin yeniden bir an önce  inşa edilmesi ülkemiz  geleceği açısından önem arz etmektedir.

“Çocuğu yok, aile nedir bilmez”

 Sayın Başbakanın “Çocuğu yok, aile nedir bilmez” ifadesi bir çok çocuksuz aileyi incitmiş ve ötekileştirmiştir.

Son TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre Türkiye genelinde evlenme çağına ulaşmış, ancak hiç evlenmemiş kişi sayısı 15 milyon 64 bin 319. Boşanmış kişi sayısı 1 milyon 562 bin.  Yaklaşık 1.5milyon çift ise çocuksuz. Yani, Sayın Başbakanın deyimiyle, “aile kavramını bilmeyen, çocuğu olmadığı için bu sorumluluk duygusundan uzak” kişi sayısı yaklaşık 18 milyon kişi!..

Saffat Suresi 42. ayetinde evlenemeyenler için; “..Onlar için türlü meyveler vardır ve onlar ağırlanırlar” deniliyor, yani Allah indinde “misafir” muamelesi görüyorlar. Bizler, sizler, hepimiz Allah’ın “ol” demesiyle olmadık mı?.. O’nun “ol” demediği bir durum için bu kadar ağır bir suçlama ve hakaret yüreklerde derin yaralar açmıştır. Çoluk çocuk sahibi  olmak Cenabın Allahın taktiridir.

Ankara’ya Karakaya

Değerli kardeşlerim, gerek Ankara Büyükşehir Başkan adaylarının gerekse ilçe ve belde belediye başkan adaylarının onlarca, yüzlerce sloganlarını, özdeyişlerini duyuyor, görüyoruz. Belki çok duygusal bir yaklaşım olduğunu değerlendirebilirsiniz ama, benim gönlümü en çok okşayan, içime en çok sinen slogan; “Ankara’yı içinde yaşamaktan mutlu olunan bir kent haline getirme sözü veriyoruz” oldu.. “Kimin sloganı?” diye sormayacağınızı umuyorum; bu sözün sahibini Ankara’ya çok yakıştırıyorum!..

Siyasi geçmişini ifade etmek belki “taraf” olduğunu söylemek manasına gelebilir ama, değişik siyasi görüşleri olan bir Ankara seçmeninin bile şöyle bir “tirt”e, kariyere sahip bir Belediye Başkanı tarafından yönetilmeye itirazı olabilir mi?.. “Karakaya, yöneticilik hayatını Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların yurt dışındaki projelerinde finans yöneticisi olarak sürdürmüş, 1999 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü olmuş, En genç KİT Genel Müdürü olan Mevlüt Karakaya 2000 yılında “Yılın Kamu Yöneticisi”, 2002 yılında “Yılın Bürokratı”, 2003 yılında ise Hazine Müsteşarlığı tarafından “En Başarılı KİT Yöneticisi” ödüllerini aldı.”

Unutmayalım ki, hizmet Allah’ın emanetidir. Allah için hizmet eden kimse, O’nun himayesindedir. Bu himaye de dürüstlüğe bağlıdır. Niyeti güzel olanın bereketi kesilmez, emeği de zayi olmaz. Dost olan, dürüst olan ve halk için çalışan kimseler dünya ve ahirette yalnız kalmaz.

Değerli kardeşlerim, Yerel Seçimlerin yapılmasına bir aylık süre kaldı. Kıymetli Başkan adayımız Mevlut Karakaya ve ekibinin hazırladığı projeler, Ankara’yı “içinde yaşamaktan mutlu olunan kent” haline getirme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor ve bu çalışmalar bitmeyen bir enerji ve heyecanla değişik zaman ve mekanlarda Ankara halkının bilgilerine sunuluyor.

Hepimizin malumudur ki, insanı bütün hayırlı ve yararlı ibadet, iş ve hizmetlerden geri koyan, önce nefsi, sonra kötü arkadaşlarıdır. Biz Sayın Karakaya Başkanımızın iş ahlakına, dürüstlüğüne ve çalışma arkadaşlarına sonsuz bir güven  duyduğumuz için kendisine her türlü desteği vermekten geri durmayacağız.  

Yine unutmamak gerekir ki, hizmet edenin değeri ne olursa olsun, hizmet ettiği dava, amaç ne kadar büyük ve ulvi ise hizmet edenin de değeri, makamı ve şerefi de o derece büyük olur. Heyecanını, emeğini, birikimini, tecrübesini ve neredeyse tüm enerjisini ülküsü yüksek bir davaya, milliyetçi bir ruhla, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti güzel Ankara’ya adamış Sayın Karakaya’nın yanında olmak bize çok önemli bir prestijdir ve gururdur.

Bir gaflet hissiyle yanlış bir tutum içine giren, neredeyse siyasi DNA’sını raddeden, ülkülerinin ehemmiyetini bir an için unutmuş kişiler, “siyasi stepne” durumuna düşmüş olanlar eğer bu gaflet uykusundan uyanamayıp “ülkülerine ve ışıklarına” hizmet davasına katılamıyorsa, hiç olamazsa, hizmete zarar vermemelidirler. Çünkü hayra rıza gösteren, teşvik eden ve sebep olan kimse, o hayrı yapmış gibidir.

Biz de, ruhunda ülkücülük taşıyan herkese “gerçeği görmek” için bir nefeslik bir zamanın bile çok önemli ve hayırlı bir zaman olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Sadece bir örnek vererek işin önemini tekrar vurgulamak arzusundayım; Son 12 yılda tam tamına Kayseri İli yüzölçümü kadar ormanımız yok olmuş!.. Yani, beceriksiz ve vahşi tarım politikaları yüzünden akciğerlerimizi hızla kaybediyoruz. Bari 30 Mart’ta bize verilen demokrasi şansımızı kaybetmeyelim, ne nefsimizi ne de nefesimizi riske atmayalım.Saygılarımla…..

…..

 

 


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner309

banner277

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.